وَیُكَلِّمُ النَّاسَ فِی الْمَهْدِ وَكَهْلًا وَمِنَ الصَّالِحٖینَ
Diyanet meali
"O, beşikte de, yetişkin çağında da insanlarla konuşacak, salihlerden olacaktır."
Kelime meali
Hz. Îsâ’nın beşikte iken konuşacak olması olağan üstü bir olay olmakla beraber, yetişkinlik çağında konuşacak olması doğal bir durum olduğu halde âyet-i kerîmede bundan niçin söz edildiğine değişik açıklamalar getirilmiştir: a) Beşikte iken de yetişkinliğindeki gibi yani gerek içerik gerek üslûp olarak peygamber tavrıyla konuşacağına işaret edilmektedir (Zemahşerî, I, 190; bilgi için bk. Meryem 19/29-33). b) Hz. Îsâ’nın yetişkinlik çağına kadar yaşayacağı annesine bildirilmiş olmaktadır. Kehl kelimesinin Arap dilinde taşıdığı anlamlara göre bu çağın başlangıcı genellikle otuz yaş veya birkaç yıl sonrası şeklinde belirlenmiştir (İbn Atıyye, I, 437). c) Hz. Îsâ’nın değişik dönemlerden geçmesi, bu dönemlerde farklı haller sergilemesi onun tanrı olarak düşünülemeyeceğinin açık bir belgesidir ve bu yolla hıristiyanların sakat inançlarına reddiyede bulunulmaktadır (Râzî, VIII, 52; Elmalılı, II, 1103).
Kur'an Yolu Tefsiri Cilt: 1 Sayfa: 576
Kaynak: Diyanet Kur’an Yolu tefsiri (aynı tefsir grubu, tefsirdeki atıf veya ters atıf).
Meryem 19/29 · tefsir atıfı
فَاَشَارَتْ اِلَیْهِࣞ قَالُوا كَیْفَ نُكَلِّمُ مَنْ كَانَ فِی الْمَهْدِ صَبِیًّا
Bunun üzerine (Meryem, çocukla konuşun diye) ona işaret etti. "Beşikteki bir bebekle nasıl konuşuruz?" dediler.
Meryem 19/30 · tefsir atıfı
قَالَ اِنّٖی عَبْدُ اللّٰهِࣞ اٰتَانِیَ الْكِتَابَ وَجَعَلَنٖی نَبِیًّاۙ
Bebek şöyle konuştu: "Şüphesiz ben Allah'ın kuluyum. Bana kitabı (İncil'i) verdi ve beni bir peygamber yaptı."
Meryem 19/31 · tefsir atıfı
وَجَعَلَنٖی مُبَارَكًا اَیْنَ مَا كُنْتُࣕ وَاَوْصَانٖی بِالصَّلٰوةِ وَالزَّكٰوةِ مَا دُمْتُ حَیًّاࣕ
"Nerede olursam olayım beni kutlu ve erdemli kıldı ve bana yaşadığım sürece namazı ve zekatı emretti."
Meryem 19/32 · tefsir atıfı
وَبَرًّا بِوَالِدَتٖیؗ وَلَمْ یَجْعَلْنٖی جَبَّارًا شَقِیًّا
"Beni anama saygılı kıldı. Beni azgın bir zorba kılmadı."
Meryem 19/33 · tefsir atıfı
وَالسَّلَامُ عَلَیَّ یَوْمَ وُلِدْتُ وَیَوْمَ اَمُوتُ وَیَوْمَ اُبْعَثُ حَیًّا
"Doğduğum gün, öleceğim gün ve diriltileceğim gün bana selâm (esenlik verilmiştir)."
Âl-i İmrân 3/45 · bu âyete atıf yapan tefsir
اِذْ قَالَتِ الْمَلٰٓئِكَةُ یَا مَرْیَمُ اِنَّ اللّٰهَ یُبَشِّرُكِ بِكَلِمَةٍ مِنْهُࣗ اِسْمُهُ الْمَسٖیحُ عٖیسَى ابْنُ مَرْیَمَ وَجٖیهًا فِی الدُّنْیَا وَالْاٰخِرَةِ وَمِنَ الْمُقَرَّبٖینَۙ
Hani melekler şöyle demişti: "Ey Meryem! Allah seni kendi tarafından bir kelime ile müjdeliyor ki, adı Meryemoğlu İsa Mesih'dir. Dünyada da, ahirette de itibarlı ve Allah'a çok yakın olanlardandır."
Mâide 5/110 · bu âyete atıf yapan tefsir
اِذْ قَالَ اللّٰهُ یَا عٖیسَى ابْنَ مَرْیَمَ اذْكُرْ نِعْمَتٖی عَلَیْكَ وَعَلٰى وَالِدَتِكَۘ اِذْ اَیَّدْتُكَ بِرُوحِ الْقُدُسِ تُكَلِّمُ النَّاسَ فِی الْمَهْدِ وَكَهْلًاۚ وَاِذْ عَلَّمْتُكَ الْكِتَابَ وَالْحِكْمَةَ وَالتَّوْرٰیةَ وَالْاِنْجٖیلَۚ وَاِذْ تَخْلُقُ مِنَ الطّٖینِ كَهَیْـَٔةِ الطَّیْرِ بِاِذْنٖی فَتَنْفُخُ فٖیهَا فَتَكُونُ طَیْرًا بِاِذْنٖی وَتُبْرِئُ الْاَكْمَهَ وَالْاَبْرَصَ بِاِذْنٖیۚ وَاِذْ تُخْرِجُ الْمَوْتٰى بِاِذْنٖیۚ وَاِذْ كَفَفْتُ بَنٖٓی اِسْرَٓایٖٔلَ عَنْكَ اِذْ جِئْتَهُمْ بِالْبَیِّنَاتِ فَقَالَ الَّذٖینَ كَفَرُوا مِنْهُمْ اِنْ هٰذَٓا اِلَّا سِحْرٌ مُبٖینٌ
O gün Allah şöyle diyecek: "Ey Meryem oğlu İsa! Senin üzerindeki ve annen üzerindeki nimetimi düşün. Hani, seni Ruhu'l-Kudüs (Cebrail) ile desteklemiştim. Beşikte iken de, yetişkin iken de insanlara konuşuyordun. Hani, sana kitabı, hikmeti, Tevrat'ı, İncil'i de öğretmiştim. Hani iznimle çamurdan kuş şekline benzer bir şey yapıyordun da içine üflüyordun, benim iznimle hemen bir kuş oluyordu. Yine benim iznimle doğuştan körü ve alacalıyı iyileştiriyordun. Hani benim iznimle ölüleri de (hayata) çıkarıyordun. Hani sen, İsrailoğullarına açık mucizeler getirdiğin zaman ben seni onlardan kurtarmıştım da onlardan inkar edenler, "Bu ancak açık bir büyüdür" demişlerdi.
Mâide 5/111 · bu âyete atıf yapan tefsir
وَاِذْ اَوْحَیْتُ اِلَى الْحَوَارِیّٖنَ اَنْ اٰمِنُوا بٖی وَبِرَسُولٖیۚ قَالُٓوا اٰمَنَّا وَاشْهَدْ بِاَنَّنَا مُسْلِمُونَ
Hani bir de, "Bana ve Peygamberime iman edin" diye havarilere ilham etmiştim. Onlar da "İman ettik. Bizim müslüman olduğumuza sen de şahit ol" demişlerdi.
Mâide 5/116 · bu âyete atıf yapan tefsir
وَاِذْ قَالَ اللّٰهُ یَا عٖیسَى ابْنَ مَرْیَمَ ءَاَنْتَ قُلْتَ لِلنَّاسِ اتَّخِذُونٖی وَاُمِّیَ اِلٰهَیْنِ مِنْ دُونِ اللّٰهِؕ قَالَ سُبْحَانَكَ مَا یَكُونُ لٖٓی اَنْ اَقُولَ مَا لَیْسَ لٖی بِحَقٍّؕ اِنْ كُنْتُ قُلْتُهُ فَقَدْ عَلِمْتَهُؕ تَعْلَمُ مَا فٖی نَفْسٖی وَلَٓا اَعْلَمُ مَا فٖی نَفْسِكَؕ اِنَّكَ اَنْتَ عَلَّامُ الْغُیُوبِ
Allah kıyamet günü şöyle diyecek: "Ey Meryem oğlu İsa! Sen mi insanlara Allah'ı bırakarak beni ve anamı iki ilah edinin dedin?" İsa da şöyle diyecek: "Seni bütün eksikliklerden uzak tutarım. Hakkım olmayan bir şeyi söylemem benim için söz konusu olamaz. Eğer ben onu söylemiş olsaydım elbette sen bunu bilirdin. Sen benim içimde olanı bilirsin, ama ben sende olanı bilemem. Şüphesiz ki yalnızca sen gaybları hakkıyla bilensin."
Mâide 5/117 · bu âyete atıf yapan tefsir
مَا قُلْتُ لَهُمْ اِلَّا مَٓا اَمَرْتَنٖی بِهٖٓ اَنِ اعْبُدُوا اللّٰهَ رَبّٖی وَرَبَّكُمْۚ وَكُنْتُ عَلَیْهِمْ شَهٖیدًا مَا دُمْتُ فٖیهِمْۚ فَلَمَّا تَوَفَّیْتَنٖی كُنْتَ اَنْتَ الرَّقٖیبَ عَلَیْهِمْؕ وَاَنْتَ عَلٰى كُلِّ شَیْءٍ شَهٖیدٌ
"Ben onlara, sadece bana emrettiğin şeyi söyledim: Benim de Rabbim, sizin de rabbiniz olan Allah'a kulluk edin (dedim.) Aralarında bulunduğum sürece onlara şahit idim. Ama beni içlerinden aldığında, artık üzerlerine gözetleyici yalnız sen oldun. Sen her şeye hakkıyla şahitsin."
Mâide 5/118 · bu âyete atıf yapan tefsir
اِنْ تُعَذِّبْهُمْ فَاِنَّهُمْ عِبَادُكَۚ وَاِنْ تَغْفِرْ لَهُمْ فَاِنَّكَ اَنْتَ الْعَزٖیزُ الْحَكٖیمُ
. "Eğer onlara azap edersen, şüphe yok ki onlar senin kullarındır. Eğer onları bağışlarsan, yine şüphe yok ki sen mutlak güç sahibisin, hüküm ve hikmet sahibisin."
Mâide 5/119 · bu âyete atıf yapan tefsir
قَالَ اللّٰهُ هٰذَا یَوْمُ یَنْفَعُ الصَّادِقٖینَ صِدْقُهُمْؕ لَهُمْ جَنَّاتٌ تَجْرٖی مِنْ تَحْتِهَا الْاَنْهَارُ خَالِدٖینَ فٖیهَٓا اَبَدًاؕ رَضِیَ اللّٰهُ عَنْهُمْ وَرَضُوا عَنْهُؕ ذٰلِكَ الْفَوْزُ الْعَظٖیمُ
Allah şöyle diyecek: "Bugün, doğrulara, doğruluklarının yarar sağlayacağı gündür." Onlara içinden ırmaklar akan, içinde ebedi kalacakları cennetler vardır. Allah onlardan razı olmuş, onlar da Allah'dan razı olmuşlardır. İşte bu büyük başarıdır.
Mâide 5/120 · bu âyete atıf yapan tefsir
لِلّٰهِ مُلْكُ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِ وَمَا فٖیهِنَّؕ وَهُوَ عَلٰى كُلِّ شَیْءٍ قَدٖیرٌ
Göklerin, yerin ve bunlardaki her şeyin hükümranlığı yalnızca Allah'ındır. O her şeye hakkıyla gücü yetendir.
Meryem 19/16 · bu âyete atıf yapan tefsir
وَاذْكُرْ فِی الْكِتَابِ مَرْیَمَۘ اِذِ انْتَبَذَتْ مِنْ اَهْلِهَا مَكَانًا شَرْقِیًّاۙ
(Ey Muhammed!) Kitapta (Kur'an'da) Meryem'i de an. Hani ailesinden ayrılarak doğu tarafında bir yere çekilmiş ve (kendini onlardan uzak tutmak için) onlarla arasında bir perde germişti. Biz, ona Cebrail'i göndermiştik de ona tam bir insan şeklinde görünmüştü.
Meryem 19/17 · bu âyete atıf yapan tefsir
فَاتَّخَذَتْ مِنْ دُونِهِمْ حِجَابًا فَاَرْسَلْنَٓا اِلَیْهَا رُوحَنَا فَتَمَثَّلَ لَهَا بَشَرًا سَوِیًّا
(Ey Muhammed!) Kitapta (Kur'an'da) Meryem'i de an. Hani ailesinden ayrılarak doğu tarafında bir yere çekilmiş ve (kendini onlardan uzak tutmak için) onlarla arasında bir perde germişti. Biz, ona Cebrail'i göndermiştik de ona tam bir insan şeklinde görünmüştü.
Meryem 19/18 · bu âyete atıf yapan tefsir
قَالَتْ اِنّٖٓی اَعُوذُ بِالرَّحْمٰنِ مِنْكَ اِنْ كُنْتَ تَقِیًّا
Meryem, "Senden, Rahmân'a sığınırım. Eğer Allah'tan çekinen biri isen (bana kötülük etme)" dedi.
Meryem 19/19 · bu âyete atıf yapan tefsir
قَالَ اِنَّمَٓا اَنَا࣑ رَسُولُ رَبِّكِࣗ لِاَهَبَ لَكِ غُلَامًا زَكِیًّا
Cebrail, "Ben ancak Rabbinin elçisiyim. Sana tertemiz bir çocuk bağışlamak için gönderildim" dedi.
Meryem 19/20 · bu âyete atıf yapan tefsir
قَالَتْ اَنّٰى یَكُونُ لٖی غُلَامٌ وَلَمْ یَمْسَسْنٖی بَشَرٌ وَلَمْ اَكُ بَغِیًّا
Meryem, "Bana hiçbir insan dokunmadığı ve iffetsiz bir kadın olmadığım halde, benim nasıl çocuğum olabilir?" dedi.
Meryem 19/21 · bu âyete atıf yapan tefsir
قَالَ كَذٰلِكِۚ قَالَ رَبُّكِ هُوَ عَلَیَّ هَیِّنٌۚ وَلِنَجْعَلَهُٓ اٰیَةً لِلنَّاسِ وَرَحْمَةً مِنَّاۚ وَكَانَ اَمْرًا مَقْضِیًّا
Cebrail, "Evet, öyle. Rabbin diyor ki: O benim için çok kolaydır. Onu insanlara bir mucize, katımızdan bir rahmet kılmak için böyle takdir ettik. Bu zaten (ezelde) hükme bağlanmış bir iştir" dedi.
Bu âyet için hadis kaydı yok.
Yapay zekadan faydalanılmıştır. Hata olabilir. Lütfen hata varsa bildiriniz.