Kur’an çalışması
3

Âl-i İmrân

اٰلِ عِمْرٰنَ

200 âyet iniş 89 cüz 3 sayfa 50

Önceki Sonraki
← Önceki Âl-i İmrân 47 sayfa 56 · Diyanet tefsir grubu 47 Sonraki →

قَالَتْ رَبِّ اَنّٰى یَكُونُ لٖی وَلَدٌ وَلَمْ یَمْسَسْنٖی بَشَرٌؕ قَالَ كَذٰلِكِ اللّٰهُ یَخْلُقُ مَا یَشَٓاءُؕ اِذَا قَضٰٓى اَمْرًا فَاِنَّمَا یَقُولُ لَهُ كُنْ فَیَكُونُ

Diyanet meali

(Meryem), "Ey Rabbim! Bana bir beşer dokunmamışken benim nasıl çocuğum olur?" dedi. Allah, "Öyle ama, Allah dilediğini yaratır. O bir şeyin olmasını dilediğinde ona sadece "ol" der, o da hemen oluverir" dedi.

Kelime meali

قَالَتْ Dedi ki
رَبِّ Rabbim!
اَنّٰى Nasıl?
یَكُونُ Olur
لٖی Benim için
وَلَدٌ Bir çocuk
وَلَمْ یَمْسَسْنٖی Halbuki bana dokunmadı
بَشَرٌؕ Hiçbir insan
قَالَ Dedi ki
كَذٰلِكِ Böyledir!
اللّٰهُ Allah
یَخْلُقُ Yaratır
مَا O şe- yi ki
یَشَٓاءُؕ Diliyor
اِذَا قَضٰٓى Hükmettiği zaman
اَمْرًا Bir işe
فَاِنَّمَا یَقُولُ Ancak der
لَهُ Ona
كُنْ Ol
فَیَكُونُ Hemen oluverir

Hz. Meryem’in “…benim nasıl çocuğum olur?” şeklindeki sorusunu bir taraftan vicdanen kendisinden emin olduğunu gösteren bir hayret ifadesi, diğer taraftan böyle bir doğum sebebiyle mâruz kalacağı ithamlara işaretle söylenmiş bir çaresizlik ve Allah’tan yardım dileme ifadesi olarak düşünmek mümkündür. Burada asıl önemli olan husus, Kur’an-ı Kerîm’in Hz. Meryem’in iffetine ve yüce Allah’ın Hz. Îsâ’yı olağan üstü bir yolla yaratma iradesine kuşkuyla bakma sonucunu doğuran her türlü bilgi ve yorumun yanlışlığını kesin bir biçimde ortaya koymuş olmasıdır. Bu konuda İnciller’de yer alan bazı yanlış ve çelişkili bilgilere yukarıda işaret edilmişti. Âyetin lafzî anlamı “Bana bir beşer dokunmadığı halde nasıl çocuğum olur?” şeklindedir. Fakat bu ifadenin insan eli değmediğini belirtme değil, bir erkekle cinsel ilişki ihtimalini tamamen bertaraf etme amacını taşıdığı açıktır (İbn Atıyye, I, 437). Bu sebeple meâlinde, bu anlam Türkçe’deki bir deyimden yararlanılarak “Bana bir erkek eli değmediği halde…” şeklinde yansıtılmaya çalışılmıştır (Hz. Îsâ’nın babasız olarak dünyaya gelmesi konusunda bk. 59. âyetin tefsiri).

Kur'an Yolu Tefsiri Cilt: 1 Sayfa: 576-577

Kaynak: Diyanet Kur’an Yolu tefsiri (aynı tefsir grubu, tefsirdeki atıf veya ters atıf).

Âl-i İmrân 3/59 · bu âyete atıf yapan tefsir

اِنَّ مَثَلَ عٖیسٰى عِنْدَ اللّٰهِ كَمَثَلِ اٰدَمَؕ خَلَقَهُ مِنْ تُرَابٍ ثُمَّ قَالَ لَهُ كُنْ فَیَكُونُ

Şüphesiz Allah katında (yaratılışları bakımından) İsa'nın durumu, Adem'in durumu gibidir: Onu topraktan yarattı. Sonra ona "ol" dedi. O da hemen oluverdi.

Nisâ 4/171 · bu âyete atıf yapan tefsir

یَٓا اَهْلَ الْكِتَابِ لَا تَغْلُوا فٖی دٖینِكُمْ وَلَا تَقُولُوا عَلَى اللّٰهِ اِلَّا الْحَقَّؕ اِنَّمَا الْمَسٖیحُ عٖیسَى ابْنُ مَرْیَمَ رَسُولُ اللّٰهِ وَكَلِمَتُهُۚ اَلْقٰیهَٓا اِلٰى مَرْیَمَ وَرُوحٌ مِنْهُؗ فَاٰمِنُوا بِاللّٰهِ وَرُسُلِهٖۚ وَلَا تَقُولُوا ثَلٰثَةٌؕ اِنْتَهُوا خَیْرًا لَكُمْؕ اِنَّمَا اللّٰهُ اِلٰهٌ وَاحِدٌؕ سُبْحَانَهُٓ اَنْ یَكُونَ لَهُ وَلَدٌۘ لَهُ مَا فِی السَّمٰوَاتِ وَمَا فِی الْاَرْضِؕ وَكَفٰى بِاللّٰهِ وَكٖیلًاࣖ

Ey Kitab ehli! Dininizde sınırları aşmayın ve Allah hakkında ancak hakkı söyleyin. Meryemoğlu İsa Mesih, ancak Allah'ın peygamberi, Meryem'e ulaştırdığı (emriyle onda var ettiği) kelimesi ve kendisinden bir ruhtur. Öyleyse Allah'a ve peygamberlerine iman edin, "(Allah) üçtür" demeyin. Kendi iyiliğiniz için buna son verin. Allah ancak bir tek ilahtır. O çocuk sahibi olmaktan uzaktır. Göklerdeki her şey, yerdeki her şey onundur. Vekil olarak Allah yeter.

Mâide 5/116 · bu âyete atıf yapan tefsir

وَاِذْ قَالَ اللّٰهُ یَا عٖیسَى ابْنَ مَرْیَمَ ءَاَنْتَ قُلْتَ لِلنَّاسِ اتَّخِذُونٖی وَاُمِّیَ اِلٰهَیْنِ مِنْ دُونِ اللّٰهِؕ قَالَ سُبْحَانَكَ مَا یَكُونُ لٖٓی اَنْ اَقُولَ مَا لَیْسَ لٖی بِحَقٍّؕ اِنْ كُنْتُ قُلْتُهُ فَقَدْ عَلِمْتَهُؕ تَعْلَمُ مَا فٖی نَفْسٖی وَلَٓا اَعْلَمُ مَا فٖی نَفْسِكَؕ اِنَّكَ اَنْتَ عَلَّامُ الْغُیُوبِ

Allah kıyamet günü şöyle diyecek: "Ey Meryem oğlu İsa! Sen mi insanlara Allah'ı bırakarak beni ve anamı iki ilah edinin dedin?" İsa da şöyle diyecek: "Seni bütün eksikliklerden uzak tutarım. Hakkım olmayan bir şeyi söylemem benim için söz konusu olamaz. Eğer ben onu söylemiş olsaydım elbette sen bunu bilirdin. Sen benim içimde olanı bilirsin, ama ben sende olanı bilemem. Şüphesiz ki yalnızca sen gaybları hakkıyla bilensin."

Mâide 5/117 · bu âyete atıf yapan tefsir

مَا قُلْتُ لَهُمْ اِلَّا مَٓا اَمَرْتَنٖی بِهٖٓ اَنِ اعْبُدُوا اللّٰهَ رَبّٖی وَرَبَّكُمْۚ وَكُنْتُ عَلَیْهِمْ شَهٖیدًا مَا دُمْتُ فٖیهِمْۚ فَلَمَّا تَوَفَّیْتَنٖی كُنْتَ اَنْتَ الرَّقٖیبَ عَلَیْهِمْؕ وَاَنْتَ عَلٰى كُلِّ شَیْءٍ شَهٖیدٌ

"Ben onlara, sadece bana emrettiğin şeyi söyledim: Benim de Rabbim, sizin de rabbiniz olan Allah'a kulluk edin (dedim.) Aralarında bulunduğum sürece onlara şahit idim. Ama beni içlerinden aldığında, artık üzerlerine gözetleyici yalnız sen oldun. Sen her şeye hakkıyla şahitsin."

Mâide 5/118 · bu âyete atıf yapan tefsir

اِنْ تُعَذِّبْهُمْ فَاِنَّهُمْ عِبَادُكَۚ وَاِنْ تَغْفِرْ لَهُمْ فَاِنَّكَ اَنْتَ الْعَزٖیزُ الْحَكٖیمُ

. "Eğer onlara azap edersen, şüphe yok ki onlar senin kullarındır. Eğer onları bağışlarsan, yine şüphe yok ki sen mutlak güç sahibisin, hüküm ve hikmet sahibisin."

Mâide 5/119 · bu âyete atıf yapan tefsir

قَالَ اللّٰهُ هٰذَا یَوْمُ یَنْفَعُ الصَّادِقٖینَ صِدْقُهُمْؕ لَهُمْ جَنَّاتٌ تَجْرٖی مِنْ تَحْتِهَا الْاَنْهَارُ خَالِدٖینَ فٖیهَٓا اَبَدًاؕ رَضِیَ اللّٰهُ عَنْهُمْ وَرَضُوا عَنْهُؕ ذٰلِكَ الْفَوْزُ الْعَظٖیمُ

Allah şöyle diyecek: "Bugün, doğrulara, doğruluklarının yarar sağlayacağı gündür." Onlara içinden ırmaklar akan, içinde ebedi kalacakları cennetler vardır. Allah onlardan razı olmuş, onlar da Allah'dan razı olmuşlardır. İşte bu büyük başarıdır.

Mâide 5/120 · bu âyete atıf yapan tefsir

لِلّٰهِ مُلْكُ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِ وَمَا فٖیهِنَّؕ وَهُوَ عَلٰى كُلِّ شَیْءٍ قَدٖیرٌ

Göklerin, yerin ve bunlardaki her şeyin hükümranlığı yalnızca Allah'ındır. O her şeye hakkıyla gücü yetendir.

Meryem 19/16 · bu âyete atıf yapan tefsir

وَاذْكُرْ فِی الْكِتَابِ مَرْیَمَۘ اِذِ انْتَبَذَتْ مِنْ اَهْلِهَا مَكَانًا شَرْقِیًّاۙ

(Ey Muhammed!) Kitapta (Kur'an'da) Meryem'i de an. Hani ailesinden ayrılarak doğu tarafında bir yere çekilmiş ve (kendini onlardan uzak tutmak için) onlarla arasında bir perde germişti. Biz, ona Cebrail'i göndermiştik de ona tam bir insan şeklinde görünmüştü.

Meryem 19/17 · bu âyete atıf yapan tefsir

فَاتَّخَذَتْ مِنْ دُونِهِمْ حِجَابًا فَاَرْسَلْنَٓا اِلَیْهَا رُوحَنَا فَتَمَثَّلَ لَهَا بَشَرًا سَوِیًّا

(Ey Muhammed!) Kitapta (Kur'an'da) Meryem'i de an. Hani ailesinden ayrılarak doğu tarafında bir yere çekilmiş ve (kendini onlardan uzak tutmak için) onlarla arasında bir perde germişti. Biz, ona Cebrail'i göndermiştik de ona tam bir insan şeklinde görünmüştü.

Meryem 19/18 · bu âyete atıf yapan tefsir

قَالَتْ اِنّٖٓی اَعُوذُ بِالرَّحْمٰنِ مِنْكَ اِنْ كُنْتَ تَقِیًّا

Meryem, "Senden, Rahmân'a sığınırım. Eğer Allah'tan çekinen biri isen (bana kötülük etme)" dedi.

Meryem 19/19 · bu âyete atıf yapan tefsir

قَالَ اِنَّمَٓا اَنَا࣑ رَسُولُ رَبِّكِࣗ لِاَهَبَ لَكِ غُلَامًا زَكِیًّا

Cebrail, "Ben ancak Rabbinin elçisiyim. Sana tertemiz bir çocuk bağışlamak için gönderildim" dedi.

Meryem 19/20 · bu âyete atıf yapan tefsir

قَالَتْ اَنّٰى یَكُونُ لٖی غُلَامٌ وَلَمْ یَمْسَسْنٖی بَشَرٌ وَلَمْ اَكُ بَغِیًّا

Meryem, "Bana hiçbir insan dokunmadığı ve iffetsiz bir kadın olmadığım halde, benim nasıl çocuğum olabilir?" dedi.

Meryem 19/21 · bu âyete atıf yapan tefsir

قَالَ كَذٰلِكِۚ قَالَ رَبُّكِ هُوَ عَلَیَّ هَیِّنٌۚ وَلِنَجْعَلَهُٓ اٰیَةً لِلنَّاسِ وَرَحْمَةً مِنَّاۚ وَكَانَ اَمْرًا مَقْضِیًّا

Cebrail, "Evet, öyle. Rabbin diyor ki: O benim için çok kolaydır. Onu insanlara bir mucize, katımızdan bir rahmet kılmak için böyle takdir ettik. Bu zaten (ezelde) hükme bağlanmış bir iştir" dedi.

Enbiyâ 21/91 · bu âyete atıf yapan tefsir

وَالَّتٖٓی اَحْصَنَتْ فَرْجَهَا فَنَفَخْنَا فٖیهَا مِنْ رُوحِنَا وَجَعَلْنَاهَا وَابْنَهَٓا اٰیَةً لِلْعَالَمٖینَ

Irzını korumuş olan kadını da (Meryem'i de) hatırla. Ona ruhumuzdan üflemiştik. Kendisini de, oğlunu da âlemlere (kudretimizi gösteren) birer delil yapmıştık.

Mü'minûn 23/50 · bu âyete atıf yapan tefsir

وَجَعَلْنَا ابْنَ مَرْیَمَ وَاُمَّهُٓ اٰیَةً وَاٰوَیْنَاهُمَٓا اِلٰى رَبْوَةٍ ذَاتِ قَرَارٍ وَمَعٖینٍࣖ

Meryem oğlu İsa'yı ve annesini büyük bir mucize kıldık ve her ikisini de oturmaya elverişli, akarsulu yüksek bir yere yerleştirdik.

Bu âyet için hadis kaydı yok.

Yapay zekadan faydalanılmıştır. Hata olabilir. Lütfen hata varsa bildiriniz.

Hata Bildir

Bu âyette ne hatalı?