Kur’an çalışması
14

İbrâhîm

اِبْرٰه۪يمَ

52 âyet iniş 72 cüz 13 sayfa 255

Önceki Sonraki
← Önceki İbrâhîm 48 sayfa 261 · Diyanet tefsir grubu 48 Sonraki →

یَوْمَ تُبَدَّلُ الْاَرْضُ غَیْرَ الْاَرْضِ وَالسَّمٰوَاتُ وَبَرَزُوا لِلّٰهِ الْوَاحِدِ الْقَهَّارِ

Diyanet meali

O gün yer, başka bir yere, gökler de başka göklere dönüştürülür ve insanlar bir ve kahhar (her şeyin üzerinde yegâne hakim) olan Allah'ın huzuruna çıkarlar.

Kelime meali

یَوْمَ O gün ki
تُبَدَّلُ Çevrilecek
الْاَرْضُ Yeryüzü
غَیْرَ الْاَرْضِ Yeryüzünden başka bir şeye
وَالسَّمٰوَاتُ Gökler de
وَبَرَزُوا Ve huzura çıkacaklar
لِلّٰهِ Allah için
الْوَاحِدِ Tek olan
الْقَهَّارِ Ve her şeye galip gelen

Kıyamet gününde meydana gelecek ve bilinen evreni içine alacak olan toplu ve kökten değişime işaret edilmektedir (krş. Tâhâ 20/105-107). Meâlinde “dönüştürülecek” diye tercüme ettiğimiz tebdîl kavramı Kur’an’da bir şeyin ya özünü (Nisâ 4/56) veya niteliğini değiştirme anlamında kullanılmaktadır (Furkan 25/70; ayrıca bk. Râzî, XIX, 146). Burada her iki anlama da ihtimali bulunduğu için gerek müfessirler gerekse kelâm âlimleri âyeti iki farklı anlamda yorumlamışlardır. Birinci anlama göre kıyamet gününde gökler ve yer de dahil olmak üzere tamamıyla evren yok olacak, daha sonra yeniden yaratılacaktır (özün değiştirilmesi); bu anlamı destekleyen başka âyetler de vardır (Kasas 28/88). İkinci anlama göre ise evrenin maddesi kalacak, nitelikleri değiştirilecektir; meselâ yer küresinin dağları savrulacak, denizleri yarılacak, dümdüz olacak, eğrilik büğrülük görülmeyecek fakat asıl maddesi kalacaktır (vasfın değiştirilmesi; Râzî, XIX, 146). Yerlerin başka bir yere, göklerin de başka göklere çevrilmesi konusunda yapılan yorumlar arasında şunlar da vardır: Yer ateşe (cehenneme), gökler de cennete dönüşecektir. Yer gümüş gibi beyaz, üzerinde kan dökülmedik, günah işlenmedik bambaşka bir yer olacaktır. Bu konuda daha başka yorumlar da vardır (Taberî, XIII, 294). Bu değişimin meydana geldiği kıyamet gününde insanlar, bu arada “kendilerine kötülük etmiş olanlar” dünyada yaptıklarının hesabını vermek üzere kabirlerinden kalkıp hâkimler hâkimi olan Allah’ın huzurunda toplanacaklardır.

Muhammed Esed’in de işaret ettiği gibi bu değişim, mahiyeti itibariyle insanın tanıyıp bildiği ya da tasavvur edebildiği şeylerin ötesinde olduğu için, kıyamet gününde neler olacağına dair Kur’anî tasvirlerin hepsi, kaçınılmaz olarak, temsilî terimlerle ifade edilmiştir; aynı şey, âhirette insanın başına gelecek olan iyi ya da kötü hallerin tasviri için de geçerlidir (II, 512).

Kur'an Yolu Tefsiri Cilt: 3 Sayfa: 326-327

Kaynak: Diyanet Kur’an Yolu tefsiri (aynı tefsir grubu, tefsirdeki atıf veya ters atıf).

Tâhâ 20/105 · tefsir atıfı

وَیَسْـَٔلُونَكَ عَنِ الْجِبَالِ فَقُلْ یَنْسِفُهَا رَبّٖی نَسْفًاۙ

(Ey Muhammed!) Sana dağların (kıyamet günündeki) halini soruyorlar. De ki: "Rabbim onları toz edip savuracak."

Tâhâ 20/106 · tefsir atıfı

فَیَذَرُهَا قَاعًا صَفْصَفًاۙ

"Onların yerlerini dümdüz, boş bir alan halinde bırakacaktır."

Tâhâ 20/107 · tefsir atıfı

لَا تَرٰى فٖیهَا عِوَجًا وَلَٓا اَمْتًا

"Orada hiçbir çukur, hiçbir tümsek göremeyeceksin."

Nisâ 4/56 · tefsir atıfı

اِنَّ الَّذٖینَ كَفَرُوا بِاٰیَاتِنَا سَوْفَ نُصْلٖیهِمْ نَارًاؕ كُلَّمَا نَضِجَتْ جُلُودُهُمْ بَدَّلْنَاهُمْ جُلُودًا غَیْرَهَا لِیَذُوقُوا الْعَذَابَؕ اِنَّ اللّٰهَ كَانَ عَزٖیزًا حَكٖیمًا

Şüphesiz âyetlerimizi inkar edenleri biz ateşe atacağız. Derileri yanıp döküldükçe, azabı tatmaları için onların derilerini yenileyeceğiz. Şüphesiz, Allah mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir.

Kasas 28/88 · tefsir atıfı

وَلَا تَدْعُ مَعَ اللّٰهِ اِلٰهًا اٰخَرَۘ لَٓا اِلٰهَ اِلَّا هُوَࣞ كُلُّ شَیْءٍ هَالِكٌ اِلَّا وَجْهَهُؕ لَهُ الْحُكْمُ وَاِلَیْهِ تُرْجَعُونَ

Sen Allah ile beraber başka bir ilaha ibadet etme. Ondan başka hiçbir ilah yoktur. Onun zatından başka her şey yok olacaktır. Hüküm yalnızca O'nundur ve kesinlikle O'na döndürüleceksiniz.

A'râf 7/187 · bu âyete atıf yapan tefsir

یَسْـَٔلُونَكَ عَنِ السَّاعَةِ اَیَّانَ مُرْسٰیهَاؕ قُلْ اِنَّمَا عِلْمُهَا عِنْدَ رَبّٖیۚ لَا یُجَلّٖیهَا لِوَقْتِهَٓا اِلَّا هُوَؕ ثَقُلَتْ فِی السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِؕ لَا تَاْتٖیكُمْ اِلَّا بَغْتَةًؕ یَسْـَٔلُونَكَ كَاَنَّكَ حَفِیٌّ عَنْهَاؕ قُلْ اِنَّمَا عِلْمُهَا عِنْدَ اللّٰهِ وَلٰكِنَّ اَكْثَرَ النَّاسِ لَا یَعْلَمُونَ

Sana kıyametin ne zaman kopacağını soruyorlar. De ki: "Onun bilgisi ancak Rabbimin katındadır. Onu vaktinde ancak O (Allah) ortaya çıkaracaktır. O göklere de, yere de ağır basmıştır. O size ancak ansızın gelecektir." Sanki senin ondan haberin varmış gibi sana soruyorlar. De ki: "Onun bilgisi sadece Allah katındadır. Fakat insanların çoğu bilmiyorlar."

Bu âyet için hadis kaydı yok.

Yapay zekadan faydalanılmıştır. Hata olabilir. Lütfen hata varsa bildiriniz.

Hata Bildir

Bu âyette ne hatalı?