اَوَاٰبَٓاؤُ࣑نَا الْاَوَّلُونَ
Diyanet meali
"Evvelki atalarımız da mı?"
Kelime meali
Diyanet bu metni 41-56 âyetleri için birlikte vermiştir.
Bu defa, âhireti inkâr ederek dünya hayatını boşa geçirenlerin acı âkıbeti ve içine düşecekleri vahim durumlar canlı bir anlatımla tasvir edilmektedir (cehennem hakkında bilgi için bk. Ömer Faruk Harman-Bekir Topaloğlu, “Cehennem”, DİA, VII, 225-233).
45. âyetteki mütrefîn kelimesi –Kur’an’da aynı kökten gelen kelimelerin kullanımı da dikkate alınarak– genellikle “sahip olduğu imkânlardan ötürü, refah içinde şımaran insanlar” mânasında anlaşılmıştır. Bu bağlamda kelimeyi “Allah’a şirk koşanlar” veya “kibirlenenler” şeklinde yorumlayan müfessirler de vardır (Şevkânî, V, 178). Râzî’nin dikkate değer açıklamasından da (XXIX, 170-171) yararlanarak bu konuda şöyle bir değerlendirme yapılabilir: Amel defteri solundan verilecek cehennemlikler hep zenginlerden olmayacağına göre burada kötülenen şey, insanların nimetler içinde olması değildir; asıl eleştirilen tutum, müteakip âyette değinilen, günahta ve inkârcılıkta ısrar etmektir. Esasen yoksulluk ve zenginlik hem toplumsal şartlara hem de kişinin algılamasına göre izâfîlik taşır ve hemen bütün insanlar –sahip oldukları imkânlar çerçevesinde– nimetin asıl sahibini görmezden geliyorsa “mütref” olarak nitelenebilir. Dolayısıyla, burada eleştirilenler, âhiret endişesi taşımayan, ahlâkî değerlere sırt çevirerek gününü gün eden, böylece hazlarının tutsağı haline gelen ve ebedî kurtuluşları için ellerindeki en büyük fırsat olan ömürlerini hoyratça tüketenlerdir.
46. âyetin meâlinde hıns kelimesinin “günah” anlamı esas alınmıştır. Müfessirlerin çoğunluğuna göre burada, cehennemliklerin Lokman sûresinin 13. âyetinde en büyük günah olarak nitelenen şirk (Allah’a ortak koşma) üzerindeki inatçı tavırlarından söz edilmektedir. Bu kelimenin “yemini bozma” anlamından hareketle âyet, “Onlar o büyük yeminlerini bozmamakta ısrarcı davranıyorlardı” şeklinde de çevrilebilir; bu takdirde Nahl sûresinin 38. âyetinde belirtildiği üzere müşriklerin, “Allah’ın ölen birini diriltmeyeceğine dair en büyük yeminleri etmeleri”ne atıfta bulunulmuş olur (İbn Atıyye, V, 246; zakkum ağacı hakkında bilgi için bk. Sâffât 37/62-65).
Kaynak: Diyanet Kur’an Yolu tefsiri (aynı tefsir grubu, tefsirdeki atıf veya ters atıf).
Vâkıa 56/41 · aynı tefsir grubu
وَاَصْحَابُ الشِّمَالِۙ مَٓا اَصْحَابُ الشِّمَالِؕ
Kötülüğe batanlar ise ne mutsuz kimselerdir!
Vâkıa 56/42 · aynı tefsir grubu
فٖی سَمُومٍ وَحَمٖیمٍۙ
Onlar, iliklere işleyen bir ateş ve bir kaynar su içindedirler. Ne serin ve ne de yararlı olan zifiri bir gölge içinde!..
Vâkıa 56/43 · aynı tefsir grubu
وَظِلٍّ مِنْ یَحْمُومٍۙ
Onlar, iliklere işleyen bir ateş ve bir kaynar su içindedirler. Ne serin ve ne de yararlı olan zifiri bir gölge içinde!..
Vâkıa 56/44 · aynı tefsir grubu
لَا بَارِدٍ وَلَا كَرٖیمٍ
Onlar, iliklere işleyen bir ateş ve bir kaynar su içindedirler. Ne serin ve ne de yararlı olan zifiri bir gölge içinde!..
Vâkıa 56/45 · aynı tefsir grubu
اِنَّهُمْ كَانُوا قَبْلَ ذٰلِكَ مُتْرَفٖینَۚ
Çünkü onlar, bundan önce (dünyada varlık içinde) sefahata dalmış ve azgın kimselerdi.
Vâkıa 56/46 · aynı tefsir grubu
وَكَانُوا یُصِرُّونَ عَلَى الْحِنْثِ الْعَظٖیمِۚ
Büyük günah üzerinde ısrar ediyorlardı.
Vâkıa 56/47 · aynı tefsir grubu
وَكَانُوا یَقُولُونَ اَئِذَا مِتْنَا وَكُنَّا تُرَابًا وَعِظَامًا ءَاِنَّا لَمَبْعُوثُونَۙ
Diyorlardı ki: "Biz öldükten, toprak ve kemik yığını haline geldikten sonra mı, biz mi bir daha diriltilecekmişiz?"
Vâkıa 56/49 · aynı tefsir grubu
قُلْ اِنَّ الْاَوَّلٖینَ وَالْاٰخِرٖینَۙ
De ki: "Şüphesiz öncekiler ve sonrakiler, mutlaka belli bir günün belli bir vaktinde toplanacaklardır."
Vâkıa 56/50 · aynı tefsir grubu
لَمَجْمُوعُونَ اِلٰى مٖیقَاتِ یَوْمٍ مَعْلُومٍ
De ki: "Şüphesiz öncekiler ve sonrakiler, mutlaka belli bir günün belli bir vaktinde toplanacaklardır."
Vâkıa 56/51 · aynı tefsir grubu
ثُمَّ اِنَّكُمْ اَیُّهَا الضَّٓالُّونَ الْمُكَذِّبُونَۙ
Sonra siz ey haktan sapan yalanlayıcılar! Mutlaka (cehennemde) bir ağaçtan, zakkumdan yiyeceksiniz.
Vâkıa 56/52 · aynı tefsir grubu
لَاٰكِلُونَ مِنْ شَجَرٍ مِنْ زَقُّومٍۙ
Sonra siz ey haktan sapan yalanlayıcılar! Mutlaka (cehennemde) bir ağaçtan, zakkumdan yiyeceksiniz.
Vâkıa 56/53 · aynı tefsir grubu
فَمَالِؤُ࣒نَ مِنْهَا الْبُطُونَۚ
Karınlarınızı ondan dolduracaksınız.
Vâkıa 56/54 · aynı tefsir grubu
فَشَارِبُونَ عَلَیْهِ مِنَ الْحَمٖیمِۚ
Üstüne de o kaynar sudan içeceksiniz.
Vâkıa 56/55 · aynı tefsir grubu
فَشَارِبُونَ شُرْبَ الْهٖیمِؕ
Kanmak bilmez susamış develerin suya saldırışı gibi içeceksiniz.
Vâkıa 56/56 · aynı tefsir grubu
هٰذَا نُزُلُهُمْ یَوْمَ الدّٖینِؕ
İşte bu hesap ve ceza gününde onlara ziyafetleridir.
Sâffât 37/62 · tefsir atıfı
اَذٰلِكَ خَیْرٌ نُزُلًا اَمْ شَجَرَةُ الزَّقُّومِ
Ziyafet olarak bu mu daha hayırlı, yoksa zakkum ağacı mı?
Sâffât 37/63 · tefsir atıfı
اِنَّا جَعَلْنَاهَا فِتْنَةً لِلظَّالِمٖینَ
Şüphesiz biz onu zalimler için bir imtihan aracı kıldık.
Sâffât 37/64 · tefsir atıfı
اِنَّهَا شَجَرَةٌ تَخْرُجُ فٖٓی اَصْلِ الْجَحٖیمِۙ
O, cehennemin dibinde biten bir ağaçtır.
Sâffât 37/65 · tefsir atıfı
طَلْعُهَا كَاَنَّهُ رُؤُ࣒سُ الشَّیَاطٖینِ
Onun meyveleri sanki şeytanların kafalarıdır.
Bu âyet için hadis kaydı yok.
Yapay zekadan faydalanılmıştır. Hata olabilir. Lütfen hata varsa bildiriniz.