Kur’an çalışması
18

Kehf

الْكَهْفِ

110 âyet iniş 69 cüz 15 sayfa 293

Önceki Sonraki
← Önceki Kehf 50 sayfa 299 · Diyanet tefsir grubu 50 Sonraki →

وَاِذْ قُلْنَا لِلْمَلٰٓئِكَةِ اسْجُدُوا لِاٰدَمَ فَسَجَدُٓوا اِلَّٓا اِبْلٖیسَؕ كَانَ مِنَ الْجِنِّ فَفَسَقَ عَنْ اَمْرِ رَبِّهٖؕ اَفَتَتَّخِذُونَهُ وَذُرِّیَّتَهُٓ اَوْلِیَٓاءَ مِنْ دُونٖی وَهُمْ لَكُمْ عَدُوٌّؕ بِئْسَ لِلظَّالِمٖینَ بَدَلًا

Diyanet meali

Hani biz meleklere, "Adem için saygı ile eğilin" demiştik de İblis'ten başka hepsi saygı ile eğilmişlerdi. İblis ise cinlerdendi de Rabbinin emri dışına çıktı. Şimdi siz, beni bırakıp da İblis'i ve neslini, kendinize dostlar mı ediniyorsunuz? Halbuki onlar sizin için birer düşmandırlar. Bu, zalimler için ne kötü bir bedeldir!

Kelime meali

وَاِذْ O va- kit ki
قُلْنَا Demiştik
لِلْمَلٰٓئِكَةِ Meleklere
اسْجُدُوا Secde edin
لِاٰدَمَ Adem’e
فَسَجَدُٓوا Hemen secde ettiler
اِلَّٓا Ancak müstesna
اِبْلٖیسَؕ İblis
كَانَ idi
مِنَ الْجِنِّ Cinden idi
فَفَسَقَ Ve çıktı
عَنْ اَمْرِ رَبِّهٖؕ Rabbinin emrinden
اَفَتَتَّخِذُونَهُ Onu ediniyor mu- sunuz?
وَذُرِّیَّتَهُٓ Onun zürri- yetini
اَوْلِیَٓاءَ Dostlar
مِنْ دُونٖی Benden başka
وَهُمْ Onlar ol- duğu halde
لَكُمْ Sizin için
عَدُوٌّؕ Düşman
بِئْسَ Ne kötüdür!
لِلظَّالِمٖینَ Zalimler için
بَدَلًا Bedel olma yönünden

Âdem ile İblîs kıssası daha önce birkaç defa geçmiş ve oralarda İblîs’in Âdem’e secde etmemesinin sebebi açıklanmıştı (bk. Bakara 2/34; A‘râf 7/11; Hicr 15/30-31). Burada, Allah’ın ve peygamberin yolunu bırakıp da hem Allah’ın hem de insanların düşmanı olan İblîs’in ve soyunun yolundan giden sapkın insanları uyarmak için konuya tekrar kısaca değinilmiştir.

İblîs’in cinlerden mi meleklerden mi olduğu konusunda farklı görüşler olmakla birlikte (Râzî, XXI, 136), bu ve benzeri âyetler onun meleklerden olmadığını açık bir şekilde ifade eder. Mecaz anlamıyla “izleyenler” diye çevirdiğimiz zürriyyet kelimesinin sözlük anlamı, “ondan türeyenler, onun nesli” demektir. Buna göre cinler melek olamaz; çünkü melekler nuranî varlıklar olup onların erkeklik ve dişilikleri yoktur. Onlar evlenmezler, dolayısıyla çocuk sahibi olmazlar. Melekler, yaratılışları itibariyle itaatkâr varlıklar olup Allah’a asla isyan etmezler, kendilerine emredilenleri yerine getirirler (bk. Nahl 16/50; Tahrîm 66/6). Halbuki İblîs çeşitli âyetlerde ifade edildiği üzere Allah’a isyan etmiştir. Çünkü o cinlerdendir, cinler ise itaat veya isyan etme özgürlüğüne sahip varlıklardır.

Başka bir âyet-i kerîmede şöyle buyurulmaktadır: “O gün Allah onların hepsini toplayacak ve meleklere soracak: ‘Bunlar mıydı size tapmakta olanlar?’ Melekler şöyle cevap verecekler: ‘Hâşâ, sen yüceler yücesisin! Bizim velimiz onlar değil sensin.’ Gerçekte onlar cinlere tapıyorlardı; çoğu onlara inanmıştı” (Sebe’ 34/40-41).

Kur’an-ı Kerîm’de İblîs’in de (A‘râf 7/12) cinlerin de (Rahmân 55/15) ateşten yaratılmış oldukları bildirilmiştir. Bu âyetler cinlerle meleklerin ayrı ayrı varlıklar olduğunu gösterir.

Cinler de melekler gibi gayri maddî oldukları için, bu anlamda meleklerin cinlerden sayılabileceğini, dolayısıyla cinlerden olan İblîs’in aynı zamanda meleklerden olmasına bir engel bulunmadığını savunanlar olmuşsa da gerek yukarıdaki deliller, gerekse Hz. Peygamber’den rivayet edilen hadîs-i şerif, meleklerle cinlerin farklı varlıklar olduğunu ifade etmektedir. Resûlullah şöyle buyurmuştur: “Melekler nurdan yaratıldı. Cinler ise öz ateşten yaratıldı. Âdem de (Kur’an’da) size anlatılan şeyden (toprak) yaratıldı” (Müslim, “Zühd”, 60; melekler hakkında bilgi için bk. Bakara 2/30; cinler hakkında bilgi için bk. Cin 72/1).

Kur'an Yolu Tefsiri Cilt: 3 Sayfa: 560-561

Kaynak: Diyanet Kur’an Yolu tefsiri (aynı tefsir grubu, tefsirdeki atıf veya ters atıf).

Bakara 2/34 · tefsir atıfı

وَاِذْ قُلْنَا لِلْمَلٰٓئِكَةِ اسْجُدُوا لِاٰدَمَ فَسَجَدُٓوا اِلَّٓا اِبْلٖیسَؕ اَبٰى وَاسْتَكْبَرَ وَكَانَ مِنَ الْكَافِرٖینَ

Hani meleklere, "Adem için saygı ile eğilin" demiştik de İblis hariç bütün melekler hemen saygı ile eğilmişler, İblis (bundan) kaçınmış, büyüklük taslamış ve kâfirlerden olmuştu.

A'râf 7/11 · tefsir atıfı

وَلَقَدْ خَلَقْنَاكُمْ ثُمَّ صَوَّرْنَاكُمْ ثُمَّ قُلْنَا لِلْمَلٰٓئِكَةِ اسْجُدُوا لِاٰدَمَࣗ فَسَجَدُٓوا اِلَّٓا اِبْلٖیسَؕ لَمْ یَكُنْ مِنَ السَّاجِدٖینَ

Andolsun, sizi yarattık. Sonra size şekil verdik. Sonra da meleklere, "Adem için saygı ile eğilin" dedik. İblisten başka hepsi saygı ile eğildiler. O, saygı ile eğilenlerden olmadı.

Hicr 15/30 · tefsir atıfı

فَسَجَدَ الْمَلٰٓئِكَةُ كُلُّهُمْ اَجْمَعُونَۙ

Bunun üzerine bütün melekler saygı ile eğildiler.

Hicr 15/31 · tefsir atıfı

اِلَّٓا اِبْلٖیسَؕ اَبٰٓى اَنْ یَكُونَ مَعَ السَّاجِدٖینَ

Ancak İblis, saygı ile eğilenlerle beraber olmaktan kaçındı.

Nahl 16/50 · tefsir atıfı

یَخَافُونَ رَبَّهُمْ مِنْ فَوْقِهِمْ وَیَفْعَلُونَ مَا یُؤْمَرُونَࣖ

Üzerlerinde hakim ve üstün olan Rablerinden korkarlar ve emrolundukları şeyleri yaparlar.

Tahrîm 66/6 · tefsir atıfı

یَٓا اَیُّهَا الَّذٖینَ اٰمَنُوا قُٓوا اَنْفُسَكُمْ وَاَهْلٖیكُمْ نَارًا وَقُودُهَا النَّاسُ وَالْحِجَارَةُ عَلَیْهَا مَلٰٓئِكَةٌ غِلَاظٌ شِدَادٌ لَا یَعْصُونَ اللّٰهَ مَٓا اَمَرَهُمْ وَیَفْعَلُونَ مَا یُؤْمَرُونَ

Ey iman edenler! Kendinizi ve ailenizi, yakıtı insanlar ve taşlar olan ateşten koruyun. O ateşin başında gayet katı, çetin, Allah'ın kendilerine verdiği emirlere karşı gelmeyen ve kendilerine emredilen şeyi yapan melekler vardır.

Sebe' 34/40 · tefsir atıfı

وَیَوْمَ یَحْشُرُهُمْ جَمٖیعًا ثُمَّ یَقُولُ لِلْمَلٰٓئِكَةِ اَهٰٓؤُ࣑لَٓاءِ اِیَّاكُمْ كَانُوا یَعْبُدُونَ

Allah'ın, onları hep birden toplayacağı, sonra da meleklere, "Bunlar mı size ibadet ediyorlardı?" diyeceği günü bir hatırla!

Sebe' 34/41 · tefsir atıfı

قَالُوا سُبْحَانَكَ اَنْتَ وَلِیُّنَا مِنْ دُونِهِمْۚ بَلْ كَانُوا یَعْبُدُونَ الْجِنَّۚ اَكْثَرُهُمْ بِهِمْ مُؤْمِنُونَ

(Melekler) derler ki: "Seni eksikliklerden uzak tutarız. Onlar değil, sen bizim dostumuzsun. Hayır, onlar cinlere ibadet ediyorlardı. Onların çoğu cinlere inanıyordu."

A'râf 7/12 · tefsir atıfı

قَالَ مَا مَنَعَكَ اَلَّا تَسْجُدَ اِذْ اَمَرْتُكَؕ قَالَ اَنَا࣑ خَیْرٌ مِنْهُۚ خَلَقْتَنٖی مِنْ نَارٍ وَخَلَقْتَهُ مِنْ طٖینٍ

Allah, "Sana emrettiğim zaman seni saygı ile eğilmekten ne alıkoydu?" dedi. (O da) "Ben ondan hayırlıyım. Çünkü beni ateşten yarattın. Onu ise çamurdan yarattın" dedi.

Rahmân 55/15 · tefsir atıfı

وَخَلَقَ الْجَٓانَّ مِنْ مَارِجٍ مِنْ نَارٍۚ

"Cin" i de yalın bir ateşten yarattı.

Bakara 2/30 · tefsir atıfı

وَاِذْ قَالَ رَبُّكَ لِلْمَلٰٓئِكَةِ اِنّٖی جَاعِلٌ فِی الْاَرْضِ خَلٖیفَةًؕ قَالُٓوا اَتَجْعَلُ فٖیهَا مَنْ یُفْسِدُ فٖیهَا وَیَسْفِكُ الدِّمَٓاءَۚ وَنَحْنُ نُسَبِّحُ بِحَمْدِكَ وَنُقَدِّسُ لَكَؕ قَالَ اِنّٖٓی اَعْلَمُ مَا لَا تَعْلَمُونَ

Hani, Rabbin meleklere, "Ben yeryüzünde bir halife yaratacağım" demişti. Onlar, "Orada bozgunculuk yapacak, kan dökecek birini mi yaratacaksın? Oysa biz sana hamdederek daima seni tesbih ve takdis ediyoruz." demişler, Allah da, "Ben sizin bilmediğinizi bilirim" demişti.

Cin 72/1 · tefsir atıfı

قُلْ اُو࣒حِیَ اِلَیَّ اَنَّهُ اسْتَمَعَ نَفَرٌ مِنَ الْجِنِّ فَقَالُٓوا اِنَّا سَمِعْنَا قُرْاٰنًا عَجَبًاۙ

(Ey Muhammed!) De ki: "Bana cinlerden bir topluluğun (Kur'an'ı) dinleyip şöyle dedikleri vahyedildi: "Şüphesiz biz doğruya ileten hayranlık verici bir Kur'an dinledik de ona inandık. Artık Rabbimize hiç kimseyi asla ortak koşmayacağız."

Enbiyâ 21/82 · bu âyete atıf yapan tefsir

وَمِنَ الشَّیَاطٖینِ مَنْ یَغُوصُونَ لَهُ وَیَعْمَلُونَ عَمَلًا دُونَ ذٰلِكَۚ وَكُنَّا لَهُمْ حَافِظٖینَۙ

Bir de şeytanlardan, Süleyman için dalgıçlık eden ve daha bundan başka işler yapanları da onun emrine verdik. Hep onları zapteden bizdik.

Şuarâ 26/95 · bu âyete atıf yapan tefsir

وَجُنُودُ اِبْلٖیسَ اَجْمَعُونَؕ

Artık onlar ve o azgınlar ile İblis'in askerleri hepsi birden tepetakla oraya atılırlar.

Sebe' 34/20 · bu âyete atıf yapan tefsir

وَلَقَدْ صَدَّقَ عَلَیْهِمْ اِبْلٖیسُ ظَنَّهُ فَاتَّبَعُوهُ اِلَّا فَرٖیقًا مِنَ الْمُؤْمِنٖینَ

Şeytan onlar hakkındaki zannını doğru çıkardı. İnananlardan bir grup dışında hepsi ona uydular.

Sebe' 34/21 · bu âyete atıf yapan tefsir

وَمَا كَانَ لَهُ عَلَیْهِمْ مِنْ سُلْطَانٍ اِلَّا لِنَعْلَمَ مَنْ یُؤْمِنُ بِالْاٰخِرَةِ مِمَّنْ هُوَ مِنْهَا فٖی شَكٍّؕ وَرَبُّكَ عَلٰى كُلِّ شَیْءٍ حَفٖیظٌࣖ

Oysa şeytanın onlar üzerinde hiçbir hakimiyeti yoktu. Ancak ahirete inananları, onun hakkında şüphe içinde bulunanlardan ayırt edelim diye (ona bu fırsatı verdik). Senin Rabbin her şey üzerinde hakiki bir koruyucudur.

Fâtır 35/5 · bu âyete atıf yapan tefsir

یَٓا اَیُّهَا النَّاسُ اِنَّ وَعْدَ اللّٰهِ حَقٌّ فَلَا تَغُرَّنَّكُمُ الْحَیٰوةُ الدُّنْیَاࣞ وَلَا یَغُرَّنَّكُمْ بِاللّٰهِ الْغَرُورُ

Ey insanlar! Şüphesiz Allah'ın vaadi gerçektir. Sakın dünya hayatı sizi aldatmasın. Sakın çok aldatıcı (Şeytan) Allah hakkında sizi aldatmasın.

Fâtır 35/6 · bu âyete atıf yapan tefsir

اِنَّ الشَّیْطَانَ لَكُمْ عَدُوٌّ فَاتَّخِذُوهُ عَدُوًّاؕ اِنَّمَا یَدْعُوا حِزْبَهُ لِیَكُونُوا مِنْ اَصْحَابِ السَّعٖیرِؕ

Şüphesiz şeytan sizin için bir düşmandır. Öyle ise (siz de) onu düşman tanıyın. O, kendi taraftarlarını ancak alevli ateşe girecek kimselerden olmaya çağırır.

Fâtır 35/7 · bu âyete atıf yapan tefsir

اَلَّذٖینَ كَفَرُوا لَهُمْ عَذَابٌ شَدٖیدٌؕ وَالَّذٖینَ اٰمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ لَهُمْ مَغْفِرَةٌ وَاَجْرٌ كَبٖیرٌࣖ

İnkar edenler için çetin bir azap vardır. İman edip salih ameller işleyenler için ise bir bağışlanma ve büyük bir mükafat vardır.

Fâtır 35/8 · bu âyete atıf yapan tefsir

اَفَمَنْ زُیِّنَ لَهُ سُٓوءُ عَمَلِهٖ فَرَاٰهُ حَسَنًاؕ فَاِنَّ اللّٰهَ یُضِلُّ مَنْ یَشَٓاءُ وَیَهْدٖی مَنْ یَشَٓاءُؗ فَلَا تَذْهَبْ نَفْسُكَ عَلَیْهِمْ حَسَرَاتٍؕ اِنَّ اللّٰهَ عَلٖیمٌ بِمَا یَصْنَعُونَ

Kötü ameli kendisine süslü gösterilip de onu güzel gören kimse, ameli iyi olan kimse gibi mi olacaktır? Şüphesiz Allah dilediğini saptırır, dilediğini hidayete erdirir. (Ey Muhammed!) Onlar için duyduğun üzüntüler yüzünden kendini helak etme! Şüphesiz ki Allah onların yaptıklarını hakkıyla bilendir.

Aşağıdaki cümleler Diyanet tefsir metninden alınmıştır.

Âdem de (Kur'an'da) size anlatılan şeyden (toprak) yaratıldı” (Müslim, “Zühd”, 60;

Yapay zekadan faydalanılmıştır. Hata olabilir. Lütfen hata varsa bildiriniz.

Hata Bildir

Bu âyette ne hatalı?