Kur’an çalışması
34

Sebe'

سَبَأٍ

54 âyet iniş 58 cüz 22 sayfa 428

Önceki Sonraki
← Önceki Sebe' 53 sayfa 434 · Diyanet tefsir grubu 51-54 Sonraki →

وَقَدْ كَفَرُوا بِهٖ مِنْ قَبْلُۚ وَیَقْذِفُونَ بِالْغَیْبِ مِنْ مَكَانٍ بَعٖیدٍ

Diyanet meali

Oysa daha önce onu inkar etmişlerdi ve uzak bir yerden gayb hakkında atıp tutuyorlardı.

Kelime meali

وَقَدْ كَفَرُوا Oysa inkar etmişlerdi
بِهٖ Onu
مِنْ قَبْلُ Bundan önce
وَیَقْذِفُونَ Ve taş atıyorlardı
بِالْغَیْبِ Gayba
مِنْ مَكَانٍ Bir yerden ki
بَعٖیدٍ Uzaktır

Diyanet bu metni 51-54 âyetleri için birlikte vermiştir.

Sûrenin başında kıyametin kendilerine gelmeyeceğini iddia edenlerden söz edilmişti; bu âyetlerde de, o inkârcıların kaçışı, kurtuluşu olmayan güne yakalanmanın telâşı içindeki halleri tasvir edilerek sûre tamamlanmaktadır.

51. âyette geçen “yakın bir yerden yakalanma”, bazı müfessirler tarafından, yeryüzünden, kabirlerden, mahşerde hesap görülen yerden veya bulundukları yerden alınıp cezalandırılma şeklinde açıklanmıştır (Taberî, XXII, 107-109; Şevkânî, IV, 384). Diğer bir yoruma göre ise burada, o kişilerin çepeçevre kuşatılmaları kastedilmektedir (İbn Atıyye, IV, 426). Muhammed Esed bunu “kendi içlerinden, kişiliklerinden, can damarından” şeklinde yorumlar (II, 883). 52. âyette geçen ve “Ama bu kadar uzak bir yerden (kurtaracak bir imana) kavuşmak ne mümkün!” şeklinde çevrilen cümle, imanın fayda vermesi ve kurtuluşa erme fırsatının çoktan kaçırılmış olduğunu veya tövbe etme ve tekrar dünyaya döndürülme isteğinin kabul edilmeyeceğini belirten temsilî bir anlatımdır (Taberî, XXII, 110-111; Şevkânî, IV, 384). 53. âyetin “körü körüne” şeklinde çevrilen kısmı lafzan “uzak yerden” anlamına gelmekte olup, bununla hiçbir sağlam delile dayanmadan ve bilinçsizce ortaya atılan iddialar kınandığı için (Şevkânî, IV, 384) böyle tercüme edilmiştir.

Kur'an Yolu Tefsiri Cilt: 4 Sayfa: 443-444

Kaynak: Diyanet Kur’an Yolu tefsiri (aynı tefsir grubu, tefsirdeki atıf veya ters atıf).

Sebe' 34/51 · aynı tefsir grubu

وَلَوْ تَرٰٓى اِذْ فَزِعُوا فَلَا فَوْتَ وَاُخِذُوا مِنْ مَكَانٍ قَرٖیبٍۙ

Sen onları, dehşetli bir korkuya kapılıp da kaçıp kurtulamayacakları ve yakın bir yerden yakalanacakları zaman bir görsen!

Sebe' 34/52 · aynı tefsir grubu

وَقَالُٓوا اٰمَنَّا بِهٖۚ وَاَنّٰى لَهُمُ التَّنَاوُشُ مِنْ مَكَانٍ بَعٖیدٍۚ

(Azabı görünce), "ona inandık derler" ama onlar için, artık uzak bir yerden (dünyadan) iman elde etmek nasıl mümkün olur?

Sebe' 34/54 · aynı tefsir grubu

وَحٖیلَ بَیْنَهُمْ وَبَیْنَ مَا یَشْتَهُونَ كَمَا فُعِلَ بِاَشْیَاعِهِمْ مِنْ قَبْلُؕ اِنَّهُمْ كَانُوا فٖی شَكٍّ مُرٖیبٍ

Tıpkı daha önce benzerlerine yapıldığı gibi, kendileriyle arzuladıkları arasına bir engel konmuştur. Çünkü onlar derin bir şüphe içindeydiler.

Bu âyet için hadis kaydı yok.

Yapay zekadan faydalanılmıştır. Hata olabilir. Lütfen hata varsa bildiriniz.

Hata Bildir

Bu âyette ne hatalı?