Kur’an çalışması
56

Vâkıa

الْوَاقِعَةِ

96 âyet iniş 46 cüz 27 sayfa 534

Önceki Sonraki
← Önceki Vâkıa 54 sayfa 536 · Diyanet tefsir grubu 51 Sonraki →

فَشَارِبُونَ عَلَیْهِ مِنَ الْحَمٖیمِۚ

Diyanet meali

Üstüne de o kaynar sudan içeceksiniz.

Kelime meali

فَشَارِبُونَ Ve içicisiniz
عَلَیْهِ Onun üzerine
مِنَ الْحَمٖیمِ Kaynar sudan
Bu defa, âhireti inkâr ederek dünya hayatını boşa geçirenlerin acı âkıbeti ve içine düşecekleri vahim durumlar canlı bir anlatımla tasvir edilmektedir (cehennem hakkında bilgi için bk. Ömer Faruk HarmanBekir Topaloğlu, “Cehennem”, DİA, VII, 225-233). 45. âyetteki mütrefîn kelimesi –Kur’an’da aynı kökten gelen kelimelerin kullanımı da dikkate alınarak– genellikle “sahip olduğu imkânlardan ötürü, refah içinde şımaran insanlar” mânasında anlaşılmıştır. Bu bağlamda kelimeyi “Allah’a şirk koşanlar” veya “kibirlenenler” şeklinde yorumlayan müfessirler de vardır (Şevkânî, V, 178). Râzî’nin dikkate değer açıklamasından da (XXIX, 170-171) yararlanarak bu konuda şöyle bir değerlendirme yapılabilir: Amel defteri solundan verilecek cehennemlikler hep zenginlerden olmayacağına göre burada kötülenen şey, insanların nimetler içinde olması değildir; asıl eleştirilen tutum, müteakip âyette değinilen, günahta ve inkârcılıkta ısrar etmektir. Esasen yoksulluk ve zenginlik hem toplumsal şartlara hem de kişinin algılamasına göre izâfîlik taşır ve hemen bütün insanlar –sahip oldukları imkânlar çerçevesinde– nimetin asıl sahibini görmezden geliyorsa “mütref” olarak nitelenebilir. Dolayısıyla, burada eleştirilenler, âhiret endişesi taşımayan, ahlâkî değerlere sırt çevirerek gününü gün eden, böylece hazlarının tutsağı haline gelen ve ebedî kurtuluşları için ellerindeki en büyük fırsat olan ömürlerini hoyratça tüketenlerdir. 46. âyetin meâlinde hıns kelimesinin “günah” anlamı esas alınmıştır. Müfessirlerin çoğunluğuna göre burada, cehennemliklerin Lokman sûresinin 13. âyetinde en büyük günah olarak nitelenen şirk (Allah’a ortak koşma) üzerindeki inatçı tavırlarından söz edilmektedir. Bu kelimenin “yemini bozma” anlamından hareketle âyet, “Onlar o büyük yeminlerini bozmamakta ısrarcı davranıyorlardı” şeklinde de çevrilebilir; bu takdirde Nahl sûresinin 38. âyetinde belirtildiği üzere müşriklerin, “Allah’ın ölen birini diriltmeyeceğine dair en büyük yeminleri etmeleri”ne atıfta bulunulmuş olur (İbn Atıyye, V, 246; zakkum ağacı hakkında bilgi için bk. Sâffât 37/62-65).

11233

Kaynak: Diyanet Kur’an Yolu tefsiri (aynı tefsir grubu, tefsirdeki atıf veya ters atıf).

Sâffât 37/62 · tefsir atıfı

اَذٰلِكَ خَیْرٌ نُزُلًا اَمْ شَجَرَةُ الزَّقُّومِ

Ziyafet olarak bu mu daha hayırlı, yoksa zakkum ağacı mı?

Sâffât 37/63 · tefsir atıfı

اِنَّا جَعَلْنَاهَا فِتْنَةً لِلظَّالِمٖینَ

Şüphesiz biz onu zalimler için bir imtihan aracı kıldık.

Sâffât 37/64 · tefsir atıfı

اِنَّهَا شَجَرَةٌ تَخْرُجُ فٖٓی اَصْلِ الْجَحٖیمِۙ

O, cehennemin dibinde biten bir ağaçtır.

Sâffât 37/65 · tefsir atıfı

طَلْعُهَا كَاَنَّهُ رُؤُ࣒سُ الشَّیَاطٖینِ

Onun meyveleri sanki şeytanların kafalarıdır.

Bu âyet için hadis kaydı yok.

Yapay zekadan faydalanılmıştır. Hata olabilir. Lütfen hata varsa bildiriniz.

Hata Bildir

Bu âyette ne hatalı?