Kur’an çalışması
27

Neml

النَّمْلِ

93 âyet iniş 48 cüz 19 sayfa 377

Önceki Sonraki
← Önceki Neml 56 sayfa 382 · Diyanet tefsir grubu 56 Sonraki →

فَمَا كَانَ جَوَابَ قَوْمِهٖٓ اِلَّٓا اَنْ قَالُٓوا اَخْرِجُٓوا اٰلَ لُوطٍ مِنْ قَرْیَتِكُمْۚ اِنَّهُمْ اُنَاسٌ یَتَطَهَّرُونَ

Diyanet meali

Bunun üzerine kavminin cevabı ancak şöyle demek oldu: "Lût'un ailesini memleketinizden çıkarın. Çünkü Onlar temiz kalmak isteyen insanlarmış(!)"

Kelime meali

فَمَا
كَانَ
جَوَابَ
قَوْمِهٖٓ
اِلَّٓا
اَنْ
قَالُٓوا Artık olmadı
اَخْرِجُٓوا Kavminin cevabı
اٰلَ Ancak
لُوطٍ Demeleri
مِنْ Çıkartın
قَرْیَتِكُمْ Lut ailesini
اِنَّهُمْ Memleketinizden
اُنَاسٌ Şüphesiz ki onlar
یَتَطَهَّرُونَ Bir takım insanlardır ki
Son derece arınıyorlar
Birçok kötülüğü yanında homoseksüellik gibi iğrenç bir ilişkiye alışmış olan ve peygamberin uyarılarına kulak asmayan bir topluluğun nasıl helâk edildiği anlatılarak insanların bu tür kötülüklerden sakınmaları istenmektedir. 58. âyette bu kavmin başına yağdığı bildirilen müthiş yağmurun taş yağmuru olduğu Hûd sûresinin 82. âyetinde bildirilmiştir (Hz. Lût ve peygamber olarak gönderilmiş olduğu Sodom halkı hakkında bilgi için bk. A‘râf 7/80-84; Hûd 11/69-83; Şuarâ 26/160-173). 59-62. Sûrenin başından buraya kadar anlatılan kıssalarda peygamberlerin ve getirdikleri mesajın önemi vurgulandıktan sonra bu âyetlerde de Allah’ın varlığı, birliği ve sonsuz kudretini gösteren kozmik deliller sıralanmakta, müşriklerin âhiret hakkındaki inanç ve tutumları tenkit edilmektedir. 59. âyette Allah, Hz. Peygamber’e bu âyetleri okumaya başlarken kendisine lutfettiği peygamberlik ve diğer nimetlerinden dolayı Allah’a hamdetmesini ve davetini tebliğ etmesi için seçtiği peygamberlere salâtü selâm getirmesini emretmektedir. Şevkânî, âyette geçen “Allah’ın seçkin kıldığı kullar” ifadesini genel anlamda yorumlar ve hem peygamberlerin hem de onlara iman eden müminlerin bu zümreye girdiğini söyler (IV, 141). Yazılı veya sözlü herhangi bir hitabede bulunurken sözün başında Allah’a hamdetme, bu buyruğa dayalı olarak Hz. Peygamber’e ve ailesine salâtü selâm getirme geleneği zamanımıza kadar devam etmiştir. 61. âyette iki deniz arasına konulduğu bildirilen engelden maksat, tuzluluk oranı farklı denizleri birbirinden ayıran sınırdır. Özgül ağırlığı farklı olan yani birinin suyu diğerine nisbetle daha tuzlu olan iki su kütlesi yan yana durdukları halde aralarında görünmeyen bir perde varmış gibi birbirine karışmamakta ve birleşimlerindeki farklılık değişmemektedir (krş. Furkan 25/53; Rahmân 55/19-20; bu âyette geçen diğer konular hakkında bilgi için bk. Nahl 16/14-16). Önceki âyetlerde Allah’ın kudretini göstermek için dış âlemden deliller getirilmişti; 62. âyette ise Allah’ın insanlar üzerindeki iki türlü tasarrufundan bahsedilerek kudretinin sonsuzluğuna delil getirilmektedir. Bunlar: a) Allah’ın, ihtiyaçtan dolayı kendisine dua edenin duasını kabul edip imdadına yetişmesi, sıkıntılarını gidermesi; b) İnsanları yeryüzünün yöneticileri yapması veya nesilleri birbirinin ardından getirerek yeryüzünün sahipleri kılmasıdır.

Kaynak: Diyanet Kur’an Yolu tefsiri (aynı tefsir grubu, tefsirdeki atıf veya ters atıf).

A'râf 7/80 · tefsir atıfı

وَلُوطًا اِذْ قَالَ لِقَوْمِهٖٓ اَتَاْتُونَ الْفَاحِشَةَ مَا سَبَقَكُمْ بِهَا مِنْ اَحَدٍ مِنَ الْعَالَمٖینَ

Lût'u da Peygamber olarak gönderdik. Hani o kavmine şöyle demişti: "Sizden önce âlemlerden hiçbir kimsenin yapmadığı çirkin işi mi yapıyorsunuz?"

A'râf 7/81 · tefsir atıfı

اِنَّكُمْ لَتَاْتُونَ الرِّجَالَ شَهْوَةً مِنْ دُونِ النِّسَٓاءِؕ بَلْ اَنْتُمْ قَوْمٌ مُسْرِفُونَ

"Hakikaten siz kadınları bırakıp, şehvetle erkeklere yaklaşıyorsunuz. Hayır, siz haddi aşan bir toplumsunuz."

A'râf 7/82 · tefsir atıfı

وَمَا كَانَ جَوَابَ قَوْمِهٖٓ اِلَّٓا اَنْ قَالُٓوا اَخْرِجُوهُمْ مِنْ قَرْیَتِكُمْۚ اِنَّهُمْ اُنَاسٌ یَتَطَهَّرُونَ

Kavminin cevabı ise sadece, "Çıkarın bunları memleketinizden! Güya onlar kendilerini fazla temiz tutan insanlar!..." demek oldu.

A'râf 7/83 · tefsir atıfı

فَاَنْجَیْنَاهُ وَاَهْلَهُٓ اِلَّا امْرَاَتَهُؗ كَانَتْ مِنَ الْغَابِرٖینَ

Bunun üzerine biz de onu ve karısı dışında aile fertlerini kurtardık. Karısı ise azab içinde kalanlardan oldu.

A'râf 7/84 · tefsir atıfı

وَاَمْطَرْنَا عَلَیْهِمْ مَطَرًاؕ فَانْظُرْ كَیْفَ كَانَ عَاقِبَةُ الْمُجْرِمٖینَࣖ

Onların üstüne bir azap yağmuru yağdırdık." Bak, suçluların akıbeti nasıl oldu.

Hûd 11/69 · tefsir atıfı

وَلَقَدْ جَٓاءَتْ رُسُلُنَٓا اِبْرٰهٖیمَ بِالْبُشْرٰى قَالُوا سَلَامًاؕ قَالَ سَلَامٌۚ فَمَا لَبِثَ اَنْ جَٓاءَ بِعِجْلٍ حَنٖیذٍ

Andolsun, elçilerimiz (melekler), İbrahim'e müjde getirip "Selâm sana!" dediler. O, "Size de selâm" dedi ve kızartılmış bir buzağı getirmekte gecikmedi.

Şuarâ 26/160 · tefsir atıfı

كَذَّبَتْ قَوْمُ لُوطٍࣙ الْمُرْسَلٖینَۚ

Lût'un kavmi de peygamberleri yalanladı.

Rahmân 55/19 · tefsir atıfı

مَرَجَ الْبَحْرَیْنِ یَلْتَقِیَانِۙ

(Suları acı ve tatlı olan) iki denizi salıvermiştir; birbirine kavuşuyorlar.

Rahmân 55/20 · tefsir atıfı

بَیْنَهُمَا بَرْزَخٌ لَا یَبْغِیَانِۚ

(Fakat) aralarında bir engel vardır, birbirine geçip karışmıyorlar.

Nahl 16/14 · tefsir atıfı

وَهُوَ الَّذٖی سَخَّرَ الْبَحْرَ لِتَاْكُلُوا مِنْهُ لَحْمًا طَرِیًّا وَتَسْتَخْرِجُوا مِنْهُ حِلْیَةً تَلْبَسُونَهَاۚ وَتَرَى الْفُلْكَ مَوَاخِرَ فٖیهِ وَلِتَبْتَغُوا مِنْ فَضْلِهٖ وَلَعَلَّكُمْ تَشْكُرُونَ

O, taze et yemeniz ve takınacağınız süs eşyası çıkarmanız için denizi sizin hizmetinize verendir. Gemilerin orada suyu yara yara gittiğini görürsün. (Bütün bunlar) onun lütfundan nasip aramanız ve şükretmeniz içindir.

Nahl 16/15 · tefsir atıfı

وَاَلْقٰى فِی الْاَرْضِ رَوَاسِیَ اَنْ تَمٖیدَ بِكُمْ وَاَنْهَارًا وَسُبُلًا لَعَلَّكُمْ تَهْتَدُونَۙ

Sizi sarsmamasi için yeryüzünde saglam daglar; yolunuzu bulmaniz için de nehirler, yollar ve nice isaretler meydana getirdi. Insanlar yildizlarla da yollarini bulurlar.

Nahl 16/16 · tefsir atıfı

وَعَلَامَاتٍؕ وَبِالنَّجْمِ هُمْ یَهْتَدُونَ

Sizi sarsmaması için yeryüzünde sağlam dağlar; yolunuzu bulmanız için de nehirler, yollar ve nice işaretler meydana getirirdi. İnsanlar yıldızlarla da yollarını bulurlar.

Hûd 11/79 · bu âyete atıf yapan tefsir

قَالُوا لَقَدْ عَلِمْتَ مَا لَنَا فٖی بَنَاتِكَ مِنْ حَقٍّۚ وَاِنَّكَ لَتَعْلَمُ مَا نُرٖیدُ

Onlar, "İyi biliyorsun ki kızlarında bizim gözümüz yok. Sen bizim ne istediğimizi çok iyi biliyorsun" dediler.

Hûd 11/80 · bu âyete atıf yapan tefsir

قَالَ لَوْ اَنَّ لٖی بِكُمْ قُوَّةً اَوْ اٰوٖٓی اِلٰى رُكْنٍ شَدٖیدٍ

(Lût da:) "Keşke size karşı (koyacak) bir gücüm olsaydı, ya da sağlam bir desteğe dayanabilseydim" dedi.

Hicr 15/73 · bu âyete atıf yapan tefsir

فَاَخَذَتْهُمُ الصَّیْحَةُ مُشْرِقٖینَۙ

Derken güneşin doğuşu sırasında o korkunç uğultulu ses onları yakalayıverdi.

Hicr 15/74 · bu âyete atıf yapan tefsir

فَجَعَلْنَا عَالِیَهَا سَافِلَهَا وَاَمْطَرْنَا عَلَیْهِمْ حِجَارَةً مِنْ سِجّٖیلٍؕ

Hemen onların altını üstüne getirdik. Üzerlerine de balçıktan pişirilmiş taşlar yağdırdık.

Bu âyet için hadis kaydı yok.

Yapay zekadan faydalanılmıştır. Hata olabilir. Lütfen hata varsa bildiriniz.

Hata Bildir

Bu âyette ne hatalı?