وَقَالُوا یَٓا اَیُّهَا الَّذٖی نُزِّلَ عَلَیْهِ الذِّكْرُ اِنَّكَ لَمَجْنُونٌؕ
Diyanet meali
Dediler ki: "Ey kendisine Zikir (Kur'an) indirilen kimse! Sen mutlaka delisin!"
Kelime meali
“Vahiy”diye çevirdiğimiz zikir kelimesi sözlükte “ezberleme, hatırlama, anma, övme”gibi anlamlara gelir. Kur’an-ı Kerîm’de ise –bu sözlük anlamları yanında– özellikle “Allah’ın kullarına gönderdiği uyarı, öğüt, vahiy” vb. mânalarda geçtiği gibi daha önceki bazı kutsal kitaplar (Nahil 16/43; Enbiyâ 21/7, 105) ve –buradaki 6 ve 9. âyetlerde olduğu gibi– özellikle Kur’an için de kullanılmıştır. Nitekim hadislerde Kur’an’ın bir isminin de “zikir” olduğu bildirilir (meselâ bk. Tirmizî, “Sevâbü’l-Kur’ân”, 14).
Müşrikler Hz. Peygamber’e, “Ey kendisine vahiy gelen adam!” diye hitap ederken ona vahiy geldiğine inandıkları için böyle konuşmuyor, aksine onunla alay ediyorlardı.
Müfessirlerin görüşüne göre müşrikler Hz. Peygamber’i mecnun diye itham ederken bunu ya alay maksadıyla mecaz anlamında veya hakikat anlamında söylüyorlardı. Râzî’ye göre (XIX, 158) bu suçlamanın iki sebebi olabilir: ☼a) Vahyin gelişi sırasında Hz. Peygamber’de genellikle kendinden geçmişçesine olağan üstü bir hal görülürdü. Müşriklerin bu hali bir cin çarpması alâmeti saydıkları ve bu yüzden onu delilikle suçladıkları düşünülebilir. ☼b) Peygamber efendimizin Allah tarafından görevlendirilmiş gerçek bir elçi olmasını aklî yönden imkânsız buldukları için peygamberlik iddiasını deli saçması gibi görmüş ve bu yüzden onu delilikle suçlamış olabilirler.
Eskiden Arap putperestleri şairlerin cinlerle ilişkisi bulunduğuna, şiirin de böyle bir bağlantının sonucu olarak şairlerin cinlerden aldıkları ilhamın ürünü olduğuna inanırlardı. Bu yüzden, Hz. Muhammed’in çağdaşı olan müşrikler de bir tür şiir kabul ettikleri Kur’an’ı Allah’tan değil, cinlerden aldığını düşünüyorlardı (bk. Enbiyâ 21/5; Sâffât 37/36). Buna göre âyette müşrikler, Hz. Peygamber’i kastederek telaffuz ettikleri “mecnun” kelimesini sözlük anlamında değil, onun cinlerle ilişkisinin bulunduğu anlamında kullanmış olabilirler (Ateş, V, 54).
Kur'an Yolu Tefsiri Cilt: 3 Sayfa: 333-334
Kaynak: Diyanet Kur’an Yolu tefsiri (aynı tefsir grubu, tefsirdeki atıf veya ters atıf).
Enbiyâ 21/7 · tefsir atıfı
وَمَٓا اَرْسَلْنَا قَبْلَكَ اِلَّا رِجَالًا نُوحٖٓی اِلَیْهِمْ فَسْـَٔلُٓوا اَهْلَ الذِّكْرِ اِنْ كُنْتُمْ لَا تَعْلَمُونَ
Senden önce de ancak kendilerine vahyettiğimiz bir takım erkekleri peygamber gönderdik. Eğer bilmiyorsanız ilim sahiplerine sorun.
Enbiyâ 21/105 · tefsir atıfı
وَلَقَدْ كَتَبْنَا فِی الزَّبُورِ مِنْ بَعْدِ الذِّكْرِ اَنَّ الْاَرْضَ یَرِثُهَا عِبَادِیَ الصَّالِحُونَ
Andolsun, Zikir'den (Tevrat'tan) sonra Zebûr'da da, "Yere muhakkak benim iyi kullarım varis olacaktır" diye yazmıştık.
Enbiyâ 21/5 · tefsir atıfı
بَلْ قَالُٓوا اَضْغَاثُ اَحْلَامٍ بَلِ افْتَرٰیهُ بَلْ هُوَ شَاعِرٌۚ فَلْیَاْتِنَا بِاٰیَةٍ كَمَٓا اُرْسِلَ الْاَوَّلُونَ
Onlar, "Hayır, bunlar karma karışık yalancı düşlerdir. Hayır, onu kendisi uydurdu, hayır, o bir şairdir. Eğer böyle değilse önceki peygamberlerin (mucizelerle) gönderildikleri gibi o da bize bir mucize getirsin" dediler.
Sâffât 37/36 · tefsir atıfı
وَیَقُولُونَ اَئِنَّا لَتَارِكُٓوا اٰلِهَتِنَا لِشَاعِرٍ مَجْنُونٍؕ
"Biz, deli bir şair için ilahlarımızı mı terk edeceğiz?" diyorlardı.
A'râf 7/184 · bu âyete atıf yapan tefsir
اَوَلَمْ یَتَفَكَّرُوا مَا بِصَاحِبِهِمْ مِنْ جِنَّةٍؕ اِنْ هُوَ اِلَّا نَذٖیرٌ مُبٖینٌ
Onlar düşünmediler mi ki (çok iyi tanıdıkları, kendileriyle içiçe yaşamış olan) arkadaşlarında (Peygamber'de) delilikten eser yoktur. O ancak apaçık bir uyarıcıdır.
Zâriyât 51/52 · bu âyete atıf yapan tefsir
كَذٰلِكَ مَٓا اَتَى الَّذٖینَ مِنْ قَبْلِهِمْ مِنْ رَسُولٍ اِلَّا قَالُوا سَاحِرٌ اَوْ مَجْنُونٌ
İşte böyle! Onlardan öncekilere hiçbir peygamber gelmemişti ki,"O bir büyücüdür" yahut "bir delidir" demiş olmasınlar.
Zâriyât 51/53 · bu âyete atıf yapan tefsir
اَتَوَاصَوْا بِهٖۚ بَلْ هُمْ قَوْمٌ طَاغُونَ
Onlar bunu birbirlerine tavsiye mi ettiler (ki hep aynı şeyleri söylüyorlar)? Hayır, onlar azgın bir topluluktur.
Zâriyât 51/54 · bu âyete atıf yapan tefsir
فَتَوَلَّ عَنْهُمْ فَمَٓا اَنْتَ بِمَلُومٍؗ
Onun için, onlardan yüz çevir. Artık kınanacak değilsin.
Zâriyât 51/55 · bu âyete atıf yapan tefsir
وَذَكِّرْ فَاِنَّ الذِّكْرٰى تَنْفَعُ الْمُؤْمِنٖینَ
Sen yine de öğüt ver. Çünkü öğüt mü'minlere fayda verir.
Tûr 52/29 · bu âyete atıf yapan tefsir
فَذَكِّرْ فَمَٓا اَنْتَ بِنِعْمَتِ رَبِّكَ بِكَاهِنٍ وَلَا مَجْنُونٍؕ
(Ey Muhammed!) O halde, sen öğüt ver. Rabbinin nimeti sayesinde, sen ne bir kâhinsin, ne de bir deli.
Tûr 52/30 · bu âyete atıf yapan tefsir
اَمْ یَقُولُونَ شَاعِرٌ نَتَرَبَّصُ بِهٖ رَیْبَ الْمَنُونِ
Yoksa onlar, "O bir şairdir; onun, zamanın felaketlerine uğramasını bekliyoruz" mu diyorlar?
Tûr 52/31 · bu âyete atıf yapan tefsir
قُلْ تَرَبَّصُوا فَاِنّٖی مَعَكُمْ مِنَ الْمُتَرَبِّصٖینَؕ
Onlara de ki, "Bekleyin. Ben de sizinle beraber bekleyenlerdenim."
Tûr 52/32 · bu âyete atıf yapan tefsir
اَمْ تَاْمُرُهُمْ اَحْلَامُهُمْ بِهٰذَٓا اَمْ هُمْ قَوْمٌ طَاغُونَۚ
Bunu kendilerine akılları mı emrediyor, yoksa onlar azgın bir topluluk mudur?
Tûr 52/33 · bu âyete atıf yapan tefsir
اَمْ یَقُولُونَ تَقَوَّلَهُۚ بَلْ لَا یُؤْمِنُونَۚ
Yoksa, "O Kur'an'ı kendisi uydurup söyledi" mi diyorlar? Hayır, (sırf inatlarından dolayı) iman etmiyorlar.
Tûr 52/34 · bu âyete atıf yapan tefsir
فَلْیَاْتُوا بِحَدٖیثٍ مِثْلِهٖٓ اِنْ كَانُوا صَادِقٖینَؕ
Eğer doğru söyleyenler iseler, haydi onun gibi bir söz getirsinler!
Tûr 52/35 · bu âyete atıf yapan tefsir
اَمْ خُلِقُوا مِنْ غَیْرِ شَیْءٍ اَمْ هُمُ الْخَالِقُونَؕ
Acaba onlar herhangi bir yaratıcı olmadan mı yaratıldılar? Yoksa kendileri mi yaratıcıdırlar?
Tûr 52/36 · bu âyete atıf yapan tefsir
اَمْ خَلَقُوا السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضَۚ بَلْ لَا یُوقِنُونَؕ
Yoksa, gökleri ve yeri onlar mı yarattılar? Hayır, onlar kesin olarak inanmıyorlar.
Tûr 52/37 · bu âyete atıf yapan tefsir
اَمْ عِنْدَهُمْ خَزَٓائِنُ رَبِّكَ اَمْ هُمُ الْمُصَیْطِرُونَؕ
Yoksa, Rabbinin hazineleri onların yanında mıdır? Ya da her şeye hakim olan kendileri midir?
Tûr 52/38 · bu âyete atıf yapan tefsir
اَمْ لَهُمْ سُلَّمٌ یَسْتَمِعُونَ فٖیهِۚ فَلْیَاْتِ مُسْتَمِعُهُمْ بِسُلْطَانٍ مُبٖینٍؕ
Yoksa onların, kendisi vasıtasıyla (ilahi vahyi) dinleyecekleri bir merdivenleri mi var? (Eğer varsa) dinleyenleri, açık bir delil getirsin!
Tûr 52/39 · bu âyete atıf yapan tefsir
اَمْ لَهُ الْبَنَاتُ وَلَكُمُ الْبَنُونَؕ
Yoksa, kızlar O'na (Allah'a) da oğullar size mi?
Aşağıdaki cümleler Diyanet tefsir metninden alınmıştır.
Tirmizî, “Sevâbü'l-Kur'ân”, 14).
Yapay zekadan faydalanılmıştır. Hata olabilir. Lütfen hata varsa bildiriniz.