Kur’an çalışması
37

Sâffât

الصَّاۤفَّاتِ

182 âyet iniş 56 cüz 23 sayfa 446

Önceki Sonraki
← Önceki Sâffât 63 sayfa 448 · Diyanet tefsir grubu 62-68 Sonraki →

اِنَّا جَعَلْنَاهَا فِتْنَةً لِلظَّالِمٖینَ

Diyanet meali

Şüphesiz biz onu zalimler için bir imtihan aracı kıldık.

Kelime meali

اِنَّا Muhak- kak ki biz
جَعَلْنَاهَا Onu yaptık
فِتْنَةً Fitne
لِلظَّالِمٖینَ Zalimler

Diyanet bu metni 62-68 âyetleri için birlikte vermiştir.

Râgıb el-İsfahânî zakkûm kelimesini kısaca, “cehennemde bulunan iğrenç yiyecekler” şeklinde açıklar (el-Müfredât, “zkm” md). Kaynaklar, Yemen’in Tihâme bölgesiyle çöle yakın kurak arazilerde yetişen, küçük yapraklı, kötü kokulu, deriye isabet ettiğinde ölüme götürebilecek ölçüde yara açan zehirli bir bitkiye zakkum denildiğini belirtirler (İbn Âşûr, XXIII, 122). 65. âyette zakkumun tomurcuklarının “şeytanların başları”na benzetilmesi, onun gerek tadı gerekse görünüşü itibariyle son derece iğrenç olduğuna delâlet eder. Nitekim Araplar çirkin görüntülü şeylere, “şeytanın kellesi gibi” derlerdi. Bir yılan türüne şeytan isminin verildiği, dolayısıyla âyette zakkum başağının yılan başına benzetilmiş olabileceği de söylenmektedir (Taberî, XXIII, 64; Zemahşerî, III, 302). Müfessirler genellikle “Kur’an’da lânetlenen ağaç” tabiriyle (İsrâ 17/60) zakkumun kastedildiğini belirtirler. Zemahşerî, 62. âyet metnindeki “nüzül” kelimesiyle müminlerin cennette nâil olacakları güzel ikramlara, zakkum kelimesiyle de inkârcıların cehennemde maruz kalacakları elem ve acılara işaret edildiğini belirtir ve her iki durumu da insanların kendi seçimlerinin birer sonucu olarak gösterir (III, 302).

“Sınama aracı” diye çevirdiğimiz 63. âyetteki fitne, “sınav, deneme” demektir; Kur’an’da daha çok müminin inancını tehlikeye sokan, yer yer de burada olduğu gibi inkârcıların bir imtihan vermelerine yol açan sıkıntılı olaylar, durumlar için kullanılır (bilgi için bk. Bakara 2/191). Müfessirler zakkum ağacının bir fitne (deneme aracı) olarak gösterilmesini de şöyle açıklarlar: Cehennemde böyle bir ağaç bulunacağı bildirilince Ebû Cehil gibi fırsatçı müşrikler, “Muhammed hem cehennemin taşı bile kavuracağını söylüyor hem de orada ağaç biteceğinden söz ediyor” diyerek Resûlullah’ı alaya almışlar, bunun üzerine konumuz olan âyet inmiştir (Taberî, XXIII, 63-64; İbn Atıyye, IV, 475). Buna göre söz konusu ağaçla ilgili olarak Kur’an’da verilen bilgi bir imtihandır; mümin bu bilgiye inanmakla bu imtihanı da kazanmış, kâfir ise inkâr etmekle imtihanı kaybetmiş olur.

Kur'an Yolu Tefsiri Cilt: 4 Sayfa: 535-536

Kaynak: Diyanet Kur’an Yolu tefsiri (aynı tefsir grubu, tefsirdeki atıf veya ters atıf).

Sâffât 37/62 · aynı tefsir grubu

اَذٰلِكَ خَیْرٌ نُزُلًا اَمْ شَجَرَةُ الزَّقُّومِ

Ziyafet olarak bu mu daha hayırlı, yoksa zakkum ağacı mı?

Sâffât 37/64 · aynı tefsir grubu

اِنَّهَا شَجَرَةٌ تَخْرُجُ فٖٓی اَصْلِ الْجَحٖیمِۙ

O, cehennemin dibinde biten bir ağaçtır.

Sâffât 37/65 · aynı tefsir grubu

طَلْعُهَا كَاَنَّهُ رُؤُ࣒سُ الشَّیَاطٖینِ

Onun meyveleri sanki şeytanların kafalarıdır.

Sâffât 37/66 · aynı tefsir grubu

فَاِنَّهُمْ لَاٰكِلُونَ مِنْهَا فَمَالِؤُ࣒نَ مِنْهَا الْبُطُونَؕ

Cehennemlikler ondan yiyecekler ve onunla karınlarını dolduracaklardır.

Sâffât 37/67 · aynı tefsir grubu

ثُمَّ اِنَّ لَهُمْ عَلَیْهَا لَشَوْبًا مِنْ حَمٖیمٍۚ

Sonra onlar için bunun üstüne kaynar sudan karışık bir içecek vardır.

Sâffât 37/68 · aynı tefsir grubu

ثُمَّ اِنَّ مَرْجِعَهُمْ لَاِلَى الْجَحٖیمِ

Sonra onların dönüşleri mutlaka cehennemedir.

İsrâ 17/60 · tefsir atıfı

وَاِذْ قُلْنَا لَكَ اِنَّ رَبَّكَ اَحَاطَ بِالنَّاسِؕ وَمَا جَعَلْنَا الرُّءْیَا الَّتٖٓی اَرَیْنَاكَ اِلَّا فِتْنَةً لِلنَّاسِ وَالشَّجَرَةَ الْمَلْعُونَةَ فِی الْقُرْاٰنِؕ وَنُخَوِّفُهُمْۙ فَمَا یَزٖیدُهُمْ اِلَّا طُغْیَانًا كَبٖیرًاࣖ

Hani sana, "Muhakkak Rabbin, insanları çepeçevre kuşatmıştır" demiştik. Sana gösterdiğimiz o rüyayı da, Kur'an'da lanetlenmiş bulunan o ağacı da sırf insanları sınamak için vesile yaptık. Biz onları korkutuyoruz. Fakat bu, sadece onların büyük azgınlıklarını (daha da) artırdı.

Bakara 2/191 · tefsir atıfı

وَاقْتُلُوهُمْ حَیْثُ ثَقِفْتُمُوهُمْ وَاَخْرِجُوهُمْ مِنْ حَیْثُ اَخْرَجُوكُمْ وَالْفِتْنَةُ اَشَدُّ مِنَ الْقَتْلِۚ وَلَا تُقَاتِلُوهُمْ عِنْدَ الْمَسْجِدِ الْحَرَامِ حَتّٰى یُقَاتِلُوكُمْ فٖیهِۚ فَاِنْ قَاتَلُوكُمْ فَاقْتُلُوهُمْؕ كَذٰلِكَ جَزَٓاءُ الْكَافِرٖینَ

Onları nerede yakalarsanız öldürün. Sizi çıkardıkları yerden (Mekke'den) siz de onları çıkarın. Zulüm ve baskı adam öldürmekten daha ağırdır. Yalnız, Mescid-i Haram yanında, onlar sizinle savaşmadıkça, siz de onlarla savaşmayın. Sizinle savaşırlarsa (siz de onlarla savaşın) onları öldürün. Kâfirlerin cezası böyledir.

Vâkıa 56/41 · bu âyete atıf yapan tefsir

وَاَصْحَابُ الشِّمَالِۙ مَٓا اَصْحَابُ الشِّمَالِؕ

Kötülüğe batanlar ise ne mutsuz kimselerdir!

Vâkıa 56/42 · bu âyete atıf yapan tefsir

فٖی سَمُومٍ وَحَمٖیمٍۙ

Onlar, iliklere işleyen bir ateş ve bir kaynar su içindedirler. Ne serin ve ne de yararlı olan zifiri bir gölge içinde!..

Vâkıa 56/43 · bu âyete atıf yapan tefsir

وَظِلٍّ مِنْ یَحْمُومٍۙ

Onlar, iliklere işleyen bir ateş ve bir kaynar su içindedirler. Ne serin ve ne de yararlı olan zifiri bir gölge içinde!..

Vâkıa 56/44 · bu âyete atıf yapan tefsir

لَا بَارِدٍ وَلَا كَرٖیمٍ

Onlar, iliklere işleyen bir ateş ve bir kaynar su içindedirler. Ne serin ve ne de yararlı olan zifiri bir gölge içinde!..

Vâkıa 56/45 · bu âyete atıf yapan tefsir

اِنَّهُمْ كَانُوا قَبْلَ ذٰلِكَ مُتْرَفٖینَۚ

Çünkü onlar, bundan önce (dünyada varlık içinde) sefahata dalmış ve azgın kimselerdi.

Vâkıa 56/46 · bu âyete atıf yapan tefsir

وَكَانُوا یُصِرُّونَ عَلَى الْحِنْثِ الْعَظٖیمِۚ

Büyük günah üzerinde ısrar ediyorlardı.

Vâkıa 56/47 · bu âyete atıf yapan tefsir

وَكَانُوا یَقُولُونَ اَئِذَا مِتْنَا وَكُنَّا تُرَابًا وَعِظَامًا ءَاِنَّا لَمَبْعُوثُونَۙ

Diyorlardı ki: "Biz öldükten, toprak ve kemik yığını haline geldikten sonra mı, biz mi bir daha diriltilecekmişiz?"

Vâkıa 56/48 · bu âyete atıf yapan tefsir

اَوَاٰبَٓاؤُ࣑نَا الْاَوَّلُونَ

"Evvelki atalarımız da mı?"

Vâkıa 56/49 · bu âyete atıf yapan tefsir

قُلْ اِنَّ الْاَوَّلٖینَ وَالْاٰخِرٖینَۙ

De ki: "Şüphesiz öncekiler ve sonrakiler, mutlaka belli bir günün belli bir vaktinde toplanacaklardır."

Vâkıa 56/50 · bu âyete atıf yapan tefsir

لَمَجْمُوعُونَ اِلٰى مٖیقَاتِ یَوْمٍ مَعْلُومٍ

De ki: "Şüphesiz öncekiler ve sonrakiler, mutlaka belli bir günün belli bir vaktinde toplanacaklardır."

Vâkıa 56/51 · bu âyete atıf yapan tefsir

ثُمَّ اِنَّكُمْ اَیُّهَا الضَّٓالُّونَ الْمُكَذِّبُونَۙ

Sonra siz ey haktan sapan yalanlayıcılar! Mutlaka (cehennemde) bir ağaçtan, zakkumdan yiyeceksiniz.

Vâkıa 56/52 · bu âyete atıf yapan tefsir

لَاٰكِلُونَ مِنْ شَجَرٍ مِنْ زَقُّومٍۙ

Sonra siz ey haktan sapan yalanlayıcılar! Mutlaka (cehennemde) bir ağaçtan, zakkumdan yiyeceksiniz.

Bu âyet için hadis kaydı yok.

Yapay zekadan faydalanılmıştır. Hata olabilir. Lütfen hata varsa bildiriniz.

Hata Bildir

Bu âyette ne hatalı?