Kur’an çalışması
7

A'râf

الْاَعْرَافِ

206 âyet iniş 39 cüz 8 sayfa 151

Önceki Sonraki
← Önceki A'râf 65 sayfa 158 · Diyanet tefsir grubu 65-69 Sonraki →

وَاِلٰى عَادٍ اَخَاهُمْ هُودًاؕ قَالَ یَا قَوْمِ اعْبُدُوا اللّٰهَ مَا لَكُمْ مِنْ اِلٰهٍ غَیْرُهُؕ اَفَلَا تَتَّقُونَ

Diyanet meali

Âd kavmine de kardeşleri Hûd'u peygamber olarak gönderdik. Onlara, "Ey kavmim! Allah'a kulluk edin. Sizin için ondan başka hiçbir ilah yoktur. Allah'a karşı gelmekten sakınmaz mısınız?" dedi.

Kelime meali

وَاِلٰى عَادٍ Ve Âd kavmi- ne gönderdik
اَخَاهُمْ Kardeşlerini
هُودًاؕ Hûd’u
قَالَ Dedi ki
یَا قَوْمِ Ey kavmim!
اعْبُدُوا İbadet edin
اللّٰهَ Allah’a
مَا لَكُمْ Sizin için yoktur
مِنْ اِلٰهٍ Hiçbir ilah
غَیْرُهُؕ Ondan başka
اَفَلَا تَتَّقُونَ Hala kork- muyor musunuz?

Diyanet bu metni 65-69 âyetleri için birlikte vermiştir.

Muhtemelen Âd, Yemen’in Uman ile Hadramut arasındaki Ahkāf denilen geniş çöl bölgesinde yaşamış eski ve önemli bir Arap toplumudur (Kur’an’ın 46. sûresi Ahkāf ismini taşır; ayrıca bk. Fecr 89/6-9). İsmini, Hz. Nûh’un oğlu Sâm’ın üçüncü kuşaktan torunu Âd’dan aldığı söylenir. Bu kavim, İslâm’ın zuhurundan asırlarca önce yok olup yitmekle birlikte Araplar arasında bazı hatıraları anlatılmaktaydı.

Hûd aleyhisselâm ise bir görüşe göre Âd’ın soyundan, başka bir görüşe göre Âd’ın dedesi Sâm’ın diğer bir oğlunun soyundandır. İslâm kaynaklarında çoğunlukla şeceresi Nûh oğlu Sâm oğlu İrem oğlu Avs (Us) oğlu Âd oğlu Halud (veya Hâris) oğlu Rebâh (Reyâh) oğlu Abdullah oğlu Hûd şeklinde Hz. Nûh’a bağlanır. Kabrinin Hadramût’ta, Kâbe’nin civarında, Şam’da, Filistin’de bulunduğu yolunda değişik rivayetler vardır. Bir rivayete göre Hz. Hûd, kavminin cezalandırılması üzerine Yemen’deki Şihr bölgesine göç etmiş, iki yıl sonra vefat etmiş ve Hadramut’taki Berehût vadisine defnedilmiştir. Burada ona atfedilen kabir önemli bir ziyaret merkezidir.

Hz. Nûh hakkındaki âyetlerde yer alan diyalog ve tartışmaların benzeri, hemen hemen aynı ifadelerle bu âyetlerde de geçmektedir. Burada ilgili peygamberlerin sözleri aynen aktarılmış olabileceği gibi, sözler değişik olmakla birlikte, öz ve anlam itibariyle konuları birbirinden farklı olmadığı için benzer ifadelere döküldüğü de düşünülebilir.

Hz. Hûd kavmini ikna etmeye çalışırken Allah’ın onlara olan lutuflarından bilhassa ikisini hatırlatmaktadır: a) Allah’ın Nûh’tan sonra onları “halifeler” kılması. b) Onları sağlam yapılı ve güçlü yaratması. Bunlardan ilki, Âd kavminin tûfandan sonra ilk teşkilâtlanan ve yeryüzünü imar faaliyetlerine girişen nesil olduğunu; ikincisi de Nûh soyundan gelen öteki kabilelere göre daha iri yapılı insanlardan oluştuğunu gösterir. Ancak “Allah yaratılışta sizi onlardan üstün kıldı” meâlindeki cümleden, bu toplumun bireyleri arasında geniş bir sevgi ve dayanışma bulunduğu anlamının çıkarılabileceği de düşünülmüştür (bk. Râzî, XIV, 157-158). Peygamberleri onlara, bu nimetlerin asıl sahibinin Allah olduğunu hatırlatarak buna göre davranmaları gerektiğini, kurtuluşlarının buna bağlı olduğunu bildirmiştir.

Kaynak: Diyanet Kur’an Yolu tefsiri (aynı tefsir grubu, tefsirdeki atıf veya ters atıf).

A'râf 7/66 · aynı tefsir grubu

قَالَ الْمَلَاُ الَّذٖینَ كَفَرُوا مِنْ قَوْمِهٖٓ اِنَّا لَنَرٰیكَ فٖی سَفَاهَةٍ وَاِنَّا لَنَظُنُّكَ مِنَ الْكَاذِبٖینَ

Kavminin ileri gelenlerinden inkar edenler dediler ki: "Şüphesiz, biz seni akıl kıtlığı içinde görüyoruz. Biz senin mutlaka yalancılardan biri olduğuna inanıyoruz."

A'râf 7/67 · aynı tefsir grubu

قَالَ یَا قَوْمِ لَیْسَ بٖی سَفَاهَةٌ وَلٰكِنّٖی رَسُولٌ مِنْ رَبِّ الْعَالَمٖینَ

Hûd şöyle dedi: "Ey kavmim! Bende akıl kıtlığı yok. Aksine ben âlemlerin Rabbi tarafından gönderilmiş bir peygamberim."

A'râf 7/68 · aynı tefsir grubu

اُبَلِّغُكُمْ رِسَالَاتِ رَبّٖی وَاَنَا࣑ لَكُمْ نَاصِحٌ اَمٖینٌ

"Rabbimin vahyettiklerini size tebliğ ediyorum. Ben sizin için güvenilir bir nasihatçıyım."

A'râf 7/69 · aynı tefsir grubu

اَوَعَجِبْتُمْ اَنْ جَٓاءَكُمْ ذِكْرٌ مِنْ رَبِّكُمْ عَلٰى رَجُلٍ مِنْكُمْ لِیُنْذِرَكُمْؕ وَاذْكُرُٓوا اِذْ جَعَلَكُمْ خُلَفَٓاءَ مِنْ بَعْدِ قَوْمِ نُوحٍ وَزَادَكُمْ فِی الْخَلْقِ بَصْۣطَةًۚ فَاذْكُرُٓوا اٰلَٓاءَ اللّٰهِ لَعَلَّكُمْ تُفْلِحُونَ

"Sizi uyarması için içinizden bir adam aracılığıyla Rabbinizden size bir zikir (vahy ve öğüt) gelmesine şaştınız mı? Hatırlayın ki, Allah sizi Nûh kavminden sonra onların yerine getirdi ve sizi yaratılış itibariyle daha güçlü kıldı. Allah'ın nimetlerini hatırlayın ki kurtuluşa eresiniz."

Fecr 89/6 · tefsir atıfı

اَلَمْ تَرَ كَیْفَ فَعَلَ رَبُّكَ بِعَادٍࣕۙ

(Ey Muhammed!) Rabbinin, (Hûd'un kavmi) Ad'e, şehirler içinde benzeri kurulmamış olan, sütunlarla dolu İrem'e, vadide kayaları oyan (Salih'in kavmi) Semûd'a, kazıklar sahibi Firavun'a ne yaptığını görmedin mi?

Fecr 89/7 · tefsir atıfı

اِرَمَ ذَاتِ الْعِمَادِࣕۙ

(Ey Muhammed!) Rabbinin, (Hûd'un kavmi) Ad'e, şehirler içinde benzeri kurulmamış olan, sütunlarla dolu İrem'e, vadide kayaları oyan (Salih'in kavmi) Semûd'a, kazıklar sahibi Firavun'a ne yaptığını görmedin mi?

Fecr 89/8 · tefsir atıfı

اَلَّتٖی لَمْ یُخْلَقْ مِثْلُهَا فِی الْبِلَادِࣕۙ

(Ey Muhammed!) Rabbinin, (Hûd'un kavmi) Ad'e, şehirler içinde benzeri kurulmamış olan, sütunlarla dolu İrem'e, vadide kayaları oyan (Salih'in kavmi) Semûd'a, kazıklar sahibi Firavun'a ne yaptığını görmedin mi?

Fecr 89/9 · tefsir atıfı

وَثَمُودَ الَّذٖینَ جَابُوا الصَّخْرَ بِالْوَادِࣕۙ

(Ey Muhammed!) Rabbinin, (Hûd'un kavmi) Ad'e, şehirler içinde benzeri kurulmamış olan, sütunlarla dolu İrem'e, vadide kayaları oyan (Salih'in kavmi) Semûd'a, kazıklar sahibi Firavun'a ne yaptığını görmedin mi?

Hûd 11/50 · bu âyete atıf yapan tefsir

وَاِلٰى عَادٍ اَخَاهُمْ هُودًاؕ قَالَ یَا قَوْمِ اعْبُدُوا اللّٰهَ مَا لَكُمْ مِنْ اِلٰهٍ غَیْرُهُؕ اِنْ اَنْتُمْ اِلَّا مُفْتَرُونَ

Âd kavmine de kardeşleri Hûd'u gönderdik. Hûd şöyle dedi: "Ey kavmim! Allah'a kulluk edin. Ondan başka sizin hiçbir ilahınız yoktur. Siz, sadece iftira ediyorsunuz."

Hûd 11/51 · bu âyete atıf yapan tefsir

یَا قَوْمِ لَٓا اَسْـَٔلُكُمْ عَلَیْهِ اَجْرًاؕ اِنْ اَجْرِیَ اِلَّا عَلَى الَّذٖی فَطَرَنٖیؕ اَفَلَا تَعْقِلُونَ

"Ey kavmim! Ben buna karşı sizden bir ücret istemiyorum. Benim ücretim, ancak beni yaratana âittir. Hâlâ aklınızı kullanmayacak mısınız?"

Şuarâ 26/136 · bu âyete atıf yapan tefsir

قَالُوا سَوَٓاءٌ عَلَیْنَٓا اَوَعَظْتَ اَمْ لَمْ تَكُنْ مِنَ الْوَاعِظٖینَۙ

Dediler ki: "Sen ister öğüt ver, ister öğüt verenlerden olma, bize göre birdir."

Şuarâ 26/137 · bu âyete atıf yapan tefsir

اِنْ هٰذَٓا اِلَّا خُلُقُ الْاَوَّلٖینَۙ

"Bu, öncekilerin geleneklerinden başka bir şey değildir."

Şuarâ 26/138 · bu âyete atıf yapan tefsir

وَمَا نَحْنُ بِمُعَذَّبٖینَۚ

"Biz azaba uğratılacak da değiliz."

Şuarâ 26/139 · bu âyete atıf yapan tefsir

فَكَذَّبُوهُ فَاَهْلَكْنَاهُمْؕ اِنَّ فٖی ذٰلِكَ لَاٰیَةًؕ وَمَا كَانَ اَكْثَرُهُمْ مُؤْمِنٖینَ

Böylece onlar Hûd'u yalanladılar. Biz de bu yüzden onları helak ettik. Şüphesiz bunda bir ibret vardır. Onların çoğu ise iman etmiş değillerdir.

Şuarâ 26/140 · bu âyete atıf yapan tefsir

وَاِنَّ رَبَّكَ لَهُوَ الْعَزٖیزُ الرَّحٖیمُࣖ

Şüphesiz senin Rabbin mutlak güç sahibi ve çok merhametli olandır.

Ankebût 29/38 · bu âyete atıf yapan tefsir

وَعَادًا وَثَمُودَا࣑ وَقَدْ تَبَیَّنَ لَكُمْ مِنْ مَسَاكِنِهِمْࣞ وَزَیَّنَ لَهُمُ الشَّیْطَانُ اَعْمَالَهُمْ فَصَدَّهُمْ عَنِ السَّبٖیلِ وَكَانُوا مُسْتَبْصِرٖینَۙ

Ad ve Semûd kavimlerini de helak ettik. Bu, onların (harap olmuş) yurtlarından size besbelli olmuştur. Şeytan onlara işlerini süslemiş ve onları doğru yoldan alıkoymuştur. Halbuki onlar gözü açık kimselerdi.

Fussilet 41/15 · bu âyete atıf yapan tefsir

فَاَمَّا عَادٌ فَاسْتَكْبَرُوا فِی الْاَرْضِ بِغَیْرِ الْحَقِّ وَقَالُوا مَنْ اَشَدُّ مِنَّا قُوَّةًؕ اَوَلَمْ یَرَوْا اَنَّ اللّٰهَ الَّذٖی خَلَقَهُمْ هُوَ اَشَدُّ مِنْهُمْ قُوَّةًؕ وَكَانُوا بِاٰیَاتِنَا یَجْحَدُونَ

Âd kavmi ise yeryüzünde haksız olarak büyüklük taslamış, "Bizden daha güçlü kim var?" demişlerdi. Onlar, kendilerini yaratan Allah'ın onlardan daha güçlü olduğunu görmediler mi? Onlar bizim âyetlerimizi inkâr ediyorlardı.

Fussilet 41/16 · bu âyete atıf yapan tefsir

فَاَرْسَلْنَا عَلَیْهِمْ رٖیحًا صَرْصَرًا فٖٓی اَیَّامٍ نَحِسَاتٍ لِنُذٖیقَهُمْ عَذَابَ الْخِزْیِ فِی الْحَیٰوةِ الدُّنْیَاؕ وَلَعَذَابُ الْاٰخِرَةِ اَخْزٰى وَهُمْ لَا یُنْصَرُونَ

Biz de onlara dünya hayatında zillet azabını tattırmak için o mutsuz kara günlerde üzerlerine dondurucu bir rüzgâr gönderdik. Ahiret azâbı elbette daha rezil edicidir. Onlara yardım da edilmez.

Ahkâf 46/21 · bu âyete atıf yapan tefsir

وَاذْكُرْ اَخَا عَادٍؕ اِذْ اَنْذَرَ قَوْمَهُ بِالْاَحْقَافِ وَقَدْ خَلَتِ النُّذُرُ مِنْ بَیْنِ یَدَیْهِ وَمِنْ خَلْفِهٖٓ اَلَّا تَعْبُدُٓوا اِلَّا اللّٰهَؕ اِنّٖٓی اَخَافُ عَلَیْكُمْ عَذَابَ یَوْمٍ عَظٖیمٍ

Kendisinden önce ve sonra uyarıcıların gelip geçmiş olan Âd kavminin kardeşini (Hûd'u) hatırla. Hani Ahkâf'taki kavmini, "Ancak Allah'a ibadet edin, çünkü ben sizin adınıza büyük bir günün azabından korkuyorum" diye uyarmıştı.

Ahkâf 46/22 · bu âyete atıf yapan tefsir

قَالُٓوا اَجِئْتَنَا لِتَاْفِكَنَا عَنْ اٰلِهَتِنَاۚ فَاْتِنَا بِمَا تَعِدُنَٓا اِنْ كُنْتَ مِنَ الصَّادِقٖینَ

Onlar ise, "Sen bizi ilahlarımızdan alıkoymak için mi geldin? Doğru söyleyenlerden isen bizi tehdit ettiğin şeyi başımıza getir" dediler.

Bu âyet için hadis kaydı yok.

Yapay zekadan faydalanılmıştır. Hata olabilir. Lütfen hata varsa bildiriniz.

Hata Bildir

Bu âyette ne hatalı?