Kur’an çalışması
29

Ankebût

الْعَنْكَبُوتِ

69 âyet iniş 85 cüz 20 sayfa 396

Önceki Sonraki
← Önceki Ankebût 67 sayfa 404 · Diyanet tefsir grubu 67-68 Sonraki →

اَوَلَمْ یَرَوْا اَنَّا جَعَلْنَا حَرَمًا اٰمِنًا وَیُتَخَطَّفُ النَّاسُ مِنْ حَوْلِهِمْؕ اَفَبِالْبَاطِلِ یُؤْمِنُونَ وَبِنِعْمَةِ اللّٰهِ یَكْفُرُونَ

Diyanet meali

Çevrelerindeki insanlar kapılıp götürülürken, bizim, onların yurtlarını saygın ve güvenlikli bir yer kıldığımızı görmediler mi? Onlar hâlâ batıla inanıyorlar da Allah'ın nimetini inkar mı ediyorlar?

Kelime meali

اَوَلَمْ یَرَوْا Görmediler mi ki?
اَنَّا Muhak- kak biz
جَعَلْنَا Yaptık
حَرَمًا Harem
اٰمِنًا Emniyetli
وَیُتَخَطَّفُ Halbuki kapılıyor
النَّاسُ İnsanlar
مِنْ حَوْلِهِمْؕ Çevrelerinden
اَفَبِالْبَاطِلِ Batıla mı?
یُؤْمِنُونَ İman ediyorlar
وَبِنِعْمَةِ اللّٰهِ Ve Allah’ın nimetlerine mi?
یَكْفُرُونَ Nankörlük ediyorlar

Diyanet bu metni 67-68 âyetleri için birlikte vermiştir.

İslâm hâkimiyetinden önce Arap yarımadasında can ve mal emniyeti yoktu; insanlar öldürülür veya yurtlarından yuvalarından koparılıp sürülür, malları yağmalanırdı. Buna karşılık içinde kutsal Kâbe’nin bulunması sebebiyle Mekke şehri bir güvenlik merkezi olarak kabul edilir, Kureyş sûresinde de bildirildiği gibi Mekkeliler çevredeki Arap topluluklarından saygı görür, bu sayede daha güvenli bir hayat yaşarlardı. 67. âyette bu durum, Allah’ın Mekkeliler’e bir lutfu olarak gösterilmekte; bir tehlike ile yüz yüze geldiklerinde Allah’ı hatırlarken, güvenlik ortamına kavuşunca yine bâtıl inançlarına dönmelerinin bir nankörlük olduğuna işaret edilmektedir. 68. âyette ise onların uydurma tanrılar ihdas ederek bunları Allah’a ortak koşmaları, Allah’ın gönderdiği hakikati yani Peygamber’i ve vahyi inkâr etmeleri bir zulüm olarak değerlendirilmiştir. Adaletin zıddı olan zulüm teriminin asıl anlamı, “birine hak ettiği şeyi vermemek, onun hakkı olan şeyi başkasına vermek” demektir. Buna göre tanrılık yalnızca Allah’a ait olduğu halde O’ndan başkasına tanrılık isnat ederek Allah’a gösterilmesi gereken saygıyı ona göstermek bir zulümdür, haksızlıktır. Nitekim Lokmân sûresinde (31/13) “O’na ortak koşmak kesinlikle çok büyük bir haksızlıktır (zulümdür)” buyurulmaktadır.

Kur'an Yolu Tefsiri Cilt: 4 Sayfa: 286

Kaynak: Diyanet Kur’an Yolu tefsiri (aynı tefsir grubu, tefsirdeki atıf veya ters atıf).

Ankebût 29/68 · aynı tefsir grubu

وَمَنْ اَظْلَمُ مِمَّنِ افْتَرٰى عَلَى اللّٰهِ كَذِبًا اَوْ كَذَّبَ بِالْحَقِّ لَمَّا جَٓاءَهُؕ اَلَیْسَ فٖی جَهَنَّمَ مَثْوًى لِلْكَافِرٖینَ

Allah'a karşı yalan uyduran, yahut kendisine geldiğinde, gerçeği yalanlayandan daha zalim kimdir? Cehennemde kâfirler için bir yer mi yok?

Âl-i İmrân 3/96 · bu âyete atıf yapan tefsir

اِنَّ اَوَّلَ بَیْتٍ وُضِعَ لِلنَّاسِ لَلَّذٖی بِبَكَّةَ مُبَارَكًا وَهُدًى لِلْعَالَمٖینَۚ

Şüphesiz, insanlar için kurulan ilk ibadet evi elbette Mekke'de, âlemlere rahmet ve hidayet kaynağı olarak kurulan Kâ'be'dir.

Âl-i İmrân 3/97 · bu âyete atıf yapan tefsir

فٖیهِ اٰیَاتٌ بَیِّنَاتٌ مَقَامُ اِبْرٰهٖیمَۚ وَمَنْ دَخَلَهُ كَانَ اٰمِنًاؕ وَلِلّٰهِ عَلَى النَّاسِ حِجُّ الْبَیْتِ مَنِ اسْتَطَاعَ اِلَیْهِ سَبٖیلًاؕ وَمَنْ كَفَرَ فَاِنَّ اللّٰهَ غَنِیٌّ عَنِ الْعَالَمٖینَ

Onda apaçık deliller, Makam-ı İbrahim vardır. Oraya kim girerse, güven içinde olur. Yolculuğuna gücü yetenlerin haccetmesi, Allah'ın insanlar üzerinde bir hakkıdır. Kim inkâr ederse (bu hakkı tanınmazsa), şüphesiz Allah bütün âlemlerden müstağnidir. (Kimseye muhtaç değildir, her şey ona muhtaçtır.)

İbrâhîm 14/35 · bu âyete atıf yapan tefsir

وَاِذْ قَالَ اِبْرٰهٖیمُ رَبِّ اجْعَلْ هٰذَا الْبَلَدَ اٰمِنًا وَاجْنُبْنٖی وَبَنِیَّ اَنْ نَعْبُدَ الْاَصْنَامَؕ

Hani İbrahim demişti ki: "Rabbim! Bu şehri güvenli kıl, beni ve oğullarımı putlara tapmaktan uzak tut."

İbrâhîm 14/36 · bu âyete atıf yapan tefsir

رَبِّ اِنَّهُنَّ اَضْلَلْنَ كَثٖیرًا مِنَ النَّاسِۚ فَمَنْ تَبِعَنٖی فَاِنَّهُ مِنّٖیۚ وَمَنْ عَصَانٖی فَاِنَّكَ غَفُورٌ رَحٖیمٌ

"Rabbim! Çünkü o putlar insanlardan birçoğunu saptırdılar. Artık kim bana uyarsa o bendendir. Kim de bana karşı gelirse şüphesiz sen çok bağışlayan, çok merhamet edensin."

İbrâhîm 14/37 · bu âyete atıf yapan tefsir

رَبَّنَٓا اِنّٖٓی اَسْكَنْتُ مِنْ ذُرِّیَّتٖی بِوَادٍ غَیْرِ ذٖی زَرْعٍ عِنْدَ بَیْتِكَ الْمُحَرَّمِۙ رَبَّنَا لِیُقٖیمُوا الصَّلٰوةَ فَاجْعَلْ اَفْــِٔدَةً مِنَ النَّاسِ تَهْوٖٓی اِلَیْهِمْ وَارْزُقْهُمْ مِنَ الثَّمَرَاتِ لَعَلَّهُمْ یَشْكُرُونَ

"Rabbimiz! Ben çocuklarımdan bazısını, senin kutsal evinin (Kâbe'nin) yanında ekin bitmez bir vadiye yerleştirdim. Rabbimiz! Namazı dosdoğru kılmaları için (böyle yaptım). Sen de insanlardan bir kısmının gönüllerini onlara meylettir, onları ürünlerden rızıklandır, umulur ki şükrederler."

İbrâhîm 14/38 · bu âyete atıf yapan tefsir

رَبَّنَٓا اِنَّكَ تَعْلَمُ مَا نُخْفٖی وَمَا نُعْلِنُؕ وَمَا یَخْفٰى عَلَى اللّٰهِ مِنْ شَیْءٍ فِی الْاَرْضِ وَلَا فِی السَّمَٓاءِ

"Rabbimiz! Şüphesiz sen, gizlediğimizi de, açığa vurduğumuzu da bilirsin. Yerde ve gökte hiçbir şey Allah'a gizli kalmaz."

İbrâhîm 14/39 · bu âyete atıf yapan tefsir

اَلْحَمْدُ لِلّٰهِ الَّذٖی وَهَبَ لٖی عَلَى الْكِبَرِ اِسْمٰعٖیلَ وَاِسْحٰقَؕ اِنَّ رَبّٖی لَسَمٖیعُ الدُّعَٓاءِ

"Hamd, iyice yaşlanmış iken bana İsmail'i ve İshak'ı veren Allah'a mahsustur. Şüphesiz Rabbim duayı işitendir."

İbrâhîm 14/40 · bu âyete atıf yapan tefsir

رَبِّ اجْعَلْنٖی مُقٖیمَ الصَّلٰوةِ وَمِنْ ذُرِّیَّتٖیࣗ رَبَّنَا وَتَقَبَّلْ دُعَٓاءِ

"Rabbim! Beni namaza devam eden bir kimse eyle. Soyumdan da böyle kimseler yarat. Rabbimiz! Duamı kabul eyle."

İbrâhîm 14/41 · bu âyete atıf yapan tefsir

رَبَّنَا اغْفِرْ لٖی وَلِوَالِدَیَّ وَلِلْمُؤْمِنٖینَ یَوْمَ یَقُومُ الْحِسَابُࣖ

"Rabbimiz! Hesap görülecek günde, beni, ana-babamı ve inananları bağışla."

Nahl 16/112 · bu âyete atıf yapan tefsir

وَضَرَبَ اللّٰهُ مَثَلًا قَرْیَةً كَانَتْ اٰمِنَةً مُطْمَئِنَّةً یَاْتٖیهَا رِزْقُهَا رَغَدًا مِنْ كُلِّ مَكَانٍ فَكَفَرَتْ بِاَنْعُمِ اللّٰهِ فَاَذَاقَهَا اللّٰهُ لِبَاسَ الْجُوعِ وَالْخَوْفِ بِمَا كَانُوا یَصْنَعُونَ

Allah şöyle bir memleketi misal verdi: Orası güven ve huzur içinde idi. Oraya her taraftan bolca rızık gelirdi. Fakat Allah'ın nimetlerine nankörlük ettiler; bu yüzden yaptıklarına karşılık Allah onlara şiddetli açlık ve korku ızdırabını tattırdı.

Nahl 16/113 · bu âyete atıf yapan tefsir

وَلَقَدْ جَٓاءَهُمْ رَسُولٌ مِنْهُمْ فَكَذَّبُوهُ فَاَخَذَهُمُ الْعَذَابُ وَهُمْ ظَالِمُونَ

Andolsun, onlara içlerinden bir peygamber geldi de onu yalanladılar. Böylece zulmederlerken azap onları yakalayıverdi.

Kureyş 106/1 · bu âyete atıf yapan tefsir

لِاٖیلَافِ قُرَیْشٍۙ

Kureyş'i ısındırıp alıştırdığı; onları kışın (Yemen'e) ve yazın (Şam'a) yaptıkları yolculuğa ısındırıp alıştırdığı için, Kureyş de, kendilerini besleyip açlıklarını gideren ve onları korkudan emin kılan bu evin (Kâbe'nin) Rabbine kulluk etsin.

Kureyş 106/2 · bu âyete atıf yapan tefsir

اٖیلَافِهِمْ رِحْلَةَ الشِّتَٓاءِ وَالصَّیْفِۚ

Kureyş'i ısındırıp alıştırdığı; onları kışın (Yemen'e) ve yazın (Şam'a) yaptıkları yolculuğa ısındırıp alıştırdığı için, Kureyş de, kendilerini besleyip açlıklarını gideren ve onları korkudan emin kılan bu evin (Kâbe'nin) Rabbine kulluk etsin.

Kureyş 106/3 · bu âyete atıf yapan tefsir

فَلْیَعْبُدُوا رَبَّ هٰذَا الْبَیْتِۙ

Kureyş'i ısındırıp alıştırdığı; onları kışın (Yemen'e) ve yazın (Şam'a) yaptıkları yolculuğa ısındırıp alıştırdığı için, Kureyş de, kendilerini besleyip açlıklarını gideren ve onları korkudan emin kılan bu evin (Kâbe'nin) Rabbine kulluk etsin.

Kureyş 106/4 · bu âyete atıf yapan tefsir

اَلَّذٖٓی اَطْعَمَهُمْ مِنْ جُوعٍ وَاٰمَنَهُمْ مِنْ خَوْفٍ

Kureyş'i ısındırıp alıştırdığı; onları kışın (Yemen'e) ve yazın (Şam'a) yaptıkları yolculuğa ısındırıp alıştırdığı için, Kureyş de, kendilerini besleyip açlıklarını gideren ve onları korkudan emin kılan bu evin (Kâbe'nin) Rabbine kulluk etsin.

Bu âyet için hadis kaydı yok.

Yapay zekadan faydalanılmıştır. Hata olabilir. Lütfen hata varsa bildiriniz.

Hata Bildir

Bu âyette ne hatalı?