اُبَلِّغُكُمْ رِسَالَاتِ رَبّٖی وَاَنَا࣑ لَكُمْ نَاصِحٌ اَمٖینٌ
Diyanet meali
"Rabbimin vahyettiklerini size tebliğ ediyorum. Ben sizin için güvenilir bir nasihatçıyım."
Kelime meali
Kaynak: Diyanet Kur’an Yolu tefsiri (aynı tefsir grubu, tefsirdeki atıf veya ters atıf).
Fecr 89/6 · tefsir atıfı
اَلَمْ تَرَ كَیْفَ فَعَلَ رَبُّكَ بِعَادٍࣕۙ
(Ey Muhammed!) Rabbinin, (Hûd'un kavmi) Ad'e, şehirler içinde benzeri kurulmamış olan, sütunlarla dolu İrem'e, vadide kayaları oyan (Salih'in kavmi) Semûd'a, kazıklar sahibi Firavun'a ne yaptığını görmedin mi?
Fecr 89/7 · tefsir atıfı
اِرَمَ ذَاتِ الْعِمَادِࣕۙ
(Ey Muhammed!) Rabbinin, (Hûd'un kavmi) Ad'e, şehirler içinde benzeri kurulmamış olan, sütunlarla dolu İrem'e, vadide kayaları oyan (Salih'in kavmi) Semûd'a, kazıklar sahibi Firavun'a ne yaptığını görmedin mi?
Fecr 89/8 · tefsir atıfı
اَلَّتٖی لَمْ یُخْلَقْ مِثْلُهَا فِی الْبِلَادِࣕۙ
(Ey Muhammed!) Rabbinin, (Hûd'un kavmi) Ad'e, şehirler içinde benzeri kurulmamış olan, sütunlarla dolu İrem'e, vadide kayaları oyan (Salih'in kavmi) Semûd'a, kazıklar sahibi Firavun'a ne yaptığını görmedin mi?
Fecr 89/9 · tefsir atıfı
وَثَمُودَ الَّذٖینَ جَابُوا الصَّخْرَ بِالْوَادِࣕۙ
(Ey Muhammed!) Rabbinin, (Hûd'un kavmi) Ad'e, şehirler içinde benzeri kurulmamış olan, sütunlarla dolu İrem'e, vadide kayaları oyan (Salih'in kavmi) Semûd'a, kazıklar sahibi Firavun'a ne yaptığını görmedin mi?
Fussilet 41/15 · bu âyete atıf yapan tefsir
فَاَمَّا عَادٌ فَاسْتَكْبَرُوا فِی الْاَرْضِ بِغَیْرِ الْحَقِّ وَقَالُوا مَنْ اَشَدُّ مِنَّا قُوَّةًؕ اَوَلَمْ یَرَوْا اَنَّ اللّٰهَ الَّذٖی خَلَقَهُمْ هُوَ اَشَدُّ مِنْهُمْ قُوَّةًؕ وَكَانُوا بِاٰیَاتِنَا یَجْحَدُونَ
Âd kavmi ise yeryüzünde haksız olarak büyüklük taslamış, "Bizden daha güçlü kim var?" demişlerdi. Onlar, kendilerini yaratan Allah'ın onlardan daha güçlü olduğunu görmediler mi? Onlar bizim âyetlerimizi inkâr ediyorlardı.
Fussilet 41/16 · bu âyete atıf yapan tefsir
فَاَرْسَلْنَا عَلَیْهِمْ رٖیحًا صَرْصَرًا فٖٓی اَیَّامٍ نَحِسَاتٍ لِنُذٖیقَهُمْ عَذَابَ الْخِزْیِ فِی الْحَیٰوةِ الدُّنْیَاؕ وَلَعَذَابُ الْاٰخِرَةِ اَخْزٰى وَهُمْ لَا یُنْصَرُونَ
Biz de onlara dünya hayatında zillet azabını tattırmak için o mutsuz kara günlerde üzerlerine dondurucu bir rüzgâr gönderdik. Ahiret azâbı elbette daha rezil edicidir. Onlara yardım da edilmez.
Ahkâf 46/21 · bu âyete atıf yapan tefsir
وَاذْكُرْ اَخَا عَادٍؕ اِذْ اَنْذَرَ قَوْمَهُ بِالْاَحْقَافِ وَقَدْ خَلَتِ النُّذُرُ مِنْ بَیْنِ یَدَیْهِ وَمِنْ خَلْفِهٖٓ اَلَّا تَعْبُدُٓوا اِلَّا اللّٰهَؕ اِنّٖٓی اَخَافُ عَلَیْكُمْ عَذَابَ یَوْمٍ عَظٖیمٍ
Kendisinden önce ve sonra uyarıcıların gelip geçmiş olan Âd kavminin kardeşini (Hûd'u) hatırla. Hani Ahkâf'taki kavmini, "Ancak Allah'a ibadet edin, çünkü ben sizin adınıza büyük bir günün azabından korkuyorum" diye uyarmıştı.
Ahkâf 46/22 · bu âyete atıf yapan tefsir
قَالُٓوا اَجِئْتَنَا لِتَاْفِكَنَا عَنْ اٰلِهَتِنَاۚ فَاْتِنَا بِمَا تَعِدُنَٓا اِنْ كُنْتَ مِنَ الصَّادِقٖینَ
Onlar ise, "Sen bizi ilahlarımızdan alıkoymak için mi geldin? Doğru söyleyenlerden isen bizi tehdit ettiğin şeyi başımıza getir" dediler.
Ahkâf 46/23 · bu âyete atıf yapan tefsir
قَالَ اِنَّمَا الْعِلْمُ عِنْدَ اللّٰهِؗ وَاُبَلِّغُكُمْ مَٓا اُرْسِلْتُ بِهٖ وَلٰكِنّٖٓی اَرٰیكُمْ قَوْمًا تَجْهَلُونَ
Hûd, "(Bu konudaki) bilgi ancak Allah katındadır. Ben size, benimle gönderileni tebliğ ediyorum. Fakat ben sizi câhillik eden bir kavim olarak görüyorum" dedi.
Ahkâf 46/24 · bu âyete atıf yapan tefsir
فَلَمَّا رَاَوْهُ عَارِضًا مُسْتَقْبِلَ اَوْدِیَتِهِمْۙ قَالُوا هٰذَا عَارِضٌ مُمْطِرُنَاؕ بَلْ هُوَ مَا اسْتَعْجَلْتُمْ بِهٖؕ رٖیحٌ فٖیهَا عَذَابٌ اَلٖیمٌۙ
O azabı vâdilerine doğru yayılan bir bulut olarak gördüklerinde, "Bu bize yağmur getiren bir buluttur" dediler. Hûd, "Hayır, o sizin acele gelmesini istediğiniz şeydir. İçinde elem dolu azabın bulunduğu bir rüzgârdır" dedi.
Ahkâf 46/25 · bu âyete atıf yapan tefsir
تُدَمِّرُ كُلَّ شَیْءٍ بِاَمْرِ رَبِّهَا فَاَصْبَحُوا لَا یُرٰٓى اِلَّا مَسَاكِنُهُمْؕ كَذٰلِكَ نَجْزِی الْقَوْمَ الْمُجْرِمٖینَ
"O, Rabbimin emriyle her şeyi yerle bir eder." Derken evlerinden başka hiçbir şeyleri görünmez hâle geldiler. İşte biz, suç işleyen toplumu böyle cezalandırırız.
Zâriyât 51/41 · bu âyete atıf yapan tefsir
وَفٖی عَادٍ اِذْ اَرْسَلْنَا عَلَیْهِمُ الرّٖیحَ الْعَقٖیمَۚ
Ad kavminde de ibretler vardır. Hani onların üzerine köklerini kesen rüzgarı göndermiştik.
Zâriyât 51/42 · bu âyete atıf yapan tefsir
مَا تَذَرُ مِنْ شَیْءٍ اَتَتْ عَلَیْهِ اِلَّا جَعَلَتْهُ كَالرَّمٖیمِؕ
Üzerine uğradığı hiçbir şeyi bırakmıyor, mutlaka onu kül ediyordu.
Zâriyât 51/43 · bu âyete atıf yapan tefsir
وَفٖی ثَمُودَ اِذْ قٖیلَ لَهُمْ تَمَتَّعُوا حَتّٰى حٖینٍ
Semûd kavminde de ibretler vardır. Hani onlara, "Bir süreye kadar faydalanın bakalım" denmişti
Zâriyât 51/44 · bu âyete atıf yapan tefsir
فَعَتَوْا عَنْ اَمْرِ رَبِّهِمْ فَاَخَذَتْهُمُ الصَّاعِقَةُ وَهُمْ یَنْظُرُونَ
Derken Rablerinin emrinden uzaklaşıp azmışlardı. Bu yüzden bakınıp dururken kendilerini yıldırım çarpıvermişti.
Zâriyât 51/45 · bu âyete atıf yapan tefsir
فَمَا اسْتَطَاعُوا مِنْ قِیَامٍ وَمَا كَانُوا مُنْتَصِرٖینَۙ
Artık, ne yerlerinden kalkmaya güçleri yetti ne de başkasından yardım görebildiler.
Zâriyât 51/46 · bu âyete atıf yapan tefsir
وَقَوْمَ نُوحٍ مِنْ قَبْلُؕ اِنَّهُمْ كَانُوا قَوْمًا فَاسِقٖینَࣖ
Bunlardan önce de Nûh kavmini helak etmiştik. Çünkü onlar fâsık bir toplum idiler.
Kamer 54/18 · bu âyete atıf yapan tefsir
كَذَّبَتْ عَادٌ فَكَیْفَ كَانَ عَذَابٖی وَنُذُرِ
Âd kavmi de (Hûd'u) yalanladı. Azabım ve uyarılarım nasılmış!
Kamer 54/19 · bu âyete atıf yapan tefsir
اِنَّٓا اَرْسَلْنَا عَلَیْهِمْ رٖیحًا صَرْصَرًا فٖی یَوْمِ نَحْسٍ مُسْتَمِرٍّۙ
Biz onların üstüne, uğursuzluğu sürekli bir günde gürültülü ve dondurucu bir rüzgar gönderdik.
Kamer 54/20 · bu âyete atıf yapan tefsir
تَنْزِعُ النَّاسَۙ كَاَنَّهُمْ اَعْجَازُ نَخْلٍ مُنْقَعِرٍ
İnsanları köklerinden sökülmüş hurma kütükleri gibi kaldırıp atıyordu.
Bu âyet için hadis kaydı yok.
Yapay zekadan faydalanılmıştır. Hata olabilir. Lütfen hata varsa bildiriniz.