Kur’an çalışması
7

A'râf

الْاَعْرَافِ

206 âyet iniş 39 cüz 8 sayfa 151

Önceki Sonraki
← Önceki A'râf 68 sayfa 159 · Diyanet tefsir grubu 68 Sonraki →

اُبَلِّغُكُمْ رِسَالَاتِ رَبّٖی وَاَنَا࣑ لَكُمْ نَاصِحٌ اَمٖینٌ

Diyanet meali

"Rabbimin vahyettiklerini size tebliğ ediyorum. Ben sizin için güvenilir bir nasihatçıyım."

Kelime meali

اُبَلِّغُكُمْ
رِسَالَاتِ
رَبّٖی
وَاَنَا࣑
لَكُمْ
نَاصِحٌ
اَمٖینٌ Size tebliğ ediyorum
Rabbimin vahiylerini
Ve ben
Nasihat ediciyim Sizin için
Güvenilir
Muhtemelen Âd, Yemen’in Uman ile Hadramut arasındaki Ahkåf denilen geniş çöl bölgesinde yaşamış eski ve önemli bir Arap toplumudur (Kur’an’ın 46. sûresi Ahkåf ismini taşır; ayrıca bk. Fecr 89/6-9). İsmini, Hz. Nûh’un oğlu Sâm’ın üçüncü kuşaktan torunu Âd’dan aldığı söylenir. Bu kavim, İslâm’ın zuhurundan asırlarca önce ortadan kalkmakla birlikte Araplar arasında bazı hatıraları anlatılmaktaydı. Hûd aleyhisselâm ise bir görüşe göre Âd’ın soyundan, başka bir görüşe göre Âd’ın dedesi Sâm’ın diğer bir oğlunun soyundandır. İslâm kaynaklarında çoğunlukla şeceresi Nûh oğlu Sâm oğlu İrem oğlu Avs (Us) oğlu Âd oğlu Halud (veya Hâris) oğlu Rebâh (Reyâh) oğlu Abdullah oğlu Hûd şeklinde Hz. Nûh’a bağlanır. Kabrinin Hadramût’ta, Kâbe’nin civarında, Şam’da, Filistin’de bulunduğu yolunda değişik rivayetler vardır. Bir rivayete göre Hz. Hûd, kavminin cezalandırılması üzerine Yemen’deki Şihr bölgesine göç etmiş, iki yıl sonra vefat etmiş ve Hadramut’taki Berehût vadisine defnedilmiştir. Burada ona atfedilen kabir önemli bir ziyaret merkezidir. Hz. Nûh hakkındaki âyetlerde yer alan diyalog ve tartışmaların benzeri, hemen hemen aynı ifadelerle bu âyetlerde de geçmektedir. Burada ilgili peygamberlerin sözleri aynen aktarılmış olabileceği gibi, sözler değişik olmakla birlikte, öz ve anlam itibariyle konuları birbirinden farklı olmadığı için benzer ifadelere döküldüğü de düşünülebilir. Hz. Hûd kavmini ikna etmeye çalışırken Allah’ın onlara olan lutuflarından bilhassa ikisini hatırlatmaktadır: a) Allah’ın Nûh’tan sonra onları “halifeler” kılması. b) Onları sağlam yapılı ve güçlü yaratması. Bunlardan ilki, Âd kavminin tûfandan sonra ilk teşkilâtlanan ve yeryüzünü imar faaliyetlerine girişen nesil olduğunu; ikincisi de Nûh soyundan gelen öteki kabilelere göre daha iri yapılı insanlardan oluştuğunu gösterir. Ancak “Allah yaratılışta sizi onlardan üstün kıldı” meâlindeki cümleden, bu toplumun bireyleri arasında geniş bir sevgi ve dayanışma bulunduğu anlamının çıkarılabileceği de düşünülmüştür (bk. Râzî, XIV, 157-158). Peygamberleri onlara, bu nimetlerin asıl sahibinin Allah olduğunu hatırlatarak buna göre davranmaları gerektiğini, kurtuluşlarının buna bağlı olduğunu bildirmiştir.

Kaynak: Diyanet Kur’an Yolu tefsiri (aynı tefsir grubu, tefsirdeki atıf veya ters atıf).

Fecr 89/6 · tefsir atıfı

اَلَمْ تَرَ كَیْفَ فَعَلَ رَبُّكَ بِعَادٍࣕۙ

(Ey Muhammed!) Rabbinin, (Hûd'un kavmi) Ad'e, şehirler içinde benzeri kurulmamış olan, sütunlarla dolu İrem'e, vadide kayaları oyan (Salih'in kavmi) Semûd'a, kazıklar sahibi Firavun'a ne yaptığını görmedin mi?

Fecr 89/7 · tefsir atıfı

اِرَمَ ذَاتِ الْعِمَادِࣕۙ

(Ey Muhammed!) Rabbinin, (Hûd'un kavmi) Ad'e, şehirler içinde benzeri kurulmamış olan, sütunlarla dolu İrem'e, vadide kayaları oyan (Salih'in kavmi) Semûd'a, kazıklar sahibi Firavun'a ne yaptığını görmedin mi?

Fecr 89/8 · tefsir atıfı

اَلَّتٖی لَمْ یُخْلَقْ مِثْلُهَا فِی الْبِلَادِࣕۙ

(Ey Muhammed!) Rabbinin, (Hûd'un kavmi) Ad'e, şehirler içinde benzeri kurulmamış olan, sütunlarla dolu İrem'e, vadide kayaları oyan (Salih'in kavmi) Semûd'a, kazıklar sahibi Firavun'a ne yaptığını görmedin mi?

Fecr 89/9 · tefsir atıfı

وَثَمُودَ الَّذٖینَ جَابُوا الصَّخْرَ بِالْوَادِࣕۙ

(Ey Muhammed!) Rabbinin, (Hûd'un kavmi) Ad'e, şehirler içinde benzeri kurulmamış olan, sütunlarla dolu İrem'e, vadide kayaları oyan (Salih'in kavmi) Semûd'a, kazıklar sahibi Firavun'a ne yaptığını görmedin mi?

Fussilet 41/15 · bu âyete atıf yapan tefsir

فَاَمَّا عَادٌ فَاسْتَكْبَرُوا فِی الْاَرْضِ بِغَیْرِ الْحَقِّ وَقَالُوا مَنْ اَشَدُّ مِنَّا قُوَّةًؕ اَوَلَمْ یَرَوْا اَنَّ اللّٰهَ الَّذٖی خَلَقَهُمْ هُوَ اَشَدُّ مِنْهُمْ قُوَّةًؕ وَكَانُوا بِاٰیَاتِنَا یَجْحَدُونَ

Âd kavmi ise yeryüzünde haksız olarak büyüklük taslamış, "Bizden daha güçlü kim var?" demişlerdi. Onlar, kendilerini yaratan Allah'ın onlardan daha güçlü olduğunu görmediler mi? Onlar bizim âyetlerimizi inkâr ediyorlardı.

Fussilet 41/16 · bu âyete atıf yapan tefsir

فَاَرْسَلْنَا عَلَیْهِمْ رٖیحًا صَرْصَرًا فٖٓی اَیَّامٍ نَحِسَاتٍ لِنُذٖیقَهُمْ عَذَابَ الْخِزْیِ فِی الْحَیٰوةِ الدُّنْیَاؕ وَلَعَذَابُ الْاٰخِرَةِ اَخْزٰى وَهُمْ لَا یُنْصَرُونَ

Biz de onlara dünya hayatında zillet azabını tattırmak için o mutsuz kara günlerde üzerlerine dondurucu bir rüzgâr gönderdik. Ahiret azâbı elbette daha rezil edicidir. Onlara yardım da edilmez.

Ahkâf 46/21 · bu âyete atıf yapan tefsir

وَاذْكُرْ اَخَا عَادٍؕ اِذْ اَنْذَرَ قَوْمَهُ بِالْاَحْقَافِ وَقَدْ خَلَتِ النُّذُرُ مِنْ بَیْنِ یَدَیْهِ وَمِنْ خَلْفِهٖٓ اَلَّا تَعْبُدُٓوا اِلَّا اللّٰهَؕ اِنّٖٓی اَخَافُ عَلَیْكُمْ عَذَابَ یَوْمٍ عَظٖیمٍ

Kendisinden önce ve sonra uyarıcıların gelip geçmiş olan Âd kavminin kardeşini (Hûd'u) hatırla. Hani Ahkâf'taki kavmini, "Ancak Allah'a ibadet edin, çünkü ben sizin adınıza büyük bir günün azabından korkuyorum" diye uyarmıştı.

Ahkâf 46/22 · bu âyete atıf yapan tefsir

قَالُٓوا اَجِئْتَنَا لِتَاْفِكَنَا عَنْ اٰلِهَتِنَاۚ فَاْتِنَا بِمَا تَعِدُنَٓا اِنْ كُنْتَ مِنَ الصَّادِقٖینَ

Onlar ise, "Sen bizi ilahlarımızdan alıkoymak için mi geldin? Doğru söyleyenlerden isen bizi tehdit ettiğin şeyi başımıza getir" dediler.

Ahkâf 46/23 · bu âyete atıf yapan tefsir

قَالَ اِنَّمَا الْعِلْمُ عِنْدَ اللّٰهِؗ وَاُبَلِّغُكُمْ مَٓا اُرْسِلْتُ بِهٖ وَلٰكِنّٖٓی اَرٰیكُمْ قَوْمًا تَجْهَلُونَ

Hûd, "(Bu konudaki) bilgi ancak Allah katındadır. Ben size, benimle gönderileni tebliğ ediyorum. Fakat ben sizi câhillik eden bir kavim olarak görüyorum" dedi.

Ahkâf 46/24 · bu âyete atıf yapan tefsir

فَلَمَّا رَاَوْهُ عَارِضًا مُسْتَقْبِلَ اَوْدِیَتِهِمْۙ قَالُوا هٰذَا عَارِضٌ مُمْطِرُنَاؕ بَلْ هُوَ مَا اسْتَعْجَلْتُمْ بِهٖؕ رٖیحٌ فٖیهَا عَذَابٌ اَلٖیمٌۙ

O azabı vâdilerine doğru yayılan bir bulut olarak gördüklerinde, "Bu bize yağmur getiren bir buluttur" dediler. Hûd, "Hayır, o sizin acele gelmesini istediğiniz şeydir. İçinde elem dolu azabın bulunduğu bir rüzgârdır" dedi.

Ahkâf 46/25 · bu âyete atıf yapan tefsir

تُدَمِّرُ كُلَّ شَیْءٍ بِاَمْرِ رَبِّهَا فَاَصْبَحُوا لَا یُرٰٓى اِلَّا مَسَاكِنُهُمْؕ كَذٰلِكَ نَجْزِی الْقَوْمَ الْمُجْرِمٖینَ

"O, Rabbimin emriyle her şeyi yerle bir eder." Derken evlerinden başka hiçbir şeyleri görünmez hâle geldiler. İşte biz, suç işleyen toplumu böyle cezalandırırız.

Zâriyât 51/41 · bu âyete atıf yapan tefsir

وَفٖی عَادٍ اِذْ اَرْسَلْنَا عَلَیْهِمُ الرّٖیحَ الْعَقٖیمَۚ

Ad kavminde de ibretler vardır. Hani onların üzerine köklerini kesen rüzgarı göndermiştik.

Zâriyât 51/42 · bu âyete atıf yapan tefsir

مَا تَذَرُ مِنْ شَیْءٍ اَتَتْ عَلَیْهِ اِلَّا جَعَلَتْهُ كَالرَّمٖیمِؕ

Üzerine uğradığı hiçbir şeyi bırakmıyor, mutlaka onu kül ediyordu.

Zâriyât 51/43 · bu âyete atıf yapan tefsir

وَفٖی ثَمُودَ اِذْ قٖیلَ لَهُمْ تَمَتَّعُوا حَتّٰى حٖینٍ

Semûd kavminde de ibretler vardır. Hani onlara, "Bir süreye kadar faydalanın bakalım" denmişti

Zâriyât 51/44 · bu âyete atıf yapan tefsir

فَعَتَوْا عَنْ اَمْرِ رَبِّهِمْ فَاَخَذَتْهُمُ الصَّاعِقَةُ وَهُمْ یَنْظُرُونَ

Derken Rablerinin emrinden uzaklaşıp azmışlardı. Bu yüzden bakınıp dururken kendilerini yıldırım çarpıvermişti.

Zâriyât 51/45 · bu âyete atıf yapan tefsir

فَمَا اسْتَطَاعُوا مِنْ قِیَامٍ وَمَا كَانُوا مُنْتَصِرٖینَۙ

Artık, ne yerlerinden kalkmaya güçleri yetti ne de başkasından yardım görebildiler.

Zâriyât 51/46 · bu âyete atıf yapan tefsir

وَقَوْمَ نُوحٍ مِنْ قَبْلُؕ اِنَّهُمْ كَانُوا قَوْمًا فَاسِقٖینَࣖ

Bunlardan önce de Nûh kavmini helak etmiştik. Çünkü onlar fâsık bir toplum idiler.

Kamer 54/18 · bu âyete atıf yapan tefsir

كَذَّبَتْ عَادٌ فَكَیْفَ كَانَ عَذَابٖی وَنُذُرِ

Âd kavmi de (Hûd'u) yalanladı. Azabım ve uyarılarım nasılmış!

Kamer 54/19 · bu âyete atıf yapan tefsir

اِنَّٓا اَرْسَلْنَا عَلَیْهِمْ رٖیحًا صَرْصَرًا فٖی یَوْمِ نَحْسٍ مُسْتَمِرٍّۙ

Biz onların üstüne, uğursuzluğu sürekli bir günde gürültülü ve dondurucu bir rüzgar gönderdik.

Kamer 54/20 · bu âyete atıf yapan tefsir

تَنْزِعُ النَّاسَۙ كَاَنَّهُمْ اَعْجَازُ نَخْلٍ مُنْقَعِرٍ

İnsanları köklerinden sökülmüş hurma kütükleri gibi kaldırıp atıyordu.

Bu âyet için hadis kaydı yok.

Yapay zekadan faydalanılmıştır. Hata olabilir. Lütfen hata varsa bildiriniz.

Hata Bildir

Bu âyette ne hatalı?