Kur’an çalışması
9

Tevbe

التَّوْبَةِ

129 âyet iniş 113 cüz 10 sayfa 187

Önceki Sonraki
← Önceki Tevbe 71 sayfa 198 · Diyanet tefsir grubu 71-72 Sonraki →

وَالْمُؤْمِنُونَ وَالْمُؤْمِنَاتُ بَعْضُهُمْ اَوْلِیَٓاءُ بَعْضٍۘ یَاْمُرُونَ بِالْمَعْرُوفِ وَیَنْهَوْنَ عَنِ الْمُنْكَرِ وَیُقٖیمُونَ الصَّلٰوةَ وَیُؤْتُونَ الزَّكٰوةَ وَیُطٖیعُونَ اللّٰهَ وَرَسُولَهُؕ اُو࣑لٰٓئِكَ سَیَرْحَمُهُمُ اللّٰهُؕ اِنَّ اللّٰهَ عَزٖیزٌ حَكٖیمٌ

Diyanet meali

Mü'min erkekler ve mü'min kadınlar birbirlerinin dostlarıdır. İyiliği emreder, kötülükten alıkoyarlar. Namazı dosdoğru kılar, zekâtı verirler. Allah'a ve Resûlüne itaat ederler. İşte bunlara Allah merhamet edecektir. Şüphesiz Allah mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir.

Kelime meali

وَالْمُؤْمِنُونَ Mümin erkekler
وَالْمُؤْمِنَاتُ Ve mümin kadınlar
بَعْضُهُمْ Onların bazısı
اَوْلِیَٓاءُ بَعْضٍ Bazısının dostudur
یَاْمُرُونَ Emrederler
بِالْمَعْرُوفِ İyiyi
وَیَنْهَوْنَ Ve nehyederler
عَنِ الْمُنْكَرِ Kötüden
وَیُقٖیمُونَ Ve dosdoğru kılarlar
الصَّلٰوةَ Namazı
وَیُؤْتُونَ Ve verirler
الزَّكٰوةَ Zekatı
وَیُطٖیعُونَ Ve itaat ederler
اللّٰهَ Allah’a
وَرَسُولَهُؕ Ve Resulü’ne
اُو࣑لٰٓئِكَ İşte onlar
سَیَرْحَمُهُمُ اللّٰهُؕ Rahmet edecektir onlara
اِنَّ Allah
اللّٰهَ Muhakkak ki Allah
عَزٖیزٌ Azizdir
حَكٖیمٌ Hikmet sahibidir

Diyanet bu metni 71-72 âyetleri için birlikte vermiştir.

Münafıklardan söz edilirken 67. âyette erkeğiyle kadınıyla münafık karakterine işaret edilmek üzere her iki cins ayrı ayrı zikredilmişti. 71. âyette de müminlerin ortak niteliklerine değinildiğinden erkek ve kadınları ayrı ayrı anılmıştır. Bu sûrede her iki tip ve âkıbetleri hakkında verilen bilgiler göz önüne alınırsa şöyle bir karşılaştırma yapılabilir (Râzî, XVI, 131): İki yüzlü davranan kimselere hâkim olan özellik, kötülükleri körükleyip iyilikten alıkoymak iken yürekten inananların temel vasfı iyiliği özendirmek, kötülükten vazgeçirmeye çalışmaktır. Münafıklar Allah yolunda harcamada eli sıkı davranırken müminler zekâtlarını verirler ve ayrıca cömertçe gönüllü bağışlarda bulunurlar, hatta imkânları elvermediği için daha fazla yapamadıklarına üzülürler. Münafıklar namaza üşenerek gelirler, müminler ise namazlarını bir kulluk vecîbesi sayarak içten gelen bir istekle kılarlar. Allah yolunda savaşmak gerektiğinde münafıklar türlü mazeretlerle yan çizmeye çalışırlar, müminler ise canlarını ve mallarını esirgemeden böyle bir çağrıya koşarlar, bu yolda asla yılgınlık göstermezler. Münafıklar Allah’ı ve O’nun mesajını umursamazlar, O’na ve vaad ettiklerine candan inanan müminlerle alay ederler, müminler ise Allah ve resulüne mutlak itaat gösterirler. Bu yüzden Allah, –içlerindeki inkârcılığı yenemeden ömürlerini tamamlayan– münafıkları ebedî olarak kalacakları cehenneme atacak, müminlere de hiç bitmeyen cennet nimetlerinin ve daha önemlisi kendi rızâsına erişmenin mutluluğunu tattıracaktır (71. âyette geçen evliyâ kelimesi için bk. Bakara 2/257; Nisâ 4/2, 138-140, 144; En‘âm 6/14; Enfâl 8/72-73).

72. âyetin sonundaki ifade, mânevî hazların ve ruhanî âleme ait mutluluğun maddî imkânların sağladığı mutluluktan çok daha üstün olduğunu açıkça göstermektedir. Zira bir amaca vasıta kılınan şey ondan daha önemli ve değerli olamaz. Allah’ın rızâsını kazanmak, vaad edilen cennet nimetlerine erişebilmenin aracı olsaydı, o takdirde bu nimetlerin daha önemli olduğu sonucuna ulaşılabilirdi. Oysa âyette Allah’ın iradesine mutlak teslimiyet gösterenlerin bu davranışları karşılığında yine O’nun lutfuyla pek güzel mükâfatları hak edecekleri, fakat bütün bu nimetlerden daha önemli olarak O’nun rızâsına nâil olacakları ve en büyük başarının O’nun hoşnutluğuna erişmek olduğu bildirilmiştir (Râzî, XVI, 133; Adn cenneti hakkında bk. Ra‘d 13/22-24). Bir hadiste de, cennet ehli ile Allah arasında cereyan edecek konuşma esnasında onların O’nun hoşnutluğuna erişmeyi en büyük mutluluk olarak niteleyecekleri ve Cenâb-ı Allah’ın artık onlara gazap etmeyeceğini müjdeleyeceği ifade edilmiştir (Buhârî, “Tevhîd”, 38; “Rikak”, 51).

Kur'an Yolu Tefsiri Cilt: 3 Sayfa: 33-34

Kaynak: Diyanet Kur’an Yolu tefsiri (aynı tefsir grubu, tefsirdeki atıf veya ters atıf).

Tevbe 9/72 · aynı tefsir grubu

وَعَدَ اللّٰهُ الْمُؤْمِنٖینَ وَالْمُؤْمِنَاتِ جَنَّاتٍ تَجْرٖی مِنْ تَحْتِهَا الْاَنْهَارُ خَالِدٖینَ فٖیهَا وَمَسَاكِنَ طَیِّبَةً فٖی جَنَّاتِ عَدْنٍؕ وَرِضْوَانٌ مِنَ اللّٰهِ اَكْبَرُؕ ذٰلِكَ هُوَ الْفَوْزُ الْعَظٖیمُࣖ

Allah mü'min erkeklere ve mü'min kadınlara, ebedi olarak kalacakları, içinden ırmaklar akan cennetler ve Adn cennetlerinde çok güzel köşkler vadetti. Allah'ın rızası ise, bunların hepsinden daha büyüktür. İşte bu büyük başarıdır.

Bakara 2/257 · tefsir atıfı

اَللّٰهُ وَلِیُّ الَّذٖینَ اٰمَنُواۙ یُخْرِجُهُمْ مِنَ الظُّلُمَاتِ اِلَى النُّورِؕ وَالَّذٖینَ كَفَرُٓوا اَوْلِیَٓاؤُ࣑هُمُ الطَّاغُوتُۙ یُخْرِجُونَهُمْ مِنَ النُّورِ اِلَى الظُّلُمَاتِؕ اُو࣑لٰٓئِكَ اَصْحَابُ النَّارِۚ هُمْ فٖیهَا خَالِدُونَࣖ

Allah iman edenlerin dostudur. Onları karanlıklardan aydınlığa çıkarır. Kafirlerin velileri ise tâğuttur. (O da) onları aydınlıktan karanlıklara (sürükleyip) çıkarır. Onlar cehennemliklerdir. Orada ebedî kalırlar.

Nisâ 4/2 · tefsir atıfı

وَاٰتُوا الْیَتَامٰٓى اَمْوَالَهُمْ وَلَا تَتَبَدَّلُوا الْخَبٖیثَ بِالطَّیِّبِࣕ وَلَا تَاْكُلُٓوا اَمْوَالَهُمْ اِلٰٓى اَمْوَالِكُمْؕ اِنَّهُ كَانَ حُوبًا كَبٖیرًا

Yetimlere mallarını verin. Temizi pis olanla (helâli haramla) değişmeyin. Onların mallarını kendi mallarınıza katıp yemeyin. Çünkü bu, büyük bir günahtır.

Nisâ 4/138 · tefsir atıfı

بَشِّرِ الْمُنَافِقٖینَ بِاَنَّ لَهُمْ عَذَابًا اَلٖیمًاۙ

Münafıklara, kendileri için elem dolu bir azap olduğunu müjdele.

Nisâ 4/139 · tefsir atıfı

اَلَّذٖینَ یَتَّخِذُونَ الْكَافِرٖینَ اَوْلِیَٓاءَ مِنْ دُونِ الْمُؤْمِنٖینَؕ اَیَبْتَغُونَ عِنْدَهُمُ الْعِزَّةَ فَاِنَّ الْعِزَّةَ لِلّٰهِ جَمٖیعًاؕ

Onlar, mü'minleri bırakıp kafirleri dost edinen kimselerdir. Onların yanında izzet ve şeref mi arıyorlar? Halbuki bütün izzet ve şeref Allah'a aittir.

Nisâ 4/140 · tefsir atıfı

وَقَدْ نَزَّلَ عَلَیْكُمْ فِی الْكِتَابِ اَنْ اِذَا سَمِعْتُمْ اٰیَاتِ اللّٰهِ یُكْفَرُ بِهَا وَیُسْتَهْزَاُ بِهَا فَلَا تَقْعُدُوا مَعَهُمْ حَتّٰى یَخُوضُوا فٖی حَدٖیثٍ غَیْرِهٖؗ اِنَّكُمْ اِذًا مِثْلُهُمْؕ اِنَّ اللّٰهَ جَامِـعُ الْمُنَافِقٖینَ وَالْكَافِرٖینَ فٖی جَهَنَّمَ جَمٖیعًاۙ

Oysa Allah size Kitapta (Kur'an'da) "Allah'ın âyetlerinin inkar edildiğini ve onlarla alay edildiğini işittiğiniz zaman, başka bir söze geçmedikleri müddetçe, onlarla oturmayın, aksi halde siz de onlar gibi olursunuz" diye hüküm indirmiştir. Şüphesiz Allah, münafıkların ve kâfirlerin hepsini cehennemde toplayacaktır.

Nisâ 4/144 · tefsir atıfı

یَٓا اَیُّهَا الَّذٖینَ اٰمَنُوا لَا تَتَّخِذُوا الْكَافِرٖینَ اَوْلِیَٓاءَ مِنْ دُونِ الْمُؤْمِنٖینَؕ اَتُرٖیدُونَ اَنْ تَجْعَلُوا لِلّٰهِ عَلَیْكُمْ سُلْطَانًا مُبٖینًا

Ey iman edenler! Mü'minleri bırakıp da kâfirleri dost edinmeyin. Kendi aleyhinize Allah'a apaçık bir delil mi vermek istiyorsunuz?

En'âm 6/14 · tefsir atıfı

قُلْ اَغَیْرَ اللّٰهِ اَتَّخِذُ وَلِیًّا فَاطِرِ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِ وَهُوَ یُطْعِمُ وَلَا یُطْعَمُؕ قُلْ اِنّٖٓی اُمِرْتُ اَنْ اَكُونَ اَوَّلَ مَنْ اَسْلَمَ وَلَا تَكُونَنَّ مِنَ الْمُشْرِكٖینَ

De ki: "Göklerin ve yerin yaratıcısı olan, beslediği halde beslenmeye ihtiyacı olmayan Allah'tan başkasını mı dost edineceğim." De ki: "Bana, (Allah'a) teslim olanların ilki olmam emredildi ve sakın Allah'a ortak koşanlardan olma (denildi)."

Enfâl 8/72 · tefsir atıfı

اِنَّ الَّذٖینَ اٰمَنُوا وَهَاجَرُوا وَجَاهَدُوا بِاَمْوَالِهِمْ وَاَنْفُسِهِمْ فٖی سَبٖیلِ اللّٰهِ وَالَّذٖینَ اٰوَوْا وَنَصَرُٓوا اُو࣑لٰٓئِكَ بَعْضُهُمْ اَوْلِیَٓاءُ بَعْضٍؕ وَالَّذٖینَ اٰمَنُوا وَلَمْ یُهَاجِرُوا مَا لَكُمْ مِنْ وَلَایَتِهِمْ مِنْ شَیْءٍ حَتّٰى یُهَاجِرُواۚ وَاِنِ اسْتَنْصَرُوكُمْ فِی الدّٖینِ فَعَلَیْكُمُ النَّصْرُ اِلَّا عَلٰى قَوْمٍ بَیْنَكُمْ وَبَیْنَهُمْ مٖیثَاقٌؕ وَاللّٰهُ بِمَا تَعْمَلُونَ بَصٖیرٌ

İman edip hicret eden ve Allah yolunda mallarıyla, canlarıyla cihad edenler ve (muhacirleri) barındırıp (onlara) yardım edenler var ya, işte onlar birbirlerinin velileridir. İman edip hicret etmeyenlere gelince, hicret edinceye kadar, onların velayetleri size ait değildir. Eğer din konusunda sizden yardım isterlerse, sizinle aralarında sözleşme bulunan bir kavme karşı olmadıkça, yardım etmek üzerinize borçtur. Allah yaptıklarınızı hakkıyla görendir.

Enfâl 8/73 · tefsir atıfı

وَالَّذٖینَ كَفَرُوا بَعْضُهُمْ اَوْلِیَٓاءُ بَعْضٍؕ اِلَّا تَفْعَلُوهُ تَكُنْ فِتْنَةٌ فِی الْاَرْضِ وَفَسَادٌ كَبٖیرٌؕ

İnkar edenler de birbirlerinin velileridir. Eğer siz bunların gereğini yapmazsanız yeryüzünde bir karışıklık ve büyük bir bozulma olur.

Ra'd 13/22 · tefsir atıfı

وَالَّذٖینَ صَبَرُوا ابْتِغَٓاءَ وَجْهِ رَبِّهِمْ وَاَقَامُوا الصَّلٰوةَ وَاَنْفَقُوا مِمَّا رَزَقْنَاهُمْ سِرًّا وَعَلَانِیَةً وَیَدْرَؤُ࣒نَ بِالْحَسَنَةِ السَّیِّئَةَ اُو࣑لٰٓئِكَ لَهُمْ عُقْبَى الدَّارِۙ

Onlar, Rablerinin rızasına ermek için sabreden, namazı dosdoğru kılan, kendilerine verdiğimiz rızıklardan gizli olarak ve açıktan Allah için harcayan ve kötülüğü iyilikle ortadan kaldıranlardır. İşte bunlar için dünya yurdunun iyi sonucu vardır.

Ra'd 13/23 · tefsir atıfı

جَنَّاتُ عَدْنٍ یَدْخُلُونَهَا وَمَنْ صَلَحَ مِنْ اٰبَٓائِهِمْ وَاَزْوَاجِهِمْ وَذُرِّیَّاتِهِمْ وَالْمَلٰٓئِكَةُ یَدْخُلُونَ عَلَیْهِمْ مِنْ كُلِّ بَابٍۚ

Bu sonuç da Adn cennetleridir. Atalarından, eşlerinden ve çocuklarından iyi olanlarla beraber oraya girerler. Melekler de her bir kapıdan yanlarına girerler (ve şöyle derler):

Ra'd 13/24 · tefsir atıfı

سَلَامٌ عَلَیْكُمْ بِمَا صَبَرْتُمْ فَنِعْمَ عُقْبَى الدَّارِؕ

"Sabretmenize karşılık selam sizlere. Dünya yurdunun sonucu (olan cennet) ne güzeldir!"

Aşağıdaki cümleler Diyanet tefsir metninden alınmıştır.

Bir hadiste de, cennet ehli ile Allah arasında cereyan edecek konuşma esnasında onların O'nun hoşnutluğuna erişmeyi en büyük mutluluk olarak niteleyecekleri ve Cenâb-ı Allah'ın artık onlara gazap etmeyeceğini müjdeleyeceği ifade edilmiştir (Buhârî, “Tevhîd”, 38;

Yapay zekadan faydalanılmıştır. Hata olabilir. Lütfen hata varsa bildiriniz.

Hata Bildir

Bu âyette ne hatalı?