Kur’an çalışması
3

Âl-i İmrân

اٰلِ عِمْرٰنَ

200 âyet iniş 89 cüz 3 sayfa 50

Önceki Sonraki
← Önceki Âl-i İmrân 73 sayfa 59 · Diyanet tefsir grubu 73 Sonraki →

وَلَا تُؤْمِنُٓوا اِلَّا لِمَنْ تَبِـعَ دٖینَكُمْؕ قُلْ اِنَّ الْهُدٰى هُدَى اللّٰهِۙ اَنْ یُؤْتٰٓى اَحَدٌ مِثْلَ مَٓا اُو࣒تٖیتُمْ اَوْ یُحَٓاجُّوكُمْ عِنْدَ رَبِّكُمْؕ قُلْ اِنَّ الْفَضْلَ بِیَدِ اللّٰهِۚ یُؤْتٖیهِ مَنْ یَشَٓاءُؕ وَاللّٰهُ وَاسِعٌ عَلٖیمٌۚ

Diyanet meali

"Sizin dininize uyandan başkasına inanmayın" (dediler). De ki: "Şüphesiz hidayet, Allah'ın hidayetidir. Birine, size verilenin benzerinin verilmesinden veya Rabbinizin huzurunda aleyhinize deliller getireceklerinden ötürü mü (böyle söylüyorsunuz)?" De ki: "Lütuf Allah'ın elindedir. Onu dilediğine verir. Allah lütfu geniş olandır, hakkıyla bilendir."

Kelime meali

وَلَا تُؤْمِنُٓوا Ve inanmayın
اِلَّا لِمَنْ Ancak o kimse hariç ki
تَبِـعَ Tabi oldu
دٖینَكُمْؕ Sizin dininize
قُلْ De ki
اِنَّ الْهُدٰى Şüphesiz ki hidayet
هُدَى اللّٰهِ Allah’ın hidayetidir
اَنْ یُؤْتٰٓى Kendisine verilmesine
اَحَدٌ Hiçbir kimsenin
مِثْلَ مَٓا O şeyin benzeri ki
اُو࣒تٖیتُمْ Size verildi
اَوْ یُحَٓاجُّوكُمْ Ya da aleyhinize delil getireceklerine
عِنْدَ رَبِّكُمْؕ Rabbiniz katında
قُلْ De ki
اِنَّ الْفَضْلَ Şüphesiz ki lütuf
بِیَدِ اللّٰهِ Allah’ın elindedir
یُؤْتٖیهِ Onu verir
مَنْ O kim- seye ki
یَشَٓاءُؕ Diliyor
وَاللّٰهُ Allah
وَاسِعٌ geniştir
عَلٖیمٌ Her şeyi bilendir

Müfessirler “Kendi dininize uyanlardan başka hiç kimseye inanmayın” sözünün yukarıda değinilen şaşırtma planının sahiplerine ait olduğu hususunda fikir birliği içindedirler (İbn Atıyye, I, 454). “De ki” hitabından sonra gelen ilk cümlenin yüce Allah’ın peygamberinden söylemesini istediği söz olduğu ise açıktır. Buna mukabil, “veriliyor diye” şeklinde tercüme edilen “en yü‘tâ” ifadesinin izahında müfessirler oldukça zorlanmıştır. Bu sebeple Râzî bu âyetin Kur’an’daki en müşkil âyetlerden olduğunu kaydeder (VIII, 96). Bunun Allah Teâlâ’nın peygamberinden söylemesini istediği sözünün devamı olarak düşünülmesi halinde, meâlinde olduğu gibi “Birine (Hz. Muhammed) size verilenin benzeri veriliyor diye mi veya rabbinizin huzurunda aleyhinize deliller getirecekler diye mi (böyle davranıyorsunuz)?” şeklinde çevrilmesi uygun olur. Ehl-i kitap’tan komplo hazırlayanların sözünün devamı sayılması halinde ise bu kısmın anlamı şöyle olur: “Size verilenin benzerinin başka herhangi bir kimseye verildiğine, yahut rabbinizin huzurunda onların size karşı deliller getireceklerine de (inanmayın)”. Râzî, bu ifadeyi Ehl-i kitaba ait sözün devamı sayan yorumu değişik açılardan eleştirir ve zayıf bulur (VIII, 96-97).

Bu âyetin meâlinde “lutuf” şeklinde karşılık verilen fadl kelimesi “bol bol iyilik yapma ve yararlı şeylerle donatma” anlamına geldiği gibi, burada “peygamberlik verme”nin kastedildiği görüşü de vardır. Bu görüşün sahipleri, daha sonra gelen “Onu dilediğine verir” cümlesinin ışığında, bu âyet-i kerîmede peygamberlik mertebesine kişisel çaba ve hak edişle değil ancak ilâhî bağışla erişilebileceğine delâlet bulunduğunu belirtirler.

Yine bu âyette geçen vâsi‘, Allah’ın güzel isimlerinden olup “geniş” anlamındadır; genel olarak O’nun sıfatlarının kuşatıcılığını, sınırsızlığını; özellikle ilim, rahmet ve lutfunun genişliğini ifade ettiği şeklinde anlaşılmıştır. Bu sebeple “vallahu vâsiun” cümlesine meâlinde “Allah (zât ve sıfatlarında) sınırsızdır” şeklinde mâna verilmiştir.

Kur'an Yolu Tefsiri Cilt: 1 Sayfa: 605-606

Bu âyet için ilgili âyet kaydı yok.

Bu âyet için hadis kaydı yok.

Yapay zekadan faydalanılmıştır. Hata olabilir. Lütfen hata varsa bildiriniz.

Hata Bildir

Bu âyette ne hatalı?