بَلٰى مَنْ اَوْفٰى بِعَهْدِهٖ وَاتَّقٰى فَاِنَّ اللّٰهَ یُحِبُّ الْمُتَّقٖینَ
Diyanet meali
Hayır! (Gerçek, onların dediği değil.) Kim sözünü yerine getirir ve Allah'a karşı gelmekten sakınırsa şüphesiz Allah da sakınanları sever.
Kelime meali
Bu âyetin “… her kim ahdine vefa gösterirse…” şeklinde çevrilen kısma, sonraki âyetle bağ kurularak “her kim Allah’a verdiği sözü yerine getirirse” şeklinde mâna vermek de mümkündür.
Nîsâbûrî, âyetin sonunda “Allah o sakınanları sever” denmekle yetinilmesini şöyle açıklar: Vefa ve takvâ bütün erdemlerin temelidir. Her müttaki ahde vefalıdır, fakat aksi daima geçerli değildir. Bu sebeple takvâ sahiplerinin Allah’ın sevgisine mazhar olacaklarına değinilmekle yetinilmiştir (Nîsâbûrî, III, 232; “ahid” ve “Allah’a verilen söz”ün anlamları ve önemi hakkında bk. Bakara 2/27, 40; “takvâ” hakkında bk. Bakara 2/197; A‘râf 7/26; “yemin” hakkında bk. Bakara 2/224, 225; Mâide 5/89).
Kur'an Yolu Tefsiri Cilt: 1 Sayfa: 609
Kaynak: Diyanet Kur’an Yolu tefsiri (aynı tefsir grubu, tefsirdeki atıf veya ters atıf).
Bakara 2/27 · tefsir atıfı
اَلَّذٖینَ یَنْقُضُونَ عَهْدَ اللّٰهِ مِنْ بَعْدِ مٖیثَاقِهٖࣕ وَیَقْطَعُونَ مَٓا اَمَرَ اللّٰهُ بِهٖٓ اَنْ یُوصَلَ وَیُفْسِدُونَ فِی الْاَرْضِؕ اُو࣑لٰٓئِكَ هُمُ الْخَاسِرُونَ
Onlar, Allah'a verdikleri sözü, pekiştirilmesinden sonra bozan, Allah'ın korunmasını emrettiği bağları (iman, akrabalık, beşeri ve ahlâki bütün ilişkileri) koparan ve yeryüzünde bozgunculuk yapan kimselerdir. İşte onlar ziyana uğrayanların ta kendileridir.
Bakara 2/40 · tefsir atıfı
یَا بَنٖٓی اِسْرَٓایٖٔلَ اذْكُرُوا نِعْمَتِیَ الَّتٖٓی اَنْعَمْتُ عَلَیْكُمْ وَاَوْفُوا بِعَهْدٖٓی اُو࣒فِ بِعَهْدِكُمْ وَاِیَّایَ فَارْهَبُونِ
Ey İsrailoğulları ! Size verdiğim nimeti hatırlayın. Bana verdiğiniz sözü yerine getirin ki ben de size verdiğim sözü yerine getireyim. Yalnız benden korkun.
Bakara 2/197 · tefsir atıfı
اَلْحَجُّ اَشْهُرٌ مَعْلُومَاتٌۚ فَمَنْ فَرَضَ فٖیهِنَّ الْحَجَّ فَلَا رَفَثَ وَلَا فُسُوقَ وَلَا جِدَالَ فِی الْحَجِّؕ وَمَا تَفْعَلُوا مِنْ خَیْرٍ یَعْلَمْهُ اللّٰهُؕ وَتَزَوَّدُوا فَاِنَّ خَیْرَ الزَّادِ التَّقْوٰىؗ وَاتَّقُونِ یَٓا اُو࣑لِی الْاَلْبَابِ
Hac (ayları), bilinen aylardır. Kim o aylarda hacca başlarsa, artık ona hacda cinsel ilişki, günaha sapmak, kavga etmek yoktur. Siz ne hayır yaparsanız Allah onu bilir. (Ahiret için) azık toplayın. Kuşkusuz, azığın en hayırlısı takva (Allah'a karşı gelmekten sakınma)dır. Ey akıl sahipleri, bana karşı gelmekten sakının.
A'râf 7/26 · tefsir atıfı
یَا بَنٖٓی اٰدَمَ قَدْ اَنْزَلْنَا عَلَیْكُمْ لِبَاسًا یُوَارٖی سَوْاٰتِكُمْ وَرٖیشًاࣞ وَلِبَاسُ التَّقْوٰى ذٰلِكَ خَیْرٌؕ ذٰلِكَ مِنْ اٰیَاتِ اللّٰهِ لَعَلَّهُمْ یَذَّكَّرُونَ
Ey Âdemoğulları! Size avret yerlerinizi örtecek giysi ve süslenecek elbise verdik. Takva (Allah'a karşı gelmekten sakınma) elbisesi var ya, işte o daha hayırlıdır. Bu (giysiler), Allah'ın rahmetinin alametlerindendir. Belki öğüt alırlar (diye onları insanlara verdik).
Bakara 2/224 · tefsir atıfı
وَلَا تَجْعَلُوا اللّٰهَ عُرْضَةً لِاَیْمَانِكُمْ اَنْ تَبَرُّوا وَتَتَّقُوا وَتُصْلِحُوا بَیْنَ النَّاسِؕ وَاللّٰهُ سَمٖیعٌ عَلٖیمٌ
İyilik etmemek, takvaya sarılmamak, insanlar arasını ıslah etmemek yolundaki yeminlerinize Allah'ı siper yapmayın. Allah hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir.
Bakara 2/225 · tefsir atıfı
لَا یُؤَاخِذُكُمُ اللّٰهُ بِاللَّغْوِ فٖٓی اَیْمَانِكُمْ وَلٰكِنْ یُؤَاخِذُكُمْ بِمَا كَسَبَتْ قُلُوبُكُمْؕ وَاللّٰهُ غَفُورٌ حَلٖیمٌ
Allah sizi, kasıtsız yeminlerinizden dolayı sorumlu tutmaz, fakat sizi kalplerinizin kazandığı (bile bile yaptığınız) yeminlerden sorumlu tutar. Allah çok bağışlayandır, halîmdir. (Hemen cezalandırmaz, mühlet verir)
Mâide 5/89 · tefsir atıfı
لَا یُؤَاخِذُكُمُ اللّٰهُ بِاللَّغْوِ فٖٓی اَیْمَانِكُمْ وَلٰكِنْ یُؤَاخِذُكُمْ بِمَا عَقَّدْتُمُ الْاَیْمَانَۚ فَكَفَّارَتُهُٓ اِطْعَامُ عَشَرَةِ مَسَاكٖینَ مِنْ اَوْسَطِ مَا تُطْعِمُونَ اَهْلٖیكُمْ اَوْ كِسْوَتُهُمْ اَوْ تَحْرٖیرُ رَقَبَةٍؕ فَمَنْ لَمْ یَجِدْ فَصِیَامُ ثَلٰثَةِ اَیَّامٍؕ ذٰلِكَ كَفَّارَةُ اَیْمَانِكُمْ اِذَا حَلَفْتُمْؕ وَاحْفَظُٓوا اَیْمَانَكُمْؕ كَذٰلِكَ یُبَیِّنُ اللّٰهُ لَكُمْ اٰیَاتِهٖ لَعَلَّكُمْ تَشْكُرُونَ
Allah, boş bulunarak ettiğiniz yeminlerle sizi sorumlu tutmaz. Ama bile bile yaptığınız yeminlerle sizi sorumlu tutar. Bu durumda yeminin keffareti, ailenize yedirdiğinizin orta hallisinden on yoksulu doyurmak, yahut onları giydirmek ya da bir köle azat etmektir. Kim (bu imkanı) bulamazsa onun keffareti üç gün oruç tutmaktır. İşte yemin ettiğiniz vakit yeminlerinizin keffareti budur. Yeminlerinizi tutun. Allah size âyetlerini işte böyle açıklıyor ki şükredesiniz.
Âl-i İmrân 3/102 · bu âyete atıf yapan tefsir
یَٓا اَیُّهَا الَّذٖینَ اٰمَنُوا اتَّقُوا اللّٰهَ حَقَّ تُقَاتِهٖ وَلَا تَمُوتُنَّ اِلَّا وَاَنْتُمْ مُسْلِمُونَ
Ey iman edenler! Allah'a karşı gelmekten nasıl sakınmak gerekiyorsa öylece sakının ve siz ancak müslümanlar olarak ölün.
Bu âyet için hadis kaydı yok.
Yapay zekadan faydalanılmıştır. Hata olabilir. Lütfen hata varsa bildiriniz.