Kur’an çalışması
36

Yâsîn

يٰسۤ

83 âyet iniş 41 cüz 22 sayfa 440

Önceki Sonraki
← Önceki Yâsîn 78 sayfa 445 · Diyanet tefsir grubu 77-79 Sonraki →

وَضَرَبَ لَنَا مَثَلًا وَنَسِیَ خَلْقَهُؕ قَالَ مَنْ یُحْيِ الْعِظَامَ وَهِیَ رَمٖیمٌ

Diyanet meali

Bir de kendi yaratılışını unutarak bize bir örnek getirdi. Dedi ki: "Çürümüşlerken kemikleri kim diriltecek?"

Kelime meali

وَضَرَبَ Ve getirmiş- tir
لَنَا Bize
مَثَلًا Bir misal
وَنَسِیَ Ve unutmuş- tur
خَلْقَهُؕ Yaratı- lışını
قَالَ Dedi ki
مَنْ Kim
یُحْيِ Diriltecek
الْعِظَامَ Kemik yığınını
وَهِیَ Onlar iken
رَمٖیمٌ Çürümüş

Diyanet bu metni 77-79 âyetleri için birlikte vermiştir.

İnsanın kendi yaratılışı üzerinde düşünmeyi bir kenara bırakıp, küstahça bir tavırla yüce yaratıcının ve peygamberinin bildirdiklerini yalnızca aklıyla yargılamaya kalkışmasının ne kadar çelişkili olduğu bir örnek ışığında ortaya konmaktadır. Bu örnekte iki nesne (nutfe ve çürümüş kemik) kıyaslanmaktadır. Bunlardan nutfe, Kur’an’daki kullanımlarına göre erkeğin menisi veya döllenmiş hücre (zigot) mânasına gelmektedir. Böylesine önemsiz görünen bir cismin belirli süreçlerden geçtikten sonra yetişkin bir insan haline gelebilmesini sağlayan bir irade ve kudretin yani yaratıcının bulunduğunu kabul eden kişinin –ki başka âyetlerde belirtildiği üzere müşrik Araplar evrenin ve evrendeki varlıkların yaratıcısının Allah olduğunu itiraf ediyorlardı–, işte bu gücün çürümüş kemiğe de can verebileceğini yadırgamaması gerekir. Ne var ki Resûlullah’ın peygamberliğini ve onun bildirdiklerini, dolayısıyla öldükten sonra dirilme gerçeğini kabul etmemek, sonuç olarak da Allah’ın yanı sıra başka mâbudlara tapma esasına dayalı kurulu düzenlerini sürdürmek için kırk dereden su getiren Mekke müşrikleri, akıllarınca bu tür örneklerden de yararlanarak alaycı ifadelerle çevrelerindekileri etkilemeye çalışıyorlardı. Tefsirlerde bu âyetlerin nüzûl sebebi olarak şöyle bir olaya yer verilir: Müşriklerin önde gelenlerinden biri Hz. Peygamber’e elinde çürümüş bir kemik parçasıyla gelir ve onu ufalayıp, “Böyle un ufak olduktan sonra Allah bunu diriltecek öyle mi?” der. Resûl-i Ekrem de “Evet. Nitekim O seni de öldürecek, sonra diriltip cehenneme atacak!” cevabını verir. Rivayetlerde Resûlullah’la konuşan kişi ile ilgili olarak Übey b. Halef, Âsî b. Vâil, Ebû Cehil ve Velîd b. Mug^re isimlerinin geçmesi, olayın benzerlerinin birkaç defa meydana gelmiş olması ihtimalini düşündürmektedir (İbn Âşûr, XXIII, 73; rivayetler için ayrıca bk. Taberî, XXIII, 30-31; İbn Atıyye, Abdullah b. Übeyy’in adının zikredilmesini haklı olarak eleştirir; IV, 463-464). Fakat en çok adı geçen Übey b. Halef’in, isimleri belirtilen diğer kişilerin bulunduğu bir toplulukta, “Muhammed Allah’ın ölüleri dirilteceğini söylüyor, bunu onunla tartışacağım!” dedikten sonra çürümüş bir kemik alıp Resûlullah’a gittiği rivayeti daha mâkul görünmektedir (Zemahşerî, III, 293). Râzî’nin belirttiği üzere önemli olan, özel sebep ne olursa olsun sözün genelinden çıkan mânadır, ki bu da Allah’ın kudretini ve haşri inkâr eden zihniyetin mahkûm edilmesidir (XXVI, 107-108). 79. âyetin son cümlesinde geçen halk kelimesi hem “yaratma” hem “yaratılanlar” (mahlûkat) anlamına geldiği için, bu cümle genellikle bu iki mânayı da yansıtmak üzere şu şekilde açıklanmıştır: Allah Teâlâ, yaratılanların hepsini bütün ayrıntılarıyla, her birini toplanan ve dağılan parçalarıyla, usulü ve fürûu, içinde bulunduğu durumları, nitelik ve nicelikleri, her türlü özellikleriyle bilir; yaratmanın da her türlüsünü, maddeli-maddesiz, aletli-aletsiz, örnekli-örneksiz, ilkin ve sonra her çeşidini bilir (Elmalılı, VI, 4041).

Kur'an Yolu Tefsiri Cilt: 4 Sayfa: 513-514

Kaynak: Diyanet Kur’an Yolu tefsiri (aynı tefsir grubu, tefsirdeki atıf veya ters atıf).

Yâsîn 36/77 · aynı tefsir grubu

اَوَلَمْ یَرَ الْاِنْسَانُ اَنَّا خَلَقْنَاهُ مِنْ نُطْفَةٍ فَاِذَا هُوَ خَصٖیمٌ مُبٖینٌ

İnsan, bizim kendisini az bir sudan (meniden) yarattığımızı görmedi mi ki, kalkmış apaçık bir düşman kesilmiştir.

Yâsîn 36/79 · aynı tefsir grubu

قُلْ یُحْیٖیهَا الَّذٖٓی اَنْشَاَهَٓا اَوَّلَ مَرَّةٍؕ وَهُوَ بِكُلِّ خَلْقٍ عَلٖیمٌۙ

De ki: "Onları ilk defa var eden diriltecektir. O her yaratılmışı hakkıyla bilendir."

Enbiyâ 21/21 · bu âyete atıf yapan tefsir

اَمِ اتَّخَذُٓوا اٰلِهَةً مِنَ الْاَرْضِ هُمْ یُنْشِرُونَ

Yoksa yerden, ölüleri diriltebilecek bir takım ilahlar mı edindiler?

Sâffât 37/16 · bu âyete atıf yapan tefsir

ءَاِذَا مِتْنَا وَكُنَّا تُرَابًا وَعِظَامًا ءَاِنَّا لَمَبْعُوثُونَۙ

"Gerçekten biz, ölüp bir toprak ve kemik yığını haline geldikten sonra mı, biz mi tekrar diriltileceğiz?"

Sâffât 37/17 · bu âyete atıf yapan tefsir

اَوَاٰبَٓاؤُ࣑نَا الْاَوَّلُونَؕ

"Önceden gelip geçmiş atalarımız da mı?"

Sâffât 37/18 · bu âyete atıf yapan tefsir

قُلْ نَعَمْ وَاَنْتُمْ دَاخِرُونَۚ

De ki: "Evet, hem de siz aşağılanmış kimseler olarak (diriltileceksiniz)."

Sâffât 37/19 · bu âyete atıf yapan tefsir

فَاِنَّمَا هِیَ زَجْرَةٌ وَاحِدَةٌ فَاِذَا هُمْ یَنْظُرُونَ

O ancak şiddetli bir sesten ibarettir. Bir de bakarsın ki onlar (diriltilmiş hazır) beklemektedirler.

Sâffât 37/20 · bu âyete atıf yapan tefsir

وَقَالُوا یَا وَیْلَنَا هٰذَا یَوْمُ الدّٖینِ

Şöyle diyecekler: "Vay başımıza gelene! Bu beklenen ceza günüdür."

Bu âyet için hadis kaydı yok.

Yapay zekadan faydalanılmıştır. Hata olabilir. Lütfen hata varsa bildiriniz.

Hata Bildir

Bu âyette ne hatalı?