Kur’an çalışması
5

Mâide

الْمَائِدَةِ

120 âyet iniş 112 cüz 6 sayfa 106

Önceki Sonraki
← Önceki Mâide 8 sayfa 108 · Diyanet tefsir grubu 8 Sonraki →

یَٓا اَیُّهَا الَّذٖینَ اٰمَنُوا كُونُوا قَوَّامٖینَ لِلّٰهِ شُهَدَٓاءَ بِالْقِسْطِؗ وَلَا یَجْرِمَنَّكُمْ شَنَاٰنُ قَوْمٍ عَلٰٓى اَلَّا تَعْدِلُواؕ اِعْدِلُواࣞ هُوَ اَقْرَبُ لِلتَّقْوٰىؗ وَاتَّقُوا اللّٰهَؕ اِنَّ اللّٰهَ خَبٖیرٌ بِمَا تَعْمَلُونَ

Diyanet meali

Ey iman edenler! Allah için hakkı titizlikle ayakta tutan, adalet ile şahitlik eden kimseler olun. Bir topluma olan kininiz sizi adaletsizliğe itmesin. Adil olun. Bu, Allah'a karşı gelmekten sakınmaya daha yakındır. Allah'a karşı gelmekten sakının. Şüphesiz Allah yaptıklarınızdan hakkıyla haberdardır.

Kelime meali

یَٓا اَیُّهَا الَّذٖینَ اٰمَنُوا Ey iman edenler!
كُونُوا Olun
قَوَّامٖینَ Sabit duranlar
لِلّٰهِ Allah için
شُهَدَٓاءَ Şahitler
بِالْقِسْطِؗ Adaletle
وَلَا یَجْرِمَنَّكُمْ Sizi sevk etmesin
شَنَاٰنُ قَوْمٍ Bir kavme olan kin
عَلٰٓى اَلَّا تَعْدِلُواؕ Adil olmamanıza
اِعْدِلُواࣞ Adil olun
هُوَ Ki adalet
اَقْرَبُ Daha yakındır
لِلتَّقْوٰىؗ Takvaya
وَاتَّقُوا Ve sakının
اللّٰهَؕ Allah’tan
اِنَّ اللّٰهَ Kuşkusuz Allah
خَبٖیرٌ Haberdardır
بِمَا O şey- lerden ki
تَعْمَلُونَ Siz yapıyorsunuz

Burada İslâm’ın sosyal, hukukî ve ahlâkî amaçlarının önemli bir kısmı özetlenmektedir. “Ferdî ve sosyal yapıda dirlik ve düzenliği, hakkaniyet ve eşitlik esaslarına uygun şekilde davranmayı sağlayan ahlâkî erdem” anlamına gelen adalet, sosyal hayatın en önemli denge unsuru ve teminatıdır. Bu sebeple Allah Teâlâ müminlere adaletle şahitlik etmelerini, herhangi bir topluma karşı besledikleri öfke yüzünden onlar hakkında adaletten ayrılmamalarını emretmiştir. Âyet-i kerîme, insanların Allah katında en üstün değer olan takvâ (Hucurât 49/13) faziletine erebilmeleri için adaletli olmaları ve düşmanları hakkında kalplerinde besledikleri öfkenin onlara karşı haksızlık yapmalarına sebep olmaması gerektiğini bildirmektedir. Müminler, haksızlığı ortadan kaldırarak yerine hakkı ve adaleti getirmek, bu husustaki faaliyetlere katkıda bulunmakla mükelleftirler. Kur’an’ın ana maksatlarından biri de adalet ilkesine dayalı ve hukuka güvenin hissedildiği bir sosyal düzen kurmaktır (adalet hakkında bilgi için ayrıca bk. Nisâ 4/58; A‘râf 7/159, 181; Nahl 16/90).

Âyet-i kerîmenin, müminlere, düşman topluluklara dahi adaletle muamele etmeyi emretmesi, ayrıca bu davranışın takvâ erdemiyle bağlantılı olduğunu vurgulaması son derece dikkat çekicidir.

Kur'an Yolu Tefsiri Cilt: 2 Sayfa: 229

Kaynak: Diyanet Kur’an Yolu tefsiri (aynı tefsir grubu, tefsirdeki atıf veya ters atıf).

Hucurât 49/13 · tefsir atıfı

یَٓا اَیُّهَا النَّاسُ اِنَّا خَلَقْنَاكُمْ مِنْ ذَكَرٍ وَاُنْثٰى وَجَعَلْنَاكُمْ شُعُوبًا وَقَبَٓائِلَ لِتَعَارَفُواؕ اِنَّ اَكْرَمَكُمْ عِنْدَ اللّٰهِ اَتْقٰیكُمْؕ اِنَّ اللّٰهَ عَلٖیمٌ خَبٖیرٌ

Ey insanlar! Şüphe yok ki, biz sizi bir erkek ve bir dişiden yarattık ve birbirinizi tanımanız için sizi boylara ve kabilelere ayırdık. Allah katında en değerli olanınız, O'na karşı gelmekten en çok sakınanınızdır. Şüphesiz Allah hakkıyla bilendir, hakkıyla haberdâr olandır.

Nisâ 4/58 · tefsir atıfı

اِنَّ اللّٰهَ یَاْمُرُكُمْ اَنْ تُؤَدُّوا الْاَمَانَاتِ اِلٰٓى اَهْلِهَاۙ وَاِذَا حَكَمْتُمْ بَیْنَ النَّاسِ اَنْ تَحْكُمُوا بِالْعَدْلِؕ اِنَّ اللّٰهَ نِعِمَّا یَعِظُـكُمْ بِهٖؕ اِنَّ اللّٰهَ كَانَ سَمٖیعًا بَصٖیرًا

Allah size, emanetleri mutlaka ehline vermenizi ve insanlar arasında hükmettiğiniz zaman adaletle hükmetmenizi emrediyor. Doğrusu Allah, bununla size ne güzel öğüt veriyor! Şüphesiz ki Allah hakkıyla işitendir, hakkıyla görendir.

A'râf 7/159 · tefsir atıfı

وَمِنْ قَوْمِ مُوسٰٓى اُمَّةٌ یَهْدُونَ بِالْحَقِّ وَبِهٖ یَعْدِلُونَ

Mûsâ'nın kavminden (insanları) hak ile doğru yola ileten ve onunla adaletli davranan bir topluluk da vardı.

A'râf 7/181 · tefsir atıfı

وَمِمَّنْ خَلَقْنَٓا اُمَّةٌ یَهْدُونَ بِالْحَقِّ وَبِهٖ یَعْدِلُونَࣖ

Yarattıklarımızdan, hakka sarılarak doğru yolu gösteren ve hak ile adaleti gerçekleştiren bir topluluk vardır.

Nahl 16/90 · tefsir atıfı

اِنَّ اللّٰهَ یَاْمُرُ بِالْعَدْلِ وَالْاِحْسَانِ وَاٖیتَٓائِ ذِی الْقُرْبٰى وَیَنْهٰى عَنِ الْفَحْشَٓاءِ وَالْمُنْكَرِ وَالْبَغْیِۚ یَعِظُكُمْ لَعَلَّكُمْ تَذَكَّرُونَ

Şüphesiz Allah, adaleti, iyilik yapmayı, yakınlara yardım etmeyi emreder; hayasızlığı, fenalık ve azgınlığı da yasaklar. O, düşünüp tutasınız diye size öğüt veriyor.

Bakara 2/120 · bu âyete atıf yapan tefsir

وَلَنْ تَرْضٰى عَنْكَ الْیَهُودُ وَلَا النَّصَارٰى حَتّٰى تَتَّبِعَ مِلَّتَهُمْؕ قُلْ اِنَّ هُدَى اللّٰهِ هُوَ الْهُدٰىؕ وَلَئِنِ اتَّبَعْتَ اَهْوَٓاءَهُمْ بَعْدَ الَّذٖی جَٓاءَكَ مِنَ الْعِلْمِۙ مَا لَكَ مِنَ اللّٰهِ مِنْ وَلِیٍّ وَلَا نَصٖیرٍ

Sen dinlerine uymadıkça, ne Yahudiler ve ne de Hıristiyanlar asla senden razı olmazlar. De ki: "Allah'ın yolu asıl doğru yoldur." Sana gelen ilimden sonra, eğer onların arzu ve keyiflerine uyacak olursan, bilmiş ol ki, Allah'tan sana ne bir dost, ne bir yardımcı vardır.

Nisâ 4/36 · bu âyete atıf yapan tefsir

وَاعْبُدُوا اللّٰهَ وَلَا تُشْرِكُوا بِهٖ شَیْـًٔا وَبِالْوَالِدَیْنِ اِحْسَانًا وَبِذِی الْقُرْبٰى وَالْیَتَامٰى وَالْمَسَاكٖینِ وَالْجَارِ ذِی الْقُرْبٰى وَالْجَارِ الْجُنُبِ وَالصَّاحِبِ بِالْجَنْبِ وَابْنِ السَّبٖیلِۙ وَمَا مَلَكَتْ اَیْمَانُكُمْؕ اِنَّ اللّٰهَ لَا یُحِبُّ مَنْ كَانَ مُخْتَالًا فَخُورًاۙ

Allah'a ibadet edin ve ona hiçbir şeyi ortak koşmayın. Ana babaya, akrabaya, yetimlere, yoksullara, yakın komşuya, uzak komşuya, yanınızdaki arkadaşa, yolcuya, elinizin altındakilere iyilik edin. Şüphesiz, Allah kibirlenen ve övünen kimseleri sevmez.

Nisâ 4/37 · bu âyete atıf yapan tefsir

اَلَّذٖینَ یَبْخَلُونَ وَیَاْمُرُونَ النَّاسَ بِالْبُخْلِ وَیَكْتُمُونَ مَٓا اٰتٰیهُمُ اللّٰهُ مِنْ فَضْلِهٖؕ وَاَعْتَدْنَا لِلْكَافِرٖینَ عَذَابًا مُهٖینًاۚ

Bunlar cimrilik eden, insanlara da cimriliği emreden ve Allah'ın, lütfundan kendilerine verdiği nimeti gizleyen kimselerdir. Biz de o nankörlere alçaltıcı bir azap hazırlamışızdır.

Nisâ 4/38 · bu âyete atıf yapan tefsir

وَالَّذٖینَ یُنْفِقُونَ اَمْوَالَهُمْ رِئَٓاءَ النَّاسِ وَلَا یُؤْمِنُونَ بِاللّٰهِ وَلَا بِالْیَوْمِ الْاٰخِرِؕ وَمَنْ یَكُنِ الشَّیْطَانُ لَهُ قَرٖینًا فَسَٓاءَ قَرٖینًا

Bunlar, mallarını insanlara gösteriş için harcayan, Allah'a ve ahiret gününe de inanmayan kimselerdir. Şeytan kimin arkadaşı olursa, o ne kötü arkadaştır.

Nisâ 4/39 · bu âyete atıf yapan tefsir

وَمَاذَا عَلَیْهِمْ لَوْ اٰمَنُوا بِاللّٰهِ وَالْیَوْمِ الْاٰخِرِ وَاَنْفَقُوا مِمَّا رَزَقَهُمُ اللّٰهُؕ وَكَانَ اللّٰهُ بِهِمْ عَلٖیمًا

Bunlar, Allah'a ve ahiret gününe iman etselerdi ve Allah'ın verdiği rızıktan (gösterişsiz olarak) harcasalardı kendilerine ne zarar gelirdi? Allah, onları en iyi bilendir.

Bu âyet için hadis kaydı yok.

Yapay zekadan faydalanılmıştır. Hata olabilir. Lütfen hata varsa bildiriniz.

Hata Bildir

Bu âyette ne hatalı?