Kur’an çalışması
15

Hicr

الْحِجْرِ

99 âyet iniş 54 cüz 14 sayfa 262

Önceki Sonraki
← Önceki Hicr 80 sayfa 266 · Diyanet tefsir grubu 80-82 Sonraki →

وَلَقَدْ كَذَّبَ اَصْحَابُ الْحِجْرِ الْمُرْسَلٖینَۙ

Diyanet meali

Andolsun, Hicr halkı da peygamberleri yalanlamıştı.

Kelime meali

وَلَقَدْ Andolsun ki, kesinlikle
كَذَّبَ Yalanladı
اَصْحَابُ الْحِجْرِ Hicr halkı
الْمُرْسَلٖینَ Peygamberleri

Diyanet bu metni 80-82 âyetleri için birlikte vermiştir.

Geçmişte inkâr ve isyanları sebebiyle bazı toplumların uğradık­ları felâketler hakkında bilgi verilerek bunlardan ders almak gerektiğini anlatan âyetlerin bu bölümünde de Hicr halkından yani Semûd kavminden bahsedilmektedir. Bu sûrenin girişinde de belirtildiği gibi Hicr, Arap yarımadasının kuzeybatısında, Medine-Tebük yolu üzerinde Teyma‘ın yaklaşık 110 km. güneybatısında, içinden Hicaz demiryolunun geçtiği sarp kayalıklarla çevrili vadinin ve bu vadideki eski şehrin adıdır. Bugünkü Alâ adlı yerleşim merkezinin 15 km. kuzeyine düşmektedir. Kur’an-ı Kerîm’de olduğu gibi eski tarih ve coğrafya kitaplarında da Hicr diye anılmaktadır. Ayrıca Sâlih peygamberle ilgisi dolayısıyla buraya Medâinü-sâlih de denilmiştir.

Konumuz olan âyette Hicr şehrinde yaşayan kavmin ve bunlara gönderilen peygamberin ismi verilmemektedir. Ancak müfessirler, Semûd kavminin kayaları oyarak evler yaptıklarını bildiren âyetleri (A‘râf 7/74; Şuarâ 26/141-149) dikkate alarak Hicr’de yaşayan topluluğun Semûd kavmi, peygamberlerinin de Sâlih aleyhisselâm olduğunu belirtmişlerdir. Aslında bu kavme sadece Hz. Sâlih peygamber gönderilmiş, onu da yalancılıkla suçlamışlardır. Bir peygamberi reddedenler, aynı temel gerçekleri temsil eden öteki peygamberleri de reddetmiş sayılacağından âyette bu kavmin “peygamberler”i yalancılıkla suçladığı bildirilmiştir (Zemahşerî, II, 318; Kurtubî, X, 51).

Buradaki “âyetler” genellikle Hz. Sâlih’in gerçek peygamber olduğunu kanıtlayan mûcizeler olarak açıklanmıştır (Taberî, XIV, 50; Kurtubî, X, 57-58). “Rablerini inkâr etmiş” (Hûd 11/68), tevhid inancından sapmış olan Semûd kavmi, kendilerini hidayete kavuşturması için gönderilen Hz. Sâlih’i yalancılıkla suçlayarak, doğru olduğunu kanıtlaması için mûcize göstermesini istemişler (Şuarâ 26/154); Sâlih de bir deveyi göstererek istedikleri mûcizenin bu devede olduğunu ifade etmiş; çok özel bir yaratık olan bu deveye zarar vermemeleri hususunda kavmini uyarmış; ayrıca Allah’ın kendilerine lutfettiği bazı nimetleri sıralayarak bunları hatırda tutmalarını ve ülkede karışıklık çıkarmamalarını, zihinleri bulandırmamalarını istemiştir. Fakat onlar bildiklerinden şaşmadıkları gibi söz konusu deveyi de boğazlamak suretiyle isyankârlıklarını apaçık ortaya koymuşlar; “Ey Sâlih! Eğer sen gerçekten peygamberlerden isen, bizi tehdit ettiğin azabı bize getir!” (A‘râf 7/77) diyecek kadar ileri gitmişlerdi.

Kur'an Yolu Tefsiri Cilt: 3 Sayfa: 363-364

Kaynak: Diyanet Kur’an Yolu tefsiri (aynı tefsir grubu, tefsirdeki atıf veya ters atıf).

Hicr 15/81 · aynı tefsir grubu

وَاٰتَیْنَاهُمْ اٰیَاتِنَا فَكَانُوا عَنْهَا مُعْرِضٖینَۙ

Biz onlara âyetlerimizi vermiştik de onlardan yüz çevirmişlerdi.

Hicr 15/82 · aynı tefsir grubu

وَكَانُوا یَنْحِتُونَ مِنَ الْجِبَالِ بُیُوتًا اٰمِنٖینَ

Onlar güven içinde dağlardan evler yontuyorlardı.

A'râf 7/74 · tefsir atıfı

وَاذْ‌كُرُٓوا اِذْ جَعَلَكُمْ خُلَفَٓاءَ مِنْ بَعْدِ عَادٍ وَبَوَّاَكُمْ فِی الْاَرْضِ تَتَّخِذُونَ مِنْ سُهُولِهَا قُصُورًا وَتَنْحِتُونَ الْجِبَالَ بُیُوتًاۚ فَاذْكُرُٓوا اٰلَٓاءَ اللّٰهِ وَلَا تَعْثَوْا فِی الْاَرْضِ مُفْسِدٖینَ

"Hatırlayın ki Allah Âd kavminden sonra, sizi onların yerine getirdi ve sizi yeryüzünde yerleştirdi. Yerin ovalarında köşkler kuruyor, dağları oyup evler yapıyorsunuz. Artık Allah'ın nimetlerini anın da yeryüzünde bozgunculuk yaparak karışıklık çıkarmayın."

Şuarâ 26/141 · tefsir atıfı

كَذَّبَتْ ثَمُودُ الْمُرْسَلٖینَۚ

Semûd kavmi de Peygamberleri yalanladı.

Şuarâ 26/142 · tefsir atıfı

اِذْ قَالَ لَهُمْ اَخُوهُمْ صَالِحٌ اَلَا تَتَّقُونَۚ

Hani kardeşleri Salih onlara şöyle demişti: "Allah'a karşı gelmekten sakınmaz mısınız?"

Şuarâ 26/143 · tefsir atıfı

اِنّٖی لَكُمْ رَسُولٌ اَمٖینٌۙ

"Ben size gönderilmiş güvenilir bir peygamberim."

Şuarâ 26/144 · tefsir atıfı

فَاتَّقُوا اللّٰهَ وَاَطٖیعُونِۚ

"Öyle ise Allah'a karşı gelmekten sakının ve bana itaat edin!"

Şuarâ 26/145 · tefsir atıfı

وَمَٓا اَسْـَٔلُكُمْ عَلَیْهِ مِنْ اَجْرٍۚ اِنْ اَجْرِیَ اِلَّا عَلٰى رَبِّ الْعَالَمٖینَؕ

"Buna karşılık sizden hiçbir ücret istemiyorum. Benim ücretim ancak âlemlerin Rabbi olan Allah'a aittir."

Şuarâ 26/146 · tefsir atıfı

اَتُتْرَكُونَ فٖی مَا هٰهُنَٓا اٰمِنٖینَۙ

"Siz buradaki bahçelerde, pınar başlarında, ekinlerde, meyveleri olgunlaşmış hurmalıklarda güven içinde bırakılacak mısınız?"

Şuarâ 26/147 · tefsir atıfı

فٖی جَنَّاتٍ وَعُیُونٍۙ

"Siz buradaki bahçelerde, pınar başlarında, ekinlerde, meyveleri olgunlaşmış hurmalıklarda güven içinde bırakılacak mısınız?"

Şuarâ 26/148 · tefsir atıfı

وَزُرُوعٍ وَنَخْلٍ طَلْعُهَا هَضٖیمٌۚ

"Siz buradaki bahçelerde, pınar başlarında, ekinlerde, meyveleri olgunlaşmış hurmalıklarda güven içinde bırakılacak mısınız?"

Şuarâ 26/149 · tefsir atıfı

وَتَنْحِتُونَ مِنَ الْجِبَالِ بُیُوتًا فَارِهٖینَۚ

"Bir de dağlardan ustalıkla evler yontuyorsunuz."

Hûd 11/68 · tefsir atıfı

كَاَنْ لَمْ یَغْنَوْا فٖیهَاؕ اَلَٓا اِنَّ ثَمُودَا࣑ كَفَرُوا رَبَّهُمْؕ اَلَا بُعْدًا لِثَمُودَࣖ

Sanki orada hiç yaşamamışlardı. Biliniz ki Semûd kavmi Rablerini inkâr etti. (Yine) biliniz ki Semûd kavmi Allah'ın rahmetinden uzaklaştı.

Şuarâ 26/154 · tefsir atıfı

مَٓا اَنْتَ اِلَّا بَشَرٌ مِثْلُنَاۚ فَاْتِ بِاٰیَةٍ اِنْ كُنْتَ مِنَ الصَّادِقٖینَ

"Sen de ancak bizim gibi bir beşersin. Eğer doğru söyleyenlerden isen haydi bize bir mucize getir."

A'râf 7/77 · tefsir atıfı

فَعَقَرُوا النَّاقَةَ وَعَتَوْا عَنْ اَمْرِ رَبِّهِمْ وَقَالُوا یَا صَالِحُ ائْتِنَا بِمَا تَعِدُنَٓا اِنْ كُنْتَ مِنَ الْمُرْسَلٖینَ

Nihayet deveyi kestiler, Rablerinin emrine karşı geldiler ve "Ey Salih! Sen eğer (dediğin gibi) peygamberlerden isen, haydi bizi tehdit ettiğin azabı getir" dediler.

A'râf 7/73 · bu âyete atıf yapan tefsir

وَاِلٰى ثَمُودَ اَخَاهُمْ صَالِحًاۘ قَالَ یَا قَوْمِ اعْبُدُوا اللّٰهَ مَا لَكُمْ مِنْ اِلٰهٍ غَیْرُهُؕ قَدْ جَٓاءَتْكُمْ بَیِّنَةٌ مِنْ رَبِّكُمْؕ هٰذِهٖ نَاقَةُ اللّٰهِ لَكُمْ اٰیَةً فَذَرُوهَا تَاْكُلْ فٖٓی اَرْضِ اللّٰهِ وَلَا تَمَسُّوهَا بِسُٓوءٍ فَیَاْخُذَكُمْ عَذَابٌ اَلٖیمٌ

Semûd kavmine de kardeşleri Salih'i Peygamber olarak gönderdik. Dedi ki: "Ey kavmim! Allah'a kulluk edin. Sizin için ondan başka bir ilah yoktur. Gerçekten size Rabbinizden (benim peygamber olduğumu gösterecek) açık bir delil geldi. İşte size bir mucize olarak Allah'ın şu devesi... Bırakın onu da Allah'ın mülkünde yesin, içsin. Sakın ona bir kötülük etmeyin. Yoksa sizi elem dolu bir azap yakalar."

Neml 27/45 · bu âyete atıf yapan tefsir

وَلَقَدْ اَرْسَلْنَٓا اِلٰى ثَمُودَ اَخَاهُمْ صَالِحًا اَنِ اعْبُدُوا اللّٰهَ فَاِذَا هُمْ فَرٖیقَانِ یَخْتَصِمُونَ

Andolsun biz, "Allah'a kulluk edin" diye (uyarması için) Semûd kavmine, kardeşleri Salih'i peygamber olarak göndermiştik. Bir de ne görsün, onlar birbiriyle çekişen iki grup olmuşlar.

Neml 27/46 · bu âyete atıf yapan tefsir

قَالَ یَا قَوْمِ لِمَ تَسْتَعْجِلُونَ بِالسَّیِّئَةِ قَبْلَ الْحَسَنَةِۚ لَوْلَا تَسْتَغْفِرُونَ اللّٰهَ لَعَلَّكُمْ تُرْحَمُونَ

Salih onlara, "Ey kavmim! Niçin iyilikten önce kötülüğün acele gelmesini istiyorsunuz? Merhamet edilmeniz için Allah'tan bağışlanma dileseniz ya!"

Neml 27/47 · bu âyete atıf yapan tefsir

قَالُوا اطَّیَّرْنَا بِكَ وَبِمَنْ مَعَكَؕ قَالَ طَٓائِرُكُمْ عِنْدَ اللّٰهِ بَلْ اَنْتُمْ قَوْمٌ تُفْتَنُونَ

Onlar, "Sen ve beraberindekiler yüzünden uğursuzluğa uğradık" dediler. Salih, "Sizin uğursuzluğunuzun sebebi Allah katında(yazılı)dır. Aslında siz imtihan edilmekte olan bir kavimsiniz" dedi.

Neml 27/48 · bu âyete atıf yapan tefsir

وَكَانَ فِی الْمَدٖینَةِ تِسْعَةُ رَهْطٍ یُفْسِدُونَ فِی الْاَرْضِ وَلَا یُصْلِحُونَ

Şehirde dokuz kişilik bir çete vardı. Bunlar yeryüzünde bozgunculuk yapıyorlar ve ıslaha çalışmıyorlardı.

Bu âyet için hadis kaydı yok.

Yapay zekadan faydalanılmıştır. Hata olabilir. Lütfen hata varsa bildiriniz.

Hata Bildir

Bu âyette ne hatalı?