اَوَلَیْسَ الَّذٖی خَلَقَ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضَ بِقَادِرٍ عَلٰٓى اَنْ یَخْلُقَ مِثْلَهُمْؕ بَلٰى وَهُوَ الْخَلَّاقُ الْعَلٖیمُ
Diyanet meali
Gökleri ve yeri yaratan Allah'ın, onların benzerini yaratmaya gücü yetmez mi? Evet yeter. O, hakkıyla yaratandır, hakkıyla bilendir.
Kelime meali
Göklerin ve yerin ihtişamına ve bunların yaratılışındaki sırlara işaret eden âyetlerden sonra, aklını kullananlara, Allah Teâlâ’nın insanları diriltip huzuruna getirmeye kadir olup olmadığı hususunda bir soru yöneltilmekte ve hemen ardından O’nun ilminin ve yaratma gücünün sonsuzluğunu belirten sıfatlarına vurgu yapılarak hiçbir tereddüt bırakmayacak biçimde soru cevaplanmaktadır: Elbette kadir. “Onların benzerini yaratmaya kadir değil mi?” diye tercüme edilen soruda, “onların benzeri” anlamına gelen mislehüm tamlamasının geçmesi İslâm âlimlerini, öldükten sonra diriltilmenin nasıl gerçekleşeceği problemi üzerinde durmaya yöneltmiştir. Bu ifadenin başka âyet ve hadislerle birlikte değerlendirilmesi neticesinde âlimler, öldükten sonra diriltilmenin sadece ruhanî değil aynı zamanda bedenle de (cismanî) olacağı kanaatine ulaşmışlardır (bu konuda bilgi için bk. Yusuf Şevki Yavuz, “Acbü’z-Zeneb”, DİA, I, 319-320; a.mlf., “Ba‘s”, DİA, V, 98-100; Süleyman Toprak, “Haşir”, DİA, XVI, 416-417). Fakat âhiret hayatıyla ilgili olduğu dikkate alındığında, bu olay için dünyadaki tasavvurlarımıza göre bir keyfiyet biçmemizin doğru olmayacağı, bedenle haşrin de âhirete mahsus bir şekilde gerçekleşeceği söylenebilir. Bu ve benzeri âyetlerdeki asıl amacın, diriltmenin mahiyetine ilişkin ayrıntı vermek değil, mahlûkatı ilkten yaratmaya muktedir olan Allah Teâlâ’nın tekrar yaratma gücünden kuşku duyulmasının tutarsızlığını ortaya koymak olduğu anlaşılmaktadır.
Kur'an Yolu Tefsiri Cilt: 4 Sayfa: 515-516
Kaynak: Diyanet Kur’an Yolu tefsiri (aynı tefsir grubu, tefsirdeki atıf veya ters atıf).
Sâffât 37/16 · bu âyete atıf yapan tefsir
ءَاِذَا مِتْنَا وَكُنَّا تُرَابًا وَعِظَامًا ءَاِنَّا لَمَبْعُوثُونَۙ
"Gerçekten biz, ölüp bir toprak ve kemik yığını haline geldikten sonra mı, biz mi tekrar diriltileceğiz?"
Sâffât 37/17 · bu âyete atıf yapan tefsir
اَوَاٰبَٓاؤُ࣑نَا الْاَوَّلُونَؕ
"Önceden gelip geçmiş atalarımız da mı?"
Sâffât 37/18 · bu âyete atıf yapan tefsir
قُلْ نَعَمْ وَاَنْتُمْ دَاخِرُونَۚ
De ki: "Evet, hem de siz aşağılanmış kimseler olarak (diriltileceksiniz)."
Sâffât 37/19 · bu âyete atıf yapan tefsir
فَاِنَّمَا هِیَ زَجْرَةٌ وَاحِدَةٌ فَاِذَا هُمْ یَنْظُرُونَ
O ancak şiddetli bir sesten ibarettir. Bir de bakarsın ki onlar (diriltilmiş hazır) beklemektedirler.
Sâffât 37/20 · bu âyete atıf yapan tefsir
وَقَالُوا یَا وَیْلَنَا هٰذَا یَوْمُ الدّٖینِ
Şöyle diyecekler: "Vay başımıza gelene! Bu beklenen ceza günüdür."
Vâkıa 56/57 · bu âyete atıf yapan tefsir
نَحْنُ خَلَقْنَاكُمْ فَلَوْلَا تُصَدِّقُونَࣖ
Sizi biz yarattık. Hâlâ tasdik etmeyecek misiniz?
Vâkıa 56/58 · bu âyete atıf yapan tefsir
اَفَرَاَیْتُمْ مَا تُمْنُونَؕ
Attığınız o meniye ne dersiniz?!
Vâkıa 56/59 · bu âyete atıf yapan tefsir
ءَاَنْتُمْ تَخْلُقُونَهُٓ اَمْ نَحْنُ الْخَالِقُونَ
Onu siz mi yaratıyorsunuz, yoksa yaratan biz miyiz?
Vâkıa 56/60 · bu âyete atıf yapan tefsir
نَحْنُ قَدَّرْنَا بَیْنَكُمُ الْمَوْتَ وَمَا نَحْنُ بِمَسْبُوقٖینَۙ
Sizin yerinize benzerlerinizi getirmek ve sizi bilemeyeceğiniz bir şekilde yeniden yaratmak üzere aranızda ölümü biz takdir ettik. (Bu konuda) bizim önümüze geçilmez.
Vâkıa 56/61 · bu âyete atıf yapan tefsir
عَلٰٓى اَنْ نُبَدِّلَ اَمْثَالَكُمْ وَنُنْشِئَكُمْ فٖی مَا لَا تَعْلَمُونَ
Sizin yerinize benzerlerinizi getirmek ve sizi bilemeyeceğiniz bir şekilde yeniden yaratmak üzere aranızda ölümü biz takdir ettik. (Bu konuda) bizim önümüze geçilmez.
Vâkıa 56/62 · bu âyete atıf yapan tefsir
وَلَقَدْ عَلِمْتُمُ النَّشْاَةَ الْاُو࣒لٰى فَلَوْلَا تَذَكَّرُونَ
Andolsun, birinci yaratılışı(nızı) biliyorsunuz. O halde düşünseniz ya!
Vâkıa 56/63 · bu âyete atıf yapan tefsir
اَفَرَاَیْتُمْ مَا تَحْرُثُونَؕ
Ektiğiniz tohuma ne dersiniz?!
Vâkıa 56/64 · bu âyete atıf yapan tefsir
ءَاَنْتُمْ تَزْرَعُونَهُٓ اَمْ نَحْنُ الزَّارِعُونَ
Onu siz mi bitiriyorsunuz, yoksa bitiren biz miyiz?
Vâkıa 56/65 · bu âyete atıf yapan tefsir
لَوْ نَشَٓاءُ لَجَعَلْنَاهُ حُطَامًا فَظَلْتُمْ تَفَكَّهُونَ
Dileseydik, onu kuru bir çöp yapardık da şaşkınlık içinde şöyle geveleyip dururdunuz:
Vâkıa 56/68 · bu âyete atıf yapan tefsir
اَفَرَاَیْتُمُ الْمَٓاءَ الَّذٖی تَشْرَبُونَؕ
İçtiğiniz suya ne dersiniz?!
Vâkıa 56/69 · bu âyete atıf yapan tefsir
ءَاَنْتُمْ اَنْزَلْتُمُوهُ مِنَ الْمُزْنِ اَمْ نَحْنُ الْمُنْزِلُونَ
Siz mi onu buluttan indirdiniz, yoksa indiren biz miyiz?
Vâkıa 56/70 · bu âyete atıf yapan tefsir
لَوْ نَشَٓاءُ جَعَلْنَاهُ اُجَاجًا فَلَوْلَا تَشْكُرُونَ
Dileseydik onu acı bir su yapardık. O halde şükretseydiniz ya!..
Vâkıa 56/71 · bu âyete atıf yapan tefsir
اَفَرَاَیْتُمُ النَّارَ الَّتٖی تُورُونَؕ
Tutuşturduğunuz ateşe ne dersiniz?!
Bu âyet için hadis kaydı yok.
Yapay zekadan faydalanılmıştır. Hata olabilir. Lütfen hata varsa bildiriniz.