Kur’an çalışması
18

Kehf

الْكَهْفِ

110 âyet iniş 69 cüz 15 sayfa 293

Önceki Sonraki
← Önceki Kehf 82 sayfa 302 · Diyanet tefsir grubu 82 Sonraki →

وَاَمَّا الْجِدَارُ فَكَانَ لِغُلَامَیْنِ یَتٖیمَیْنِ فِی الْمَدٖینَةِ وَكَانَ تَحْتَهُ كَنْزٌ لَهُمَا وَكَانَ اَبُوهُمَا صَالِحًاۚ فَاَرَادَ رَبُّكَ اَنْ یَبْلُغَٓا اَشُدَّهُمَا وَیَسْتَخْرِجَا كَنْزَهُمَاࣗ رَحْمَةً مِنْ رَبِّكَۚ وَمَا فَعَلْتُهُ عَنْ اَمْرٖیؕ ذٰلِكَ تَاْوٖیلُ مَا لَمْ تَسْطِـعْ عَلَیْهِ صَبْرًاؕࣖ

Diyanet meali

"Duvar ise şehirdeki iki yetim çocuğa ait idi. Altında onlara ait bir define vardı. Babaları da iyi bir insandı. Rabbin, onların olgunluk çağına ulaşmalarını ve Rabbinden bir rahmet olarak definelerini çıkarmalarını istedi. Bunları ben kendi görüşüme göre yapmadım. İşte senin, sabredemediğin şeylerin içyüzü budur."

Kelime meali

وَاَمَّا الْجِدَارُ Duvara gelince
فَكَانَ O idi
لِغُلَامَیْنِ İki erkek çocuğun
یَتٖیمَیْنِ Yetimler
فِی الْمَدٖینَةِ Şehirde
وَكَانَ Ve vardı
تَحْتَهُ Onun altında
كَنْزٌ Hazine
لَهُمَا O iki erkek çocuğa ait olan
وَكَانَ Ve idi
اَبُوهُمَا O iki erkek çocu- ğun babası
صَالِحًا Salih bir zat
فَاَرَادَ Ve istedi
رَبُّكَ اَنْ Senin Rabbin
یَبْلُغَٓا Ulaşsınlar
اَشُدَّهُمَا Rüşt çağlarına
وَیَسْتَخْرِجَا Ve çıkarsınlar
كَنْزَهُمَاࣗ Hazinelerini
رَحْمَةً Bir rahmet ol- sun için
مِنْ رَبِّكَ Rabbinden
وَمَا فَعَلْتُهُ Ben onları yapmadım
عَنْ اَمْرٖیؕ Kendi reyimden
ذٰلِكَ İşte bu
تَاْوٖیلُ مَا O şeylerin iç yüzü ki
لَمْ تَسْطِـعْ Takat getiremedin
عَلَیْهِ O şeyler üzerine
صَبْرًاؕࣖ Sabretmeye
Duvara gelince o, şehirde iki yetim çocuğun idi; altında da onlara ait bir define vardı; babaları ise iyi bir adamdı. Rabbin istedi ki, o iki çocuk güçlü çağlarına erişsinler ve rabbinden bir rahmet olarak definelerini çıkarsınlar. Ben bunları kendiliğimden yapmadım. İşte, hakkında sabredemediğin şeylerin iç yüzü budur.”

Kaynak: Diyanet Kur’an Yolu tefsiri (aynı tefsir grubu, tefsirdeki atıf veya ters atıf).

Âl-i İmrân 3/7 · bu âyete atıf yapan tefsir

هُوَ الَّذٖٓی اَنْزَلَ عَلَیْكَ الْكِتَابَ مِنْهُ اٰیَاتٌ مُحْكَمَاتٌ هُنَّ اُمُّ الْكِتَابِ وَاُخَرُ مُتَشَابِهَاتٌؕ فَاَمَّا الَّذٖینَ فٖی قُلُوبِهِمْ زَیْغٌ فَیَتَّبِعُونَ مَا تَشَابَهَ مِنْهُ ابْتِغَٓاءَ الْفِتْنَةِ وَابْتِغَٓاءَ تَاْوٖیلِهٖۚ وَمَا یَعْلَمُ تَاْوٖیلَهُٓ اِلَّا اللّٰهُۘ وَالرَّاسِخُونَ فِی الْعِلْمِ یَقُولُونَ اٰمَنَّا بِهٖۙ كُلٌّ مِنْ عِنْدِ رَبِّنَاۚ وَمَا یَذَّكَّرُ اِلَّٓا اُو࣑لُوا الْاَلْبَابِ

O, sana Kitab'ı indirendir. Onun (Kur'an'ın) bazı âyetleri muhkemdir, onlar kitabın anasıdır. Diğerleri de müteşabihdir. Kalplerinde bir eğrilik olanlar, fitne çıkarmak ve onun olmadık yorumlarını yapmak için müteşabih âyetlerinin ardına düşerler. Oysa onun gerçek manasını ancak Allah bilir. İlimde derinleşmiş olanlar, "Ona inandık, hepsi Rabbimiz katındandır" derler. (Bu inceliği) ancak akıl sahipleri düşünüp anlar.

Bu âyet için hadis kaydı yok.

Yapay zekadan faydalanılmıştır. Hata olabilir. Lütfen hata varsa bildiriniz.

Hata Bildir

Bu âyette ne hatalı?