Kur’an çalışması
23

Mü'minûn

الْمُؤْمِنُونَ

118 âyet iniş 74 cüz 18 sayfa 342

Önceki Sonraki
← Önceki Mü'minûn 88 sayfa 347 · Diyanet tefsir grubu 84-90 Sonraki →

قُلْ مَنْ بِیَدِهٖ مَلَكُوتُ كُلِّ شَیْءٍ وَهُوَ یُجٖیرُ وَلَا یُجَارُ عَلَیْهِ اِنْ كُنْتُمْ تَعْلَمُونَ

Diyanet meali

De ki: "Eğer biliyorsanız söyleyin: Her şeyin hükümranlığı elinde olan, kendisi koruyan, kendisine karşı korunulamaz olan kimdir?"

Kelime meali

قُلْ Şöyle söyle onlara:
مَنْ Kimdir?
بِیَدِهٖ Elinde olan
مَلَكُوتُ كُلِّ شَیْءٍ Her şeyin mülkiyeti
وَهُوَ O ki
یُجٖیرُ Koruyup kolluyor
وَلَا یُجَارُ Ve koruma kolla- ma olmuyor
عَلَیْهِ Kendisine
اِنْ كُنْتُمْ Eğer iseniz
تَعْلَمُونَ Biliyor iseniz

Diyanet bu metni 84-90 âyetleri için birlikte vermiştir.

Bu âyetlerin birinci amacı, Allah’ın yüce kudretinin kesin kanıtlarını ortaya koyarak inkârcıların, yeniden dirilmeyi imkânsız gören iddialarını reddetmek; ikincisi de Allah’tan başka, tanrı kabul etmeye ve tapınmaya değer hiçbir varlık bulunamayacağını kanıtlamaktır (Râzî, XXIII, 115-116).

“Allah’a saygı” şeklinde çevirdiğimiz 87. âyetteki ittika kavramı sözlükte “bir tehlike karşısında akıllı davranarak önlem alma, tehlikeye karşı bir şeyi siper edinme, kendini koruma altına alma” mânasına gelir. Kelime “kişinin iman ve ibadetinin himayesinde kendisini âhiret azabına karşı koruması” anlamında kullanılmaktadır (bilgi için bk. A‘râf 7/26). “... büyülenmiş gibi davranıyorsunuz” şeklinde çevirdiğimiz 89. âyetin sonundaki tüsharûn fiilinin sözlük anlamı “sihirlenme, büyülenme”dir. Kelime burada, “büyülenmiş gibi şuursuz ve akılsız davranmaktan, aklını kullanmaktan mahrum kalma” anlamında kullanılmıştır. Gerek bu âyetin gerekse bundan önceki âyetlerin sonlarında yer alan eleştiri ve uyarılarda bilgiye, düşünüp taşınmaya, Allah’a saygıya ve şuurlu davranmaya vurgu yapılmak suretiyle insanlığın yalnız dünyevî sorunlarını değil, dinî ve metafizik sorunlarını çözmede de zihinsel faaliyetin, akıl ve bilgi verilerinin ne kadar gerekli olduğuna işaret edilmektedir.

Müşriklerin 84-89. âyetlerdeki sorulara verdikleri cevaplar, onların Allah’a, O’nun sınırsız kudret ve hâkimiyetine inandıklarını göstermektedir. Bu durumda onların, bir yandan bu inanca sahip olurken diğer yandan Allah’ın peygamber ve kitap göndermesini, âhiret hayatını gerçekleştirmesini imkânsız görmeleri bir çelişki olduğu gibi bu tür inkârcı tutumlarıyla onlar “kesinlikle yalancı” olduklarını da ortaya koymuş bulunuyorlardı.

Kaynak: Diyanet Kur’an Yolu tefsiri (aynı tefsir grubu, tefsirdeki atıf veya ters atıf).

Mü'minûn 23/84 · aynı tefsir grubu

قُلْ لِمَنِ الْاَرْضُ وَمَنْ فٖیهَٓا اِنْ كُنْتُمْ تَعْلَمُونَ

De ki: "Eğer biliyorsanız söyleyin: Yer ve yerde bulunanlar kime aittir?"

Mü'minûn 23/85 · aynı tefsir grubu

سَیَقُولُونَ لِلّٰهِؕ قُلْ اَفَلَا تَذَكَّرُونَ

Allah'ındır" diyecekler. "Öyle ise siz hiç düşünüp öğüt almaz mısınız?" de.

Mü'minûn 23/86 · aynı tefsir grubu

قُلْ مَنْ رَبُّ السَّمٰوَاتِ السَّبْعِ وَرَبُّ الْعَرْشِ الْعَظٖیمِ

De ki: "Yedi kat göklerin Rabbi, büyük Arş'ın Rabbi kimdir?"

Mü'minûn 23/87 · aynı tefsir grubu

سَیَقُولُونَ لِلّٰهِؕ قُلْ اَفَلَا تَتَّقُونَ

."Allah'ındır" diyecekler. "Öyle ise ona karşı gelmekten sakınmaz mısınız?" de.

Mü'minûn 23/89 · aynı tefsir grubu

سَیَقُولُونَ لِلّٰهِؕ قُلْ فَاَنّٰى تُسْحَرُونَ

"Allah'ındır" diyecekler. "Öyle ise nasıl aldanıyorsunuz?" de.

Mü'minûn 23/90 · aynı tefsir grubu

بَلْ اَتَیْنَاهُمْ بِالْحَقِّ وَاِنَّهُمْ لَكَاذِبُونَ

Hayır, biz onlara gerçeği getirdik, fakat onlar kesinlikle yalancıdırlar.

A'râf 7/26 · tefsir atıfı

یَا بَنٖٓی اٰدَمَ قَدْ اَنْزَلْنَا عَلَیْكُمْ لِبَاسًا یُوَارٖی سَوْاٰتِكُمْ وَرٖیشًاࣞ وَلِبَاسُ التَّقْوٰى ذٰلِكَ خَیْرٌؕ ذٰلِكَ مِنْ اٰیَاتِ اللّٰهِ لَعَلَّهُمْ یَذَّكَّرُونَ

Ey Âdemoğulları! Size avret yerlerinizi örtecek giysi ve süslenecek elbise verdik. Takva (Allah'a karşı gelmekten sakınma) elbisesi var ya, işte o daha hayırlıdır. Bu (giysiler), Allah'ın rahmetinin alametlerindendir. Belki öğüt alırlar (diye onları insanlara verdik).

En'âm 6/46 · bu âyete atıf yapan tefsir

قُلْ اَرَاَیْتُمْ اِنْ اَخَذَ اللّٰهُ سَمْعَكُمْ وَاَبْصَارَكُمْ وَخَتَمَ عَلٰى قُلُوبِكُمْ مَنْ اِلٰهٌ غَیْرُ اللّٰهِ یَاْتٖیكُمْ بِهِؕ اُنْظُرْ كَیْفَ نُصَرِّفُ الْاٰیَاتِ ثُمَّ هُمْ یَصْدِفُونَ

De ki: "Ne dersiniz, eğer Allah sizin kulağınızı ve gözlerinizi alır, kalplerinizi de mühürlerse, Allah'tan başka onu size (geri) getirecek ilah kimmiş?" Bak, biz âyetleri değişik biçimlerde nasıl açıklıyoruz, sonra onlar nasıl yüz çeviriyorlar?

En'âm 6/47 · bu âyete atıf yapan tefsir

قُلْ اَرَاَیْتَكُمْ اِنْ اَتٰیكُمْ عَذَابُ اللّٰهِ بَغْتَةً اَوْ جَهْرَةً هَلْ یُهْلَكُ اِلَّا الْقَوْمُ الظَّالِمُونَ

De ki: "Ne dersiniz, Allah'ın azabı size beklenmedik bir anda veya açıktan açığa gelse, zalimler toplumundan başkası mı helak edilecek?"

Bu âyet için hadis kaydı yok.

Yapay zekadan faydalanılmıştır. Hata olabilir. Lütfen hata varsa bildiriniz.

Hata Bildir

Bu âyette ne hatalı?