Kur’an çalışması
16

Nahl

النَّحْلِ

128 âyet iniş 70 cüz 14 sayfa 267

Önceki Sonraki
← Önceki Nahl 91 sayfa 277 · Diyanet tefsir grubu 91 Sonraki →

وَاَوْفُوا بِعَهْدِ اللّٰهِ اِذَا عَاهَدْتُمْ وَلَا تَنْقُضُوا الْاَیْمَانَ بَعْدَ تَوْكٖیدِهَا وَقَدْ جَعَلْتُمُ اللّٰهَ عَلَیْكُمْ كَفٖیلًاؕ اِنَّ اللّٰهَ یَعْلَمُ مَا تَفْعَلُونَ

Diyanet meali

Antlaşma yaptığınız zaman, Allah'a karşı verdiğiniz sözü yerine getirin. Allah'ı kendinize kefil kılarak pekiştirdikten sonra yeminlerinizi bozmayın. Şüphesiz Allah yaptıklarınızı bilir.

Kelime meali

وَاَوْفُوا Yerine getirin
بِعَهْدِ اللّٰهِ Allah’a verdiğiniz sözü
اِذَا عَاهَدْتُمْ Ahitleşme yaptığınızda
وَلَا تَنْقُضُوا Ve bozmayın
الْاَیْمَانَ Yeminleri
بَعْدَ تَوْكٖیدِهَا Onları pekiştirdikten sonra
وَقَدْ جَعَلْتُمُ Kıldığınız halde
اللّٰهَ Allah’ı
عَلَیْكُمْ Size
كَفٖیلًاؕ Ke l
اِنَّ اللّٰهَ Muhakkak ki Allah
یَعْلَمُ Bilir
مَا Ol şeyi ki
تَفْعَلُونَ Siz yapı- yorsunuz

Bir önceki âyette başta adalet olmak üzere temel buyruk ve yasakların ortaya konmasından sonra, adaletin bir gereği olan ahde vefâ ve yeminlere sadakat gösterilmesi emredilmektedir. “Allah’a verdiğiniz söz” konusunda “ashabın Hz. Peygamber’le yaptıkları biat, cihad, malî ibadetler, Allah adına yapılan yemin” gibi açıklamalar yapılmışsa da bunun her türlü meşrû vaadi kapsadığı yolundaki görüş en mâkul olanıdır. Bu vaadlerin, “Allah’a söz verme” şeklinde ifade edilmesi bunların ahlâk ve hukuk bakımından olduğu kadar dinî bakımdan da bağlayıcı olduğunu ve Allah katında sorumluluğu gerektirdiğini gösterir. Aynı şekilde yeminlerin bağlayıcılığı da önemle vurgulanmakta olup âyetin son cümlesi insanlara bu konulardaki sorumluluğu hatırlatan önemli bir uyarı anlamı taşımaktadır (Ayrıca bk. Mâide 5/89).

Kur'an Yolu Tefsiri Cilt: 3 Sayfa: 436

Kaynak: Diyanet Kur’an Yolu tefsiri (aynı tefsir grubu, tefsirdeki atıf veya ters atıf).

Mâide 5/89 · tefsir atıfı

لَا یُؤَاخِذُكُمُ اللّٰهُ بِاللَّغْوِ فٖٓی اَیْمَانِكُمْ وَلٰكِنْ یُؤَاخِذُكُمْ بِمَا عَقَّدْتُمُ الْاَیْمَانَۚ فَكَفَّارَتُهُٓ اِطْعَامُ عَشَرَةِ مَسَاكٖینَ مِنْ اَوْسَطِ مَا تُطْعِمُونَ اَهْلٖیكُمْ اَوْ كِسْوَتُهُمْ اَوْ تَحْرٖیرُ رَقَبَةٍؕ فَمَنْ لَمْ یَجِدْ فَصِیَامُ ثَلٰثَةِ اَیَّامٍؕ ذٰلِكَ كَفَّارَةُ اَیْمَانِكُمْ اِذَا حَلَفْتُمْؕ وَاحْفَظُٓوا اَیْمَانَكُمْؕ كَذٰلِكَ یُبَیِّنُ اللّٰهُ لَكُمْ اٰیَاتِهٖ لَعَلَّكُمْ تَشْكُرُونَ

Allah, boş bulunarak ettiğiniz yeminlerle sizi sorumlu tutmaz. Ama bile bile yaptığınız yeminlerle sizi sorumlu tutar. Bu durumda yeminin keffareti, ailenize yedirdiğinizin orta hallisinden on yoksulu doyurmak, yahut onları giydirmek ya da bir köle azat etmektir. Kim (bu imkanı) bulamazsa onun keffareti üç gün oruç tutmaktır. İşte yemin ettiğiniz vakit yeminlerinizin keffareti budur. Yeminlerinizi tutun. Allah size âyetlerini işte böyle açıklıyor ki şükredesiniz.

Bu âyet için hadis kaydı yok.

Yapay zekadan faydalanılmıştır. Hata olabilir. Lütfen hata varsa bildiriniz.

Hata Bildir

Bu âyette ne hatalı?