اِنَّ الَّذٖینَ كَفَرُوا وَمَاتُوا وَهُمْ كُفَّارٌ فَلَنْ یُقْبَلَ مِنْ اَحَدِهِمْ مِلْءُ الْاَرْضِ ذَهَبًا وَلَوِ افْتَدٰى بِهٖؕ اُو࣑لٰٓئِكَ لَهُمْ عَذَابٌ اَلٖیمٌ وَمَا لَهُمْ مِنْ نَاصِرٖینَࣖ
Diyanet meali
Şüphesiz inkar edip kafir olarak ölenler var ya, dünya dolusu altını fidye verseler bile bu, hiçbirisinden asla kabul edilmeyecektir. Onlar için elem dolu bir azap vardır. Onların hiçbir yardımcıları da yoktur.
Kelime meali
İnkâr edip kâfir olarak ölenlerin, fidye olarak (kendilerini kurtarmak için) dünya dolusu altın verecek olsalar dahi böyle bir talebin kabul edilmeyeceği bildirilmektedir. Âhirette dünya malı kalmamış olacağını, ayrıca altına ve harcanmasına da ihtiyaç duyulmayacağını dikkate alan müfessirler âyeti daha çok şu iki yaklaşımdan birine göre açıklamışlardır: a) Bu kimseler dünyada iken çok büyük hayırlar yapmış olsalar ve onların sevabını karşılık göstererek kendilerini kurtarmak isteseler bile bunun yararı olmayacaktır, çünkü inkâr üzere ölmeleri onların sevaplarını iptal etmiştir. b) Bu bir temsildir, burada kurtuluş için verebilecekleri ve bilfiil sahip oldukları bir karşılıktan söz edilmemekte, böyle bir imkânları olsaydı dahi şeklinde bir var sayıma göre âkıbetlerinin ne kadar kötü olacağı ve hiçbir kurtuluş çaresi bulamayacakları anlatılmaktadır (İbn Atıyye, I, 470-471; Râzî, VIII, 131-133; Âlûsî, III 351-356; Reşîd Rızâ, III, 370). Bu anlayıştan hareketle âyete şöyle mâna verilebilir: “… yeryüzünün bütün altınları bile onların fidyelerini karşılayamaz” (Muhammed Esed, I, 107).
Kur'an Yolu Tefsiri Cilt: 1 Sayfa: 628
Kaynak: Diyanet Kur’an Yolu tefsiri (aynı tefsir grubu, tefsirdeki atıf veya ters atıf).
Nisâ 4/17 · bu âyete atıf yapan tefsir
اِنَّمَا التَّوْبَةُ عَلَى اللّٰهِ لِلَّذٖینَ یَعْمَلُونَ السُّٓوءَ بِجَهَالَةٍ ثُمَّ یَتُوبُونَ مِنْ قَرٖیبٍ فَاُو࣑لٰٓئِكَ یَتُوبُ اللّٰهُ عَلَیْهِمْؕ وَكَانَ اللّٰهُ عَلٖیمًا حَكٖیمًا
Allah katında (makbul) tövbe, ancak bilmeyerek günah işleyip sonra çok geçmeden tövbe edenlerin tövbesidir. İşte Allah bunların tövbelerini kabul buyurur. Allah hakkıyla bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir.
Nisâ 4/18 · bu âyete atıf yapan tefsir
وَلَیْسَتِ التَّوْبَةُ لِلَّذٖینَ یَعْمَلُونَ السَّیِّـَٔاتِۚ حَتّٰٓى اِذَا حَضَرَ اَحَدَهُمُ الْمَوْتُ قَالَ اِنّٖی تُبْتُ الْـٰٔنَ وَلَا الَّذٖینَ یَمُوتُونَ وَهُمْ كُفَّارٌؕ اُو࣑لٰٓئِكَ اَعْتَدْنَا لَهُمْ عَذَابًا اَلٖیمًا
Yoksa, (makbul) tövbe, kötülükleri (günahları) yapıp yapıp da kendisine ölüm gelip çatınca, "İşte ben şimdi tövbe ettim" diyen kimseler ile kâfir olarak ölenlerinki değildir. Bunlar için ahirette elem dolu bir azap hazırlamışızdır.
Bu âyet için hadis kaydı yok.
Yapay zekadan faydalanılmıştır. Hata olabilir. Lütfen hata varsa bildiriniz.