Kur’an çalışması
10

Yûnus

يُونُسَ

109 âyet iniş 51 cüz 11 sayfa 208

Önceki Sonraki
← Önceki Yûnus 92 sayfa 219 · Diyanet tefsir grubu 90-93 Sonraki →

فَالْیَوْمَ نُنَجّٖیكَ بِبَدَنِكَ لِتَكُونَ لِمَنْ خَلْفَكَ اٰیَةًؕ وَاِنَّ كَثٖیرًا مِنَ النَّاسِ عَنْ اٰیَاتِنَا لَغَافِلُونَࣖ

Diyanet meali

Biz de bugün bedenini, arkandan geleceklere ibret olman için, kurtaracağız. Çünkü insanlardan birçoğu âyetlerimizden gerçekten habersizdir.

Kelime meali

فَالْیَوْمَ Bugün
نُنَجّٖیكَ Seni kurtarırız
بِبَدَنِكَ Bedeninle birlikte
لِتَكُونَ Olman için
لِمَنْ O kim- selere ki
خَلْفَكَ Senin ar- kandadır
اٰیَةًؕ Bir ayet/ ibret
وَاِنَّ كَثٖیرًا Muhakkak ki çoğu
مِنَ النَّاسِ İnsanların
عَنْ اٰیَاتِنَا Bizim ayetleri- mizden
لَغَافِلُونَࣖ Elbette ga llerdir

Diyanet bu metni 90-93 âyetleri için birlikte vermiştir.

İsrâiloğulları’nın ilâhî bir emir uyarınca Mısır’dan ayrılmaları zamanı gelmiş ve bu amaçla yola çıkmışlardı. Zalimliğinden ve inadından ödün vermek istemeyen Firavun ve adamları da hışımla onların peşine düşmüşlerdi. İşte bu sırada bir mûcize gerçekleşti: Deniz yarıldı, İsrâiloğulları Allah’ın yardımıyla denizin öteki yakasına geçmeyi başardılar, Firavun ve taraftarları ise boğuldular (bk. Bakara 2/50; A‘râf 7/136; Enfâl 8/54).

Boğulacağını anlayan Firavun’un o esnada iman sözcüklerini söylemiş olması, 91. âyetteki ifade ve diğer deliller ışığında geniş biçimde tartışılmış ve farklı kanaatler ileri sürülmüş olmakla birlikte, İslâm âlimlerinin çoğunluğu Firavun’un bu imanının geçerli olmadığı sonucuna ulaşmışlardır.

Mısır’da firavunların cesetleri mumyalanarak koruma altına alınıyordu. 92. âyetten Hz. Mûsâ’ya karşı direnen ve denizde boğulan bu Firavun’un cesedinin mumyalanmadığı halde korunmuş olduğu anlaşılmaktadır. Nitekim Cebelein mevkiinde, mumyalanmadığı halde hiç bozulmamış bir ceset bulunmuştur. British Museum’da muhafaza edilen bu cesedin en az 3000 yıllık olduğu tesbit edilmiştir (Firavun, Firavun’un boğulması, âyetteki “deniz” ile nerenin kastedildiği ve son andaki imanıyla ilgili görüşler hakkında bk. A‘râf 7/135-136; Ömer Faruk Harman, “Firavun”, DİA, XIII, 118-121).

93. âyette İsrâiloğulları’nın Firavun’un zulmünden kurtarıldıktan sonra seçkin, güzel ve emin bir yere yerleştirildikleri, nimetlerle donatıldıkları ve ancak ilim geldikten sonra ayrılığa düştükleri belirtilmektedir (bu yerin neresi olduğu hakkındaki görüşler için bk. A‘râf 7/137; “ilmin gelmesi” ve “ihtilâfa düşmeleri”nin anlamı hakkında bk. Âl-i İmrân 3/19).

Kur'an Yolu Tefsiri Cilt: 3 Sayfa: 135

Kaynak: Diyanet Kur’an Yolu tefsiri (aynı tefsir grubu, tefsirdeki atıf veya ters atıf).

Yûnus 10/90 · aynı tefsir grubu

وَجَاوَزْنَا بِبَنٖٓی اِسْرَٓایٖٔلَ الْبَحْرَ فَاَتْبَعَهُمْ فِرْعَوْنُ وَجُنُودُهُ بَغْیًا وَعَدْوًاؕ حَتّٰٓى اِذَٓا اَدْرَكَهُ الْغَرَقُۙ قَالَ اٰمَنْتُ اَنَّهُ لَٓا اِلٰهَ اِلَّا الَّذٖٓی اٰمَنَتْ بِهٖ بَنُٓوا اِسْرَٓایٖٔلَ وَاَنَا࣑ مِنَ الْمُسْلِمٖینَ

İsrailoğullarını denizden geçirdik. Firavun da, askerleriyle birlikte zulmetmek ve saldırmak üzere, derhal onları takibe koyuldu. Nihayet boğulmak üzere iken, "İsrailoğulları'nın iman ettiğinden başka hiçbir ilah olmadığına inandım. Ben de müslümanlardanım" dedi.

Yûnus 10/91 · aynı tefsir grubu

آٰلْــٰٔنَ وَقَدْ عَصَیْتَ قَبْلُ وَكُنْتَ مِنَ الْمُفْسِدٖینَ

Şimdi mi?! Oysa daha önce isyan etmiş ve bozgunculardan olmuştun.

Yûnus 10/93 · aynı tefsir grubu

وَلَقَدْ بَوَّاْنَا بَنٖٓی اِسْرَٓایٖٔلَ مُبَوَّاَ صِدْقٍ وَرَزَقْنَاهُمْ مِنَ الطَّیِّبَاتِۚ فَمَا اخْتَلَفُوا حَتّٰى جَٓاءَهُمُ الْعِلْمُؕ اِنَّ رَبَّكَ یَقْضٖی بَیْنَهُمْ یَوْمَ الْقِیٰمَةِ فٖیمَا كَانُوا فٖیهِ یَخْتَلِفُونَ

Andolsun, biz İsrailoğullarını çok güzel bir yurda yerleştirdik ve onlara temiz rızıklar verdik. Kendilerine bilgi gelinceye kadar ayrılığa düşmediler. Şüphesiz ki, ayrılığa düşmüş oldukları şeyler hakkında Rabbin kıyamet günü aralarında hükmünü verecektir.

Bakara 2/50 · tefsir atıfı

وَاِذْ فَرَقْنَا بِكُمُ الْبَحْرَ فَاَنْجَیْنَاكُمْ وَاَغْرَقْنَٓا اٰلَ فِرْعَوْنَ وَاَنْتُمْ تَنْظُرُونَ

Hani, sizin için denizi yarmış, sizi kurtarmış, gözlerinizin önünde Firavun ailesini suda boğmuştuk.

A'râf 7/136 · tefsir atıfı

فَانْتَقَمْنَا مِنْهُمْ فَاَغْرَقْنَاهُمْ فِی الْیَمِّ بِاَنَّهُمْ كَذَّبُوا بِاٰیَاتِنَا وَكَانُوا عَنْهَا غَافِلٖینَ

Bu yüzden onlardan intikam aldık. Âyetlerimizi yalanlamaları ve onları umursamamaları sebebiyle kendilerini denizde boğduk.

Enfâl 8/54 · tefsir atıfı

كَدَاْبِ اٰلِ فِرْعَوْنَۙ وَالَّذٖینَ مِنْ قَبْلِهِمْؕ كَذَّبُوا بِاٰیَاتِ رَبِّهِمْۚ فَاَهْلَكْنَاهُمْ بِذُنُوبِهِمْ وَاَغْرَقْنَٓا اٰلَ فِرْعَوْنَۚ وَكُلٌّ كَانُوا ظَالِمٖینَ

Bunların durumu, tıpkı Firavun ailesi ve onlardan öncekilerin durumu gibidir. Onlar Rablerinin âyetlerini yalanlamışlar, biz de onları günahları sebebiyle helak etmiştik ve Firavun ailesini de suda boğmuştuk. Hepsi de zalim kimselerdi.

A'râf 7/135 · tefsir atıfı

فَلَمَّا كَشَفْنَا عَنْهُمُ الرِّجْزَ اِلٰٓى اَجَلٍ هُمْ بَالِغُوهُ اِذَا هُمْ یَنْكُثُونَ

Fakat erişecekleri bir süreye kadar biz azabı üzerlerinden kaldırınca hemen yeminlerini bozarlar.

A'râf 7/137 · tefsir atıfı

وَاَوْرَثْنَا الْقَوْمَ الَّذٖینَ كَانُوا یُسْتَضْعَفُونَ مَشَارِقَ الْاَرْضِ وَمَغَارِبَهَا الَّتٖی بَارَكْنَا فٖیهَاؕ وَتَمَّتْ كَلِمَتُ رَبِّكَ الْحُسْنٰى عَلٰى بَنٖٓی اِسْرَٓایٖٔلَ بِمَا صَبَرُواؕ وَدَمَّرْنَا مَا كَانَ یَصْنَعُ فِرْعَوْنُ وَقَوْمُهُ وَمَا كَانُوا یَعْرِشُونَ

Hor görülüp ezilmekte olan kavmi (İsrailoğullarını), toprağına bolluk ve bereket verdiğimiz yerin doğu ve batı taraflarına mirasçı kıldık. Rabbinin İsrailoğullarına verdiği güzel söz, onların sabretmeleri karşılığında gerçekleşti. Firavun ve kavminin yaptıklarını ve (özenle kurup) yükselttiklerini yerle bir ettik.

Âl-i İmrân 3/19 · tefsir atıfı

اِنَّ الدّٖینَ عِنْدَ اللّٰهِ الْاِسْلَامُࣞ وَمَا اخْتَلَفَ الَّذٖینَ اُو࣒تُوا الْكِتَابَ اِلَّا مِنْ بَعْدِ مَا جَٓاءَهُمُ الْعِلْمُ بَغْیًا بَیْنَهُمْؕ وَمَنْ یَكْفُرْ بِاٰیَاتِ اللّٰهِ فَاِنَّ اللّٰهَ سَرٖیعُ الْحِسَابِ

Şüphesiz Allah katında din İslam'dır. Kitap verilmiş olanlar, kendilerine ilim geldikten sonra sırf, aralarındaki ihtiras ve aşırılık yüzünden ayrılığa düştüler. Kim Allah'ın âyetlerini inkar ederse, bilsin ki Allah hesabı çok çabuk görendir.

Zâriyât 51/38 · bu âyete atıf yapan tefsir

وَفٖی مُوسٰٓى اِذْ اَرْسَلْنَاهُ اِلٰى فِرْعَوْنَ بِسُلْطَانٍ مُبٖینٍ

Mûsâ kıssasında da ibret vardır. Hani biz onu açık bir delil ile Firavun'a göndermiştik.

Zâriyât 51/39 · bu âyete atıf yapan tefsir

فَتَوَلّٰى بِرُكْنِهٖ وَقَالَ سَاحِرٌ اَوْ مَجْنُونٌ

O ise kuvvetine güvenerek yüz çevirdi ve "Bu bir büyücü veya delidir" dedi.

Zâriyât 51/40 · bu âyete atıf yapan tefsir

فَاَخَذْنَاهُ وَجُنُودَهُ فَنَبَذْنَاهُمْ فِی الْیَمِّ وَهُوَ مُلٖیمٌؕ

Bunun üzerine biz de kendisini ve ordularını yakalayıp denize attık. O ise (pişman olmuş), kendini kınıyordu.

Bu âyet için hadis kaydı yok.

Yapay zekadan faydalanılmıştır. Hata olabilir. Lütfen hata varsa bildiriniz.

Hata Bildir

Bu âyette ne hatalı?