Kur’an çalışması
2

Bakara

الْبَقَرَةِ

286 âyet iniş 87 cüz 1 sayfa 2

Önceki Sonraki
← Önceki Bakara 97 sayfa 15 · Diyanet tefsir grubu 97-98 Sonraki →

قُلْ مَنْ كَانَ عَدُوًّا لِجِبْرٖیلَ فَاِنَّهُ نَزَّلَهُ عَلٰى قَلْبِكَ بِاِذْنِ اللّٰهِ مُصَدِّقًا لِمَا بَیْنَ یَدَیْهِ وَهُدًى وَبُشْرٰى لِلْمُؤْمِنٖینَ

Diyanet meali

De ki: "Her kim Cebrail'e düşman ise, bilsin ki o, Allah'ın izni ile Kur'an'ı; önceki kitapları doğrulayıcı, mü'minler için de bir hidayet rehberi ve müjde verici olarak senin kalbine indirmiştir."

Kelime meali

قُلْ De ki
مَنْ Her kim
كَانَ İse
عَدُوًّا Düşman
لِجِبْرٖیلَ Cibril’e
فَاِنَّهُ Muhak- kak o
نَزَّلَهُ Onu indirdi
عَلٰى قَلْبِكَ Senin kalbin üzerine
بِاِذْنِ اللّٰهِ Allah’ın izni ile
مُصَدِّقًا Doğrulayıcı olduğu halde
لِمَا بَیْنَ یَدَیْهِ Önünde bulunanları
وَهُدًى Ve de hidayet olduğu halde
وَبُشْرٰى Ve müjde olduğu halde
لِلْمُؤْمِنٖینَ Müminler için

Diyanet bu metni 97-98 âyetleri için birlikte vermiştir.

Cebrâil kelimesi İbrânîce veya Keldânîce’de “Tanrı’nın güçlü adamı” anlamına gelen Gabriel (Gavriel) isminin Arapçalaştırılmış şekli olup İslâm inançlarına göre ilâhî emirleri peygamber ve meleklere ulaştıran vahiy meleğinin adıdır. Kur’an-ı Kerîm’de Cibrîl, Rûhulkudüs, Rûhulemîn, Ruh ve Resul şeklinde beş değişik isimle anılır. Necm sûresinde (53/5-6) işaret edildiğine göre Cebrâil, karşı konulamayan müthiş bir güce ve kesin bilgilere sahiptir. Hz. Peygamber onu bir kere “açık ufuk”ta, bir kere de “sidretü’l-müntehâ”da aslî hüviyetiyle görmüştür. Cebrâil hadislerde de Hz. Peygamber’e vahiy getiren, Kur’an’ı öğreten ve değişik konularda hükümler bildiren, Resûl-i Ekrem’e, hatta bazan sahâbîlere insan şeklinde görünen bir melek olarak sık sık anılır. Medine’de Hz. Peygamber’in huzurunda oturduğu yer, daha sonra “makam-ı Cibrîl” diye anılmıştır. Özellikle ramazan aylarında geceleri Resûlullah’a gelerek daha önce nâzil olmuş âyetleri ay sonuna kadar bir defa baştan sona kadar onun ağzından dinlerdi (Buhârî, “Savm”, 7; Müsned, I, 288). İslâmî kaynaklara göre Cebrâil, Arş’ı taşıyan ve “mukarrebîn” diye anılan meleklerden olup nurdan yaratılmıştır. Makamı yedinci kat gökteki sidretü’l-müntehâdır. En son ölecek ve âhirette ilk diriltilecek varlıklardandır. Hz. Muhammed’den önceki peygamberlere de vahiy getirmiş ve başka bilgiler öğretmiş; yine onlara birçok konuda yardımcı ve destek olmuştur.

Mîkâil de İbrânîce’deki Mikhael’in Arap telaffuzundaki şekli olup büyük meleklerden birinin ismidir. Bu isim Kur’an’da sadece konumuz olan 98. âyette geçer. Bazı hadislerle diğer İslâmî kaynaklarda Mîkâil’in yağmur yağdırmak, bitki bitirmek gibi tabiat olaylarını düzenlemekle ve yaratıkların rızıklarını yönetmekle görevli olduğu belirtilir. Bir hadiste Hz. Peygamber’in, cehennemin bekçisi Mâlik ile Cebrâil ve Mîkâil’i rüyasında gördüğü (Buhârî, “Bed’ü’l-halk”, 7), başka bir hadiste de Mîkâil’in Hz. Peygamber’e Kur’an’ı yedi harfe göre okuttuğu ifade edilir (Müsned, III, 224).

Cebrâil’in Hz. Peygamber’e vahiy getirdiğini bildiren ve Medine yahudilerinin bu melek hakkındaki yanlış kanaatlerine işaret eden yukarıdaki âyetlerin iniş sebebiyle ilgili olarak müfessirlerin verdiği bilgilere göre Fedek yahudilerinden bir grup Hz. Peygamber’e gelerek, dört konuda soruları olduğunu, bunlara doğru cevaplar verirse müslüman olacaklarını ifade etmişlerdi. Üç sorunun cevabını bekledikleri gibi aldılar. Dördüncü soruları Hz. Peygamber’e vahiy getiren meleğin isminin ne olduğu idi. “Cebrâil” cevabını alınca yahudiler, “Cebrâil bizim düşmanımızdır; çünkü o savaş, kıtlık ve kuraklık meleğidir. Eğer sana vahiy getiren melek Mîkâil olsaydı iman ederdik; çünkü Mîkâil rahmet, bolluk ve yağmur meleğidir” dediler. Diğer bir rivayete göre Hz. Ömer yahudilere, Hz. Muhammed’i yalanlamak için böylesine çaba göstermelerinin sebebini sorduğunda, “Çünkü ona vahiy getiren Cebrâil bizim düşmanımızdır” demişlerdi. Bazı tefsirlerde, yahudilerin, Bâbil Kralı Buhtunnasr’ın (Nebukadnezzar) Kudüs’ü işgal edip (m. ö. 586) yahudi krallığına son vermesi sırasında Cebrâil’den yardım gördüğünü ileri sürerek bu yüzden onu kendilerine düşman bildikleri de kaydedilmektedir (bk. İbn Atıyye, I, 183). İşte yukarıdaki iki âyette, yahudilerin bu düşmanlıklarının yersiz ve haksız olduğuna işaret edilmektedir. Çünkü Cebrâil, daha önceki kitapları ve bu arada Tevrat’ı doğrulayan, inananlar için bir rehber ve mutluluk vesilesi olmak gibi yüce değerler taşıyan Kur’an’ı Hz. Peygamber’e getiren, âyetteki ifadesiyle onun kalbine indiren bir melektir; bu görevini de Allah’ın izniyle yapmıştır; yani sadece Allah’ın kendisine verdiği bir görevi ifa etmiş, Allah ile peygamberleri arasında bir elçilik yapmıştır. Şu halde bundan dolayı ona düşmanlık duygusu beslemek, gerçekte onun getirdiği vahye ve vahyi gönderene karşı düşmanlıktır. Bu sebeple 98. âyette, Cebrâil’e düşman olmanın bir bakıma Allah’a, peygamberlere ve diğer meleklere, bu arada yahudilerin çok sevdiklerini söyledikleri Mîkâil’e düşman olmak anlamına geleceğine işaret edilmekte; bu yüzden Allah’ın da bu kâfirlerin düşmanı olduğu belirtilmektedir.

Kur'an Yolu Tefsiri Cilt: 1 Sayfa: 161-163

Kaynak: Diyanet Kur’an Yolu tefsiri (aynı tefsir grubu, tefsirdeki atıf veya ters atıf).

Bakara 2/98 · aynı tefsir grubu

مَنْ كَانَ عَدُوًّا لِلّٰهِ وَمَلٰٓئِكَتِهٖ وَرُسُلِهٖ وَجِبْرٖیلَ وَمٖیكَالَ فَاِنَّ اللّٰهَ عَدُوٌّ لِلْكَافِرٖینَ

Her kim Allah'a, meleklerine, peygamberlerine, Cebrail'e ve Mîkâil'e düşman olursa bilsin ki, Allah da inkar edenlerin düşmanıdır.

Bakara 2/75 · bu âyete atıf yapan tefsir

اَفَتَطْمَعُونَ اَنْ یُؤْمِنُوا لَكُمْ وَقَدْ كَانَ فَرٖیقٌ مِنْهُمْ یَسْمَعُونَ كَلَامَ اللّٰهِ ثُمَّ یُحَرِّفُونَهُ مِنْ بَعْدِ مَا عَقَلُوهُ وَهُمْ یَعْلَمُونَ

Şimdi, bunların size inanacaklarını mı umuyorsunuz? Oysa içlerinden bir takımı, Allah'ın kelamını dinler, iyice anladıktan sonra, onu bile bile tahrif ederlerdi.

Mâide 5/46 · bu âyete atıf yapan tefsir

وَقَفَّیْنَا عَلٰٓى اٰثَارِهِمْ بِعٖیسَى ابْنِ مَرْیَمَ مُصَدِّقًا لِمَا بَیْنَ یَدَیْهِ مِنَ التَّوْرٰیةِࣕ وَاٰتَیْنَاهُ الْاِنْجٖیلَ فٖیهِ هُدًى وَنُورٌۙ وَمُصَدِّقًا لِمَا بَیْنَ یَدَیْهِ مِنَ التَّوْرٰیةِ وَهُدًى وَمَوْعِظَةً لِلْمُتَّقٖینَ

O peygamberlerin izleri üzere Meryemoğlu İsa'yı, önündeki Tevrat'ı doğrulayıcı olarak gönderdik. Ona, içerisinde hidayet ve nur bulunan, önündeki Tevrat'ı doğrulayan, Allah'a karşı gelmekten sakınanlar için doğru yola iletici ve bir öğüt olarak İncil'i verdik.

Nahl 16/102 · bu âyete atıf yapan tefsir

قُلْ نَزَّلَهُ رُوحُ الْقُدُسِ مِنْ رَبِّكَ بِالْحَقِّ لِیُثَبِّتَ الَّذٖینَ اٰمَنُوا وَهُدًى وَبُشْرٰى لِلْمُسْلِمٖینَ

Ey Muhammed! De ki: "Kur'an'ı, Ruhu'l-Kudüs (Cebrail) inananların inançlarını sağlamlaştırmak, müslümanlara doğru yolu göstermek ve onlara bir müjde olmak üzere hak olarak indirdi."

Şuarâ 26/192 · bu âyete atıf yapan tefsir

وَاِنَّهُ لَتَنْزٖیلُ رَبِّ الْعَالَمٖینَؕ

Şüphesiz bu Kur'an, âlemlerin Rabbi'nin indirmesidir.

Şuarâ 26/193 · bu âyete atıf yapan tefsir

نَزَلَ بِهِ الرُّوحُ الْاَمٖینُۙ

Uyarıcılardan olasın diye onu güvenilir Ruh (Cebrail) senin kalbine apaçık Arapça bir dil ile indirmiştir.

Şuarâ 26/194 · bu âyete atıf yapan tefsir

عَلٰى قَلْبِكَ لِتَكُونَ مِنَ الْمُنْذِرٖینَۙ

Uyarıcılardan olasın diye onu güvenilir Ruh (Cebrail) senin kalbine apaçık Arapça bir dil ile indirmiştir.

Şuarâ 26/195 · bu âyete atıf yapan tefsir

بِلِسَانٍ عَرَبِیٍّ مُبٖینٍؕ

Uyarıcılardan olasın diye onu güvenilir Ruh (Cebrail) senin kalbine apaçık Arapça bir dil ile indirmiştir.

Necm 53/5 · bu âyete atıf yapan tefsir

عَلَّمَهُ شَدٖیدُ الْقُوٰىۙ

(Kur'an'ı) ona, üstün güçlere sahip, muhteşem görünümlü (Cebrail) öğretti. O, en yüksek ufukta bulunuyorken (aslî sûretine girip) doğruldu.

Necm 53/6 · bu âyete atıf yapan tefsir

ذُومِرَّةٍؕ فَاسْتَوٰىۙ

(Kur'an'ı) ona, üstün güçlere sahip, muhteşem görünümlü (Cebrail) öğretti. O, en yüksek ufukta bulunuyorken (aslî sûretine girip) doğruldu.

Necm 53/7 · bu âyete atıf yapan tefsir

وَهُوَ بِالْاُفُقِ الْاَعْلٰىؕ

(Kur'an'ı) ona, üstün güçlere sahip, muhteşem görünümlü (Cebrail) öğretti. O, en yüksek ufukta bulunuyorken (aslî sûretine girip) doğruldu.

Necm 53/8 · bu âyete atıf yapan tefsir

ثُمَّ دَنَا فَتَدَلّٰىۙ

Sonra (ona) yaklaştı derken sarkıp daha da yakın oldu.

Necm 53/9 · bu âyete atıf yapan tefsir

فَكَانَ قَابَ قَوْسَیْنِ اَوْ اَدْنٰىۚ

(Peygambere olan mesafesi) iki yay aralığı kadar, yahut daha az oldu.

Necm 53/10 · bu âyete atıf yapan tefsir

فَاَوْحٰٓى اِلٰى عَبْدِهٖ مَٓا اَوْحٰىؕ

Böylece Allah kuluna vahyedeceğini vahyetti.

Necm 53/11 · bu âyete atıf yapan tefsir

مَا كَذَبَ الْفُؤَادُ مَا رَاٰى

Kalp, (gözün) gördüğünü yalanlamadı.

Necm 53/12 · bu âyete atıf yapan tefsir

اَفَتُمَارُونَهُ عَلٰى مَا یَرٰى

(Şimdi siz) gördüğü şey hakkında onunla tartışıyor musunuz?

Necm 53/13 · bu âyete atıf yapan tefsir

وَلَقَدْ رَاٰهُ نَزْلَةً اُخْرٰىۙ

Andolsun ki, o, Cebrail'i bir başka inişte daha (aslî suretiyle) görmüştü.

Necm 53/14 · bu âyete atıf yapan tefsir

عِنْدَ سِدْرَةِ الْمُنْتَهٰى

Sidretü'l Müntehâ'nın yanında.

Necm 53/15 · bu âyete atıf yapan tefsir

عِنْدَهَا جَنَّةُ الْمَاْوٰىؕ

Me'va cenneti onun (Sidre'nin) yanındadır.

Necm 53/16 · bu âyete atıf yapan tefsir

اِذْ یَغْشَى السِّدْرَةَ مَا یَغْشٰىۙ

O zaman Sidre'yi kaplayan kaplamıştı.

Aşağıdaki cümleler Diyanet tefsir metninden alınmıştır.

Özellikle ramazan aylarında geceleri Resûlullah'a gelerek daha önce nâzil olmuş âyetleri ay sonuna kadar bir defa baştan sona kadar onun ağzından dinlerdi (Buhârî, “Savm”, 7;

Peygamber'in, cehennemin bekçisi Mâlik ile Cebrâil ve Mîkâil'i rüyasında gördüğü (Buhârî, “Bed'ü'l-halk”, 7) , başka bir hadiste de Mîkâil'in Hz.

Yapay zekadan faydalanılmıştır. Hata olabilir. Lütfen hata varsa bildiriniz.

Hata Bildir

Bu âyette ne hatalı?