Yûnus 1 · sayfa 208
الٓـرٰࣞ تِلْكَ اٰیَاتُ الْكِتَابِ الْحَكٖیمِ
Elif, Lâm, Râ. Bunlar hikmet dolu Kitab'ın âyetleridir.
يُونُسَ
Okuma 1 / 8 Sonraki
Yûnus 1 · sayfa 208
الٓـرٰࣞ تِلْكَ اٰیَاتُ الْكِتَابِ الْحَكٖیمِ
Elif, Lâm, Râ. Bunlar hikmet dolu Kitab'ın âyetleridir.
Yûnus 2 · sayfa 208
اَكَانَ لِلنَّاسِ عَجَبًا اَنْ اَوْحَیْنَٓا اِلٰى رَجُلٍ مِنْهُمْ اَنْ اَنْذِرِ النَّاسَ وَبَشِّرِ الَّذٖینَ اٰمَنُٓوا اَنَّ لَهُمْ قَدَمَ صِدْقٍ عِنْدَ رَبِّهِمْؕ قَالَ الْكَافِرُونَ اِنَّ هٰذَا لَسَاحِرٌ مُبٖینٌ
İçlerinden bir adama, insanları uyar ve iman edenlere, Rableri katında kendileri için bir doğruluk makamı bulunduğunu müjdele diye vahyetmemiz, insanlar için şaşılacak bir şey mi oldu ki o kâfirler, "Bu elbette apaçık bir sihirbazdır" dediler?
Yûnus 3 · sayfa 208
اِنَّ رَبَّكُمُ اللّٰهُ الَّذٖی خَلَقَ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضَ فٖی سِتَّةِ اَیَّامٍ ثُمَّ اسْتَوٰى عَلَى الْعَرْشِ یُدَبِّرُ الْاَمْرَؕ مَا مِنْ شَفٖیعٍ اِلَّا مِنْ بَعْدِ اِذْنِهٖؕ ذٰلِكُمُ اللّٰهُ رَبُّكُمْ فَاعْبُدُوهُؕ اَفَلَا تَذَكَّرُونَ
Şüphesiz ki Rabbiniz, gökleri ve yeri altı gün içinde (altı evrede) yaratan, sonra da Arş'a kurulup işleri yerli yerince düzene koyan Allah'tır. O'nun izni olmaksızın, hiç kimse şefaatçı olamaz. İşte o, Rabbiniz Allah'tır. O halde O'na kulluk edin. Hâlâ düşünmüyor musunuz?
Yûnus 4 · sayfa 208
اِلَیْهِ مَرْجِعُكُمْ جَمٖیعًاؕ وَعْدَ اللّٰهِ حَقًّاؕ اِنَّهُ یَبْدَؤُا الْخَلْقَ ثُمَّ یُعٖیدُهُ لِیَجْزِیَ الَّذٖینَ اٰمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ بِالْقِسْطِؕ وَالَّذٖینَ كَفَرُوا لَهُمْ شَرَابٌ مِنْ حَمٖیمٍ وَعَذَابٌ اَلٖیمٌ بِمَا كَانُوا یَكْفُرُونَ
Hepinizin dönüşü ancak O'nadır. Allah bunu bir gerçek olarak vadetmiştir. Şüphesiz O başlangıçta yaratmayı yapar sonra, iman edip salih ameller işleyenleri adaletle mükafatlandırmak için onu (yaratmayı) tekrar eder. Kafirlere gelince, inkar etmekte olduklarından dolayı, onlar için kaynar sudan bir içki ve elem dolu bir azap vardır.
Yûnus 5 · sayfa 208
هُوَ الَّذٖی جَعَلَ الشَّمْسَ ضِیَٓاءً وَالْقَمَرَ نُورًا وَقَدَّرَهُ مَنَازِلَ لِتَعْلَمُوا عَدَدَ السِّنٖینَ وَالْحِسَابَؕ مَا خَلَقَ اللّٰهُ ذٰلِكَ اِلَّا بِالْحَقِّؕ یُفَصِّلُ الْاٰیَاتِ لِقَوْمٍ یَعْلَمُونَ
O, güneşi bir ışık (kaynağı), ayı da (geceleyin) bir aydınlık (kaynağı) kılan, yılların sayısını ve hesabı bilmeniz için ona menziller takdir edendir. Allah bunları (boş yere değil) ancak gerçek ile (hikmeti gereğince) yaratmıştır. O, âyetlerini, bilen bir topluma ayrı ayrı açıklamaktadır.
Yûnus 6 · sayfa 208
اِنَّ فِی اخْتِلَافِ الَّیْلِ وَالنَّهَارِ وَمَا خَلَقَ اللّٰهُ فِی السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِ لَاٰیَاتٍ لِقَوْمٍ یَتَّقُونَ
Şüphesiz gece ve gündüzün ardarda değişmesinde, Allah'ın göklerde ve yeryüzünde yarattığı şeylerde, Allah'a karşı gelmekten sakınan bir toplum için pek çok deliller vardır
Yûnus 7 · sayfa 209
اِنَّ الَّذٖینَ لَا یَرْجُونَ لِقَٓاءَنَا وَرَضُوا بِالْحَیٰوةِ الدُّنْیَا وَاطْمَاَنُّوا بِهَا وَالَّذٖینَ هُمْ عَنْ اٰیَاتِنَا غَافِلُونَۙ
Şüphesiz bize kavuşacağını ummayan ve dünya hayatına razı olup onunla yetinerek tatmin olan kimseler ile âyetlerimizden gafil olanlar var ya işte onların kazanmakta oldukları günahlar yüzünden, varacakları yer ateştir.
Yûnus 8 · sayfa 209
اُو࣑لٰٓئِكَ مَاْوٰیهُمُ النَّارُ بِمَا كَانُوا یَكْسِبُونَ
Şüphesiz bize kavuşacağını ummayan ve dünya hayatına razı olup onunla yetinerek tatmin olan kimseler ile âyetlerimizden gafil olanlar var ya işte onların kazanmakta oldukları günahlar yüzünden, varacakları yer ateştir.
Yûnus 9 · sayfa 209
اِنَّ الَّذٖینَ اٰمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ یَهْدٖیهِمْ رَبُّهُمْ بِاٖیمَانِهِمْۚ تَجْرٖی مِنْ تَحْتِهِمُ الْاَنْهَارُ فٖی جَنَّاتِ النَّعٖیمِ
(Fakat) iman edip salih ameller işleyenlere gelince, Rableri onları imanları sebebiyle, hidayete erdirir. Nimetlerle dolu cennetlerde altlarından ırmaklar akar.
Yûnus 10 · sayfa 209
دَعْوٰیهُمْ فٖیهَا سُبْحَانَكَ اللّٰهُمَّ وَتَحِیَّتُهُمْ فٖیهَا سَلَامٌۚ وَاٰخِرُ دَعْوٰیهُمْ اَنِ الْحَمْدُ لِلّٰهِ رَبِّ الْعَالَمٖینَࣖ
Bunların oradaki duaları, "Seni eksikliklerden uzak tutarız Allah'ım!", aralarındaki esenlik dilekleri, "selâm"; dualarının sonu ise, "Hamd âlemlerin Rabbi Allah'a mahsustur" sözleridir.
Yûnus 11 · sayfa 209
وَلَوْ یُعَجِّلُ اللّٰهُ لِلنَّاسِ الشَّرَّ اسْتِعْجَالَهُمْ بِالْخَیْرِ لَقُضِیَ اِلَیْهِمْ اَجَلُهُمْؕ فَنَذَرُ الَّذٖینَ لَا یَرْجُونَ لِقَٓاءَنَا فٖی طُغْیَانِهِمْ یَعْمَهُونَ
Eğer Allah insanlara, onların hemen hayra kavuşmayı istedikleri gibi, şerri de acele verseydi, elbette onların ecellerine hükmolunurdu. İşte biz, bize kavuşmayı ummayanları, kendi azgınlıkları içinde bocalar halde bırakırız.
Yûnus 12 · sayfa 209
وَاِذَا مَسَّ الْاِنْسَانَ الضُّرُّ دَعَانَا لِجَنْبِهٖٓ اَوْ قَاعِدًا اَوْ قَٓائِمًاۚ فَلَمَّا كَشَفْنَا عَنْهُ ضُرَّهُ مَرَّ كَاَنْ لَمْ یَدْعُنَٓا اِلٰى ضُرٍّ مَسَّهُؕ كَذٰلِكَ زُیِّنَ لِلْمُسْرِفٖینَ مَا كَانُوا یَعْمَلُونَ
İnsana bir sıkıntı dokundu mu, gerek yan üstü yatarken, gerek otururken, gerekse ayakta iken (her halinde bu sıkıntıdan kurtulmak için) bize dua eder. Ama biz onun bu sıkıntısını ondan kaldırdık mı, sanki kendisine dokunan bir sıkıntı için bize hiç yalvarmamış gibi geçer gider. İşte o haddi aşanlara, yapmakta oldukları şeyler, böylece süslenmiş (hoş gösterilmiş)tir.
Yûnus 13 · sayfa 209
وَلَقَدْ اَهْلَكْنَا الْقُرُونَ مِنْ قَبْلِكُمْ لَمَّا ظَلَمُواۙ وَجَٓاءَتْهُمْ رُسُلُهُمْ بِالْبَیِّنَاتِ وَمَا كَانُوا لِیُؤْمِنُواؕ كَذٰلِكَ نَجْزِی الْقَوْمَ الْمُجْرِمٖینَ
Andolsun, sizden önceki nice nesilleri peygamberleri, kendilerine apaçık deliller getirdikleri halde (yalanlayıp) zulmettikleri vakit helâk ettik. Onlar zaten inanacak değillerdi. İşte biz suçlu toplumu böyle cezalandırırız.
Yûnus 14 · sayfa 209
ثُمَّ جَعَلْنَاكُمْ خَلَٓائِفَ فِی الْاَرْضِ مِنْ بَعْدِهِمْ لِنَنْظُرَ كَیْفَ تَعْمَلُونَ
Sonra, nasıl davranacağınızı görelim diye, onların ardından yeryüzünde sizi onların yerine getirdik.
Yûnus 15 · sayfa 210
وَاِذَا تُتْلٰى عَلَیْهِمْ اٰیَاتُنَا بَیِّنَاتٍۙ قَالَ الَّذٖینَ لَا یَرْجُونَ لِقَٓاءَنَا ائْتِ بِقُرْاٰنٍ غَیْرِ هٰذَٓا اَوْ بَدِّلْهُؕ قُلْ مَا یَكُونُ لٖٓی اَنْ اُبَدِّلَهُ مِنْ تِلْقَٓائِ࣑ نَفْسٖیۚ اِنْ اَتَّبِعُ اِلَّا مَا یُوحٰٓى اِلَیَّۚ اِنّٖٓی اَخَافُ اِنْ عَصَیْتُ رَبّٖی عَذَابَ یَوْمٍ عَظٖیمٍ
Âyetlerimiz kendilerine apaçık birer delil olarak okunduğunda, (öldükten sonra) bize kavuşmayı ummayanlar, "Ya (bize) bundan başka bir Kur'an getir veya onu değiştir" dediler. De ki: "Onu kendiliğimden değiştirmem benim için olacak şey değildir. Ben ancak bana vahyolunana uyarım. Eğer Rabbime isyan edecek olursam, elbette büyük bir günün azabından korkarım."