Yûsuf 1 · sayfa 235
الٓـرٰࣞ تِلْكَ اٰیَاتُ الْكِتَابِ الْمُبٖینِࣞ
Elif Lâm Râ. Bunlar, apaçık Kitabın âyetleridir.
يُوسُفَ
Okuma 1 / 8 Sonraki
Yûsuf 1 · sayfa 235
الٓـرٰࣞ تِلْكَ اٰیَاتُ الْكِتَابِ الْمُبٖینِࣞ
Elif Lâm Râ. Bunlar, apaçık Kitabın âyetleridir.
Yûsuf 2 · sayfa 235
اِنَّٓا اَنْزَلْنَاهُ قُرْءٰنًا عَرَبِیًّا لَعَلَّكُمْ تَعْقِلُونَ
Biz onu, akıl erdiresiniz diye Arapça bir Kur'an olarak indirdik.
Yûsuf 3 · sayfa 235
نَحْنُ نَقُصُّ عَلَیْكَ اَحْسَنَ الْقَصَصِ بِمَٓا اَوْحَیْنَٓا اِلَیْكَ هٰذَا الْقُرْاٰنَࣗ وَاِنْ كُنْتَ مِنْ قَبْلِهٖ لَمِنَ الْغَافِلٖینَ
Sana bu Kur'an'ı vahyetmekle kıssaların en güzelini anlatıyoruz. Halbuki daha önce sen bunlardan habersiz idin.
Yûsuf 4 · sayfa 235
اِذْ قَالَ یُوسُفُ لِاَبٖیهِ یَٓا اَبَتِ اِنّٖی رَاَیْتُ اَحَدَ عَشَرَ كَوْكَبًا وَالشَّمْسَ وَالْقَمَرَ رَاَیْتُهُمْ لٖی سَاجِدٖینَ
Hani Yûsuf babasına, "Babacığım! Gerçekten ben (rüyada) on bir yıldız, güneşi ve ayı gördüm. Gördüm ki onlar bana boyun eğiyorlardı" demişti.
Yûsuf 5 · sayfa 236
قَالَ یَا بُنَیَّ لَا تَقْصُصْ رُءْیَاكَ عَلٰٓى اِخْوَتِكَ فَیَكٖیدُوا لَكَ كَیْدًاؕ اِنَّ الشَّیْطَانَ لِلْاِنْسَانِ عَدُوٌّ مُبٖینٌ
Babası, şöyle dedi: "Yavrucuğum! Rüyanı kardeşlerine anlatma. Yoksa, sana tuzak kurarlar. Çünkü şeytan, insanın apaçık düşmanıdır."
Yûsuf 6 · sayfa 236
وَكَذٰلِكَ یَجْتَبٖیكَ رَبُّكَ وَیُعَلِّمُكَ مِنْ تَاْوٖیلِ الْاَحَادٖیثِ وَیُتِمُّ نِعْمَتَهُ عَلَیْكَ وَعَلٰٓى اٰلِ یَعْقُوبَ كَمَٓا اَتَمَّهَا عَلٰٓى اَبَوَیْكَ مِنْ قَبْلُ اِبْرٰهٖیمَ وَاِسْحٰقَؕ اِنَّ رَبَّكَ عَلٖیمٌ حَكٖیمٌࣖ
"İşte Rabbin seni böylece seçecek, sana (rüyada görülen) olayların yorumunu öğretecek ve daha önce ataların İbrahim ve İshak'a nimetlerini tamamladığı gibi sana ve Yakub soyuna da tamamlayacaktır. Şüphesiz Rabbin hakkıyla bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir."
Yûsuf 7 · sayfa 236
لَقَدْ كَانَ فٖی یُوسُفَ وَاِخْوَتِهٖٓ اٰیَاتٌ لِلسَّٓائِلٖینَ
Andolsun, Yûsuf ve kardeşlerinde (hakikati arayıp) soranlar için ibretler vardır.
Yûsuf 8 · sayfa 236
اِذْ قَالُوا لَیُوسُفُ وَاَخُوهُ اَحَبُّ اِلٰٓى اَبٖینَا مِنَّا وَنَحْنُ عُصْبَةٌؕ اِنَّ اَبَانَا لَفٖی ضَلَالٍ مُبٖینٍۚ
Kardeşleri dediler ki: "Biz güçlü bir topluluk olduğumuz halde Yûsuf ve kardeşi (Bünyamin) babamıza bizden daha sevgilidir. Doğrusu babamız açık bir yanılgı içindedir."
Yûsuf 9 · sayfa 236
اُقْتُلُوا یُوسُفَ اَوِ اطْرَحُوهُ اَرْضًا یَخْلُ لَكُمْ وَجْهُ اَبٖیكُمْ وَتَكُونُوا مِنْ بَعْدِهٖ قَوْمًا صَالِحٖینَ
"Yûsuf'u öldürün veya onu bir yere atın ki babanız sadece size yönelsin. Ondan sonra (tövbe edip) salih kimseler olursunuz."
Yûsuf 10 · sayfa 236
قَالَ قَٓائِلٌ مِنْهُمْ لَا تَقْتُلُوا یُوسُفَ وَاَلْقُوهُ فٖی غَیَابَتِ الْجُبِّ یَلْتَقِطْهُ بَعْضُ السَّیَّارَةِ اِنْ كُنْتُمْ فَاعِلٖینَ
Onlardan bir sözcü, "Yûsuf'u öldürmeyin, onu bir kuyunun dibine bırakın ki geçen kervanlardan biri onu bulup alsın. Eğer yapacaksanız böyle yapın" dedi.
Yûsuf 11 · sayfa 236
قَالُوا یَٓا اَبَانَا مَا لَكَ لَا تَاْمَنَّ۫ا عَلٰى یُوسُفَ وَاِنَّا لَهُ لَنَاصِحُونَ
Babalarına şöyle dediler: "Ey babamız! Yûsuf hakkında bize neden güvenmiyorsun? Halbuki biz onun iyiliğini isteyen kişileriz."
Yûsuf 12 · sayfa 236
اَرْسِلْهُ مَعَنَا غَدًا یَرْتَعْ وَیَلْعَبْ وَاِنَّا لَهُ لَحَافِظُونَ
"Yarın onu bizimle beraber gönder de gezip oynasın. Şüphesiz biz onu koruruz."
Yûsuf 13 · sayfa 236
قَالَ اِنّٖی لَیَحْزُنُنٖٓی اَنْ تَذْهَبُوا بِهٖ وَاَخَافُ اَنْ یَاْكُلَهُ الذِّئْبُ وَاَنْتُمْ عَنْهُ غَافِلُونَ
Babaları "Doğrusu onu götürmeniz beni üzer, siz ondan habersiz iken onu kurt yer diye korkuyorum."
Yûsuf 14 · sayfa 236
قَالُوا لَئِنْ اَكَلَهُ الذِّئْبُ وَنَحْنُ عُصْبَةٌ اِنَّٓا اِذًا لَخَاسِرُونَ
Onlar da, "Andolsun biz kuvvetli bir topluluk iken onu kurt yerse (o takdirde) biz gerçekten hüsrana uğramış oluruz" dediler.
Yûsuf 15 · sayfa 237
فَلَمَّا ذَهَبُوا بِهٖ وَاَجْمَعُٓوا اَنْ یَجْعَلُوهُ فٖی غَیَابَتِ الْجُبِّۚ وَاَوْحَیْنَٓا اِلَیْهِ لَتُنَبِّئَنَّهُمْ بِاَمْرِهِمْ هٰذَا وَهُمْ لَا یَشْعُرُونَ
Yûsuf'u götürüp kuyunun dibine bırakmaya karar verdikleri zaman biz de O'na, "Andolsun, (senin Yûsuf olduğunun) farkında değillerken onların bu işlerini sen kendilerine haber vereceksin" diye vahyettik.