Kur’an çalışması
12

Yûsuf

يُوسُفَ

111 âyet iniş 53 cüz 12 sayfa 235

Okuma 1 / 8 Sonraki

Yûsuf 1 · sayfa 235

الٓـرٰࣞ تِلْكَ اٰیَاتُ الْكِتَابِ الْمُبٖینِࣞ

Elif Lâm Râ. Bunlar, apaçık Kitabın âyetleridir.

Çalışmaya geç

Yûsuf 2 · sayfa 235

اِنَّٓا اَنْزَلْنَاهُ قُرْءٰنًا عَرَبِیًّا لَعَلَّكُمْ تَعْقِلُونَ

Biz onu, akıl erdiresiniz diye Arapça bir Kur'an olarak indirdik.

Çalışmaya geç

Yûsuf 3 · sayfa 235

نَحْنُ نَقُصُّ عَلَیْكَ اَحْسَنَ الْقَصَصِ بِمَٓا اَوْحَیْنَٓا اِلَیْكَ هٰذَا الْقُرْاٰنَࣗ وَاِنْ كُنْتَ مِنْ قَبْلِهٖ لَمِنَ الْغَافِلٖینَ

Sana bu Kur'an'ı vahyetmekle kıssaların en güzelini anlatıyoruz. Halbuki daha önce sen bunlardan habersiz idin.

Çalışmaya geç

Yûsuf 4 · sayfa 235

اِذْ قَالَ یُوسُفُ لِاَبٖیهِ یَٓا اَبَتِ اِنّٖی رَاَیْتُ اَحَدَ عَشَرَ كَوْكَبًا وَالشَّمْسَ وَالْقَمَرَ رَاَیْتُهُمْ لٖی سَاجِدٖینَ

Hani Yûsuf babasına, "Babacığım! Gerçekten ben (rüyada) on bir yıldız, güneşi ve ayı gördüm. Gördüm ki onlar bana boyun eğiyorlardı" demişti.

Çalışmaya geç

Yûsuf 5 · sayfa 236

قَالَ یَا بُنَیَّ لَا تَقْصُصْ رُءْیَاكَ عَلٰٓى اِخْوَتِكَ فَیَكٖیدُوا لَكَ كَیْدًاؕ اِنَّ الشَّیْطَانَ لِلْاِنْسَانِ عَدُوٌّ مُبٖینٌ

Babası, şöyle dedi: "Yavrucuğum! Rüyanı kardeşlerine anlatma. Yoksa, sana tuzak kurarlar. Çünkü şeytan, insanın apaçık düşmanıdır."

Çalışmaya geç

Yûsuf 6 · sayfa 236

وَكَذٰلِكَ یَجْتَبٖیكَ رَبُّكَ وَیُعَلِّمُكَ مِنْ تَاْوٖیلِ الْاَحَادٖیثِ وَیُتِمُّ نِعْمَتَهُ عَلَیْكَ وَعَلٰٓى اٰلِ یَعْقُوبَ كَمَٓا اَتَمَّهَا عَلٰٓى اَبَوَیْكَ مِنْ قَبْلُ اِبْرٰهٖیمَ وَاِسْحٰقَؕ اِنَّ رَبَّكَ عَلٖیمٌ حَكٖیمٌࣖ

"İşte Rabbin seni böylece seçecek, sana (rüyada görülen) olayların yorumunu öğretecek ve daha önce ataların İbrahim ve İshak'a nimetlerini tamamladığı gibi sana ve Yakub soyuna da tamamlayacaktır. Şüphesiz Rabbin hakkıyla bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir."

Çalışmaya geç

Yûsuf 7 · sayfa 236

لَقَدْ كَانَ فٖی یُوسُفَ وَاِخْوَتِهٖٓ اٰیَاتٌ لِلسَّٓائِلٖینَ

Andolsun, Yûsuf ve kardeşlerinde (hakikati arayıp) soranlar için ibretler vardır.

Çalışmaya geç

Yûsuf 8 · sayfa 236

اِذْ قَالُوا لَیُوسُفُ وَاَخُوهُ اَحَبُّ اِلٰٓى اَبٖینَا مِنَّا وَنَحْنُ عُصْبَةٌؕ اِنَّ اَبَانَا لَفٖی ضَلَالٍ مُبٖینٍۚ

Kardeşleri dediler ki: "Biz güçlü bir topluluk olduğumuz halde Yûsuf ve kardeşi (Bünyamin) babamıza bizden daha sevgilidir. Doğrusu babamız açık bir yanılgı içindedir."

Çalışmaya geç

Yûsuf 9 · sayfa 236

اُقْتُلُوا یُوسُفَ اَوِ اطْرَحُوهُ اَرْضًا یَخْلُ لَكُمْ وَجْهُ اَبٖیكُمْ وَتَكُونُوا مِنْ بَعْدِهٖ قَوْمًا صَالِحٖینَ

"Yûsuf'u öldürün veya onu bir yere atın ki babanız sadece size yönelsin. Ondan sonra (tövbe edip) salih kimseler olursunuz."

Çalışmaya geç

Yûsuf 10 · sayfa 236

قَالَ قَٓائِلٌ مِنْهُمْ لَا تَقْتُلُوا یُوسُفَ وَاَلْقُوهُ فٖی غَیَابَتِ الْجُبِّ یَلْتَقِطْهُ بَعْضُ السَّیَّارَةِ اِنْ كُنْتُمْ فَاعِلٖینَ

Onlardan bir sözcü, "Yûsuf'u öldürmeyin, onu bir kuyunun dibine bırakın ki geçen kervanlardan biri onu bulup alsın. Eğer yapacaksanız böyle yapın" dedi.

Çalışmaya geç

Yûsuf 11 · sayfa 236

قَالُوا یَٓا اَبَانَا مَا لَكَ لَا تَاْمَنَّ۫ا عَلٰى یُوسُفَ وَاِنَّا لَهُ لَنَاصِحُونَ

Babalarına şöyle dediler: "Ey babamız! Yûsuf hakkında bize neden güvenmiyorsun? Halbuki biz onun iyiliğini isteyen kişileriz."

Çalışmaya geç

Yûsuf 12 · sayfa 236

اَرْسِلْهُ مَعَنَا غَدًا یَرْتَعْ وَیَلْعَبْ وَاِنَّا لَهُ لَحَافِظُونَ

"Yarın onu bizimle beraber gönder de gezip oynasın. Şüphesiz biz onu koruruz."

Çalışmaya geç

Yûsuf 13 · sayfa 236

قَالَ اِنّٖی لَیَحْزُنُنٖٓی اَنْ تَذْهَبُوا بِهٖ وَاَخَافُ اَنْ یَاْكُلَهُ الذِّئْبُ وَاَنْتُمْ عَنْهُ غَافِلُونَ

Babaları "Doğrusu onu götürmeniz beni üzer, siz ondan habersiz iken onu kurt yer diye korkuyorum."

Çalışmaya geç

Yûsuf 14 · sayfa 236

قَالُوا لَئِنْ اَكَلَهُ الذِّئْبُ وَنَحْنُ عُصْبَةٌ اِنَّٓا اِذًا لَخَاسِرُونَ

Onlar da, "Andolsun biz kuvvetli bir topluluk iken onu kurt yerse (o takdirde) biz gerçekten hüsrana uğramış oluruz" dediler.

Çalışmaya geç

Yûsuf 15 · sayfa 237

فَلَمَّا ذَهَبُوا بِهٖ وَاَجْمَعُٓوا اَنْ یَجْعَلُوهُ فٖی غَیَابَتِ الْجُبِّۚ وَاَوْحَیْنَٓا اِلَیْهِ لَتُنَبِّئَنَّهُمْ بِاَمْرِهِمْ هٰذَا وَهُمْ لَا یَشْعُرُونَ

Yûsuf'u götürüp kuyunun dibine bırakmaya karar verdikleri zaman biz de O'na, "Andolsun, (senin Yûsuf olduğunun) farkında değillerken onların bu işlerini sen kendilerine haber vereceksin" diye vahyettik.

Çalışmaya geç