Kur’an çalışması
34

Sebe'

سَبَأٍ

54 âyet iniş 58 cüz 22 sayfa 428

Okuma 1 / 4 Sonraki

Sebe' 1 · sayfa 428

اَلْحَمْدُ لِلّٰهِ الَّذٖی لَهُ مَا فِی السَّمٰوَاتِ وَمَا فِی الْاَرْضِ وَلَهُ الْحَمْدُ فِی الْاٰخِرَةِؕ وَهُوَ الْحَكٖیمُ الْخَبٖیرُ

Hamd, göklerdeki ve yerdeki her şey kendisinin olan Allah'a mahsustur. Hamd ahirette de O'na mahsustur. O, hüküm ve hikmet sahibidir, (her şeyden) hakkıyla haberdardır.

Çalışmaya geç

Sebe' 2 · sayfa 428

یَعْلَمُ مَا یَلِجُ فِی الْاَرْضِ وَمَا یَخْرُجُ مِنْهَا وَمَا یَنْزِلُ مِنَ السَّمَٓاءِ وَمَا یَعْرُجُ فٖیهَاؕ وَهُوَ الرَّحٖیمُ الْغَفُورُ

Allah, yere gireni, yerden çıkanı; gökten ineni ve oraya yükseleni bilir. O, çok merhamet edicidir, çok bağışlayıcıdır.

Çalışmaya geç

Sebe' 3 · sayfa 428

وَقَالَ الَّذٖینَ كَفَرُوا لَا تَاْتٖینَا السَّاعَةُؕ قُلْ بَلٰى وَرَبّٖی لَتَاْتِیَنَّكُمْ عَالِمِ الْغَیْبِۚ لَا یَعْزُبُ عَنْهُ مِثْقَالُ ذَرَّةٍ فِی السَّمٰوَاتِ وَلَا فِی الْاَرْضِ وَلَٓا اَصْغَرُ مِنْ ذٰلِكَ وَلَٓا اَكْبَرُ اِلَّا فٖی كِتَابٍ مُبٖینٍۙ

İnkar edenler, "Kıyamet bize gelmeyecektir" dediler. De ki: "Hayır, öyle değil, gaybı bilen Rabbime andolsun ki, Kıyamet size mutlaka gelecektir. Ne göklerde ve ne de yerde zerre ağırlığında bir şey bile ondan gizli kalmaz. Bundan daha küçük ve daha büyük ne varsa hepsi apaçık bir kitaptadır."

Çalışmaya geç

Sebe' 4 · sayfa 428

لِیَجْزِیَ الَّذٖینَ اٰمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِؕ اُو࣑لٰٓئِكَ لَهُمْ مَغْفِرَةٌ وَرِزْقٌ كَرٖیمٌ

Allah'ın, iman edip salih amel işleyenleri mükâfatlandırması için (her şey o kitapta tespit edilmiştir.) İşte onlar için bir bağışlanma ve bereketli bir rızık vardır.

Çalışmaya geç

Sebe' 5 · sayfa 428

وَالَّذٖینَ سَعَوْ فٖٓی اٰیَاتِنَا مُعَاجِزٖینَ اُو࣑لٰٓئِكَ لَهُمْ عَذَابٌ مِنْ رِجْزٍ اَلٖیمٌࣗ

Âyetlerimizi geçersiz kılmak için yarışırcasına çaba harcayanlar var ya; işte onlar için elem dolu, çok kötü bir azap vardır.

Çalışmaya geç

Sebe' 6 · sayfa 428

وَیَرَى الَّذٖینَ اُو࣒تُوا الْعِلْمَ الَّذٖٓی اُنْزِلَ اِلَیْكَ مِنْ رَبِّكَ هُوَ الْحَقَّۙ وَیَهْدٖٓی اِلٰى صِرَاطِ الْعَزٖیزِ الْحَمٖیدِ

Kendilerine ilim verilenler, Rabbinden sana indirilen Kur'an'ın gerçek olduğunu ve onun, mutlak güç sahibi ve övgüye layık Allah'ın yoluna ilettiğini görürler.

Çalışmaya geç

Sebe' 7 · sayfa 428

وَقَالَ الَّذٖینَ كَفَرُوا هَلْ نَدُلُّكُمْ عَلٰى رَجُلٍ یُنَبِّئُكُمْ اِذَا مُزِّقْتُمْ كُلَّ مُمَزَّقٍۙ اِنَّكُمْ لَفٖی خَلْقٍ جَدٖیدٍۚ

Yine inkar edenler şöyle dediler: "Çürüyüp ufalandıktan sonra sizin yeniden diriltileceğinizi söyleyen bir adamı size gösterelim mi?

Çalışmaya geç

Sebe' 8 · sayfa 429

اَفْتَرٰى عَلَى اللّٰهِ كَذِبًا اَمْ بِهٖ جِنَّةٌؕ بَلِ الَّذٖینَ لَا یُؤْمِنُونَ بِالْاٰخِرَةِ فِی الْعَذَابِ وَالضَّلَالِ الْبَعٖیدِ

"Allah'a karşı yalan mı uydurdu, yoksa onda delilik mi var?" Hayır öyle değil! Ahirete inanmayanlar azap ve derin sapıklık içindedirler.

Çalışmaya geç

Sebe' 9 · sayfa 429

اَفَلَمْ یَرَوْا اِلٰى مَا بَیْنَ اَیْدٖیهِمْ وَمَا خَلْفَهُمْ مِنَ السَّمَٓاءِ وَالْاَرْضِؕ اِنْ نَشَاْ نَخْسِفْ بِهِمُ الْاَرْضَ اَوْ نُسْقِطْ عَلَیْهِمْ كِسَفًا مِنَ السَّمَٓاءِؕ اِنَّ فٖی ذٰلِكَ لَاٰیَةً لِكُلِّ عَبْدٍ مُنٖیبٍࣖ

Onlar, önlerindeki ve arkalarındaki (kendilerini dört bir yandan kuşatan) göğe ve yere bakmadılar mı? Eğer dilersek onları yere geçirir veya gökten üzerlerine parçalar düşürürüz. Bunda, Rabbine yönelen her kul için bir ibret vardır.

Çalışmaya geç

Sebe' 10 · sayfa 429

وَلَقَدْ اٰتَیْنَا دَاوُ࣒دَ مِنَّا فَضْلًاؕ یَا جِبَالُ اَوِّبٖی مَعَهُ وَالطَّیْرَۚ وَاَلَنَّا لَهُ الْحَدٖیدَۙ

Andolsun, Davud'a tarafımızdan bir lütuf verdik. "Ey dağlar! Kuşların eşliğinde onunla birlikte tespih edin" dedik ve "(Bütün vücudu örtecek) zırhlar yap, işçilikte de ölçüyü tuttur diye demiri ona yumuşattık. "Salih amel işleyin. Çünkü ben sizin yaptıklarınızı görürüm" diye vahyettik.

Çalışmaya geç

Sebe' 11 · sayfa 429

اَنِ اعْمَلْ سَابِغَاتٍ وَقَدِّرْ فِی السَّرْدِ وَاعْمَلُوا صَالِحًاؕ اِنّٖی بِمَا تَعْمَلُونَ بَصٖیرٌ

Andolsun, Davud'a tarafımızdan bir lütuf verdik. "Ey dağlar! Kuşların eşliğinde onunla birlikte tespih edin" dedik ve "(Bütün vücudu örtecek) zırhlar yap, işçilikte de ölçüyü tuttur diye demiri ona yumuşattık. "Salih amel işleyin. Çünkü ben sizin yaptıklarınızı görürüm" diye vahyettik.

Çalışmaya geç

Sebe' 12 · sayfa 429

وَلِسُلَیْمٰنَ الرّٖیحَ غُدُوُّهَا شَهْرٌ وَرَوَاحُهَا شَهْرٌۚ وَاَسَلْنَا لَهُ عَیْنَ الْقِطْرِؕ وَمِنَ الْجِنِّ مَنْ یَعْمَلُ بَیْنَ یَدَیْهِ بِاِذْنِ رَبِّهٖؕ وَمَنْ یَزِغْ مِنْهُمْ عَنْ اَمْرِنَا نُذِقْهُ مِنْ عَذَابِ السَّعٖیرِ

Süleyman'ın emrine de, sabah esişi bir ay, akşam esişi de bir ay(lık yol) olan rüzgarı verdik. Erimiş bakır ocağını da ona sel gibi akıttık. Cinlerden de Rabbinin izniyle onun önünde çalışanlar vardı. İçlerinden kim bizim emrimizden çıkarsa ona alevli ateş azabını tattırırız.

Çalışmaya geç

Sebe' 13 · sayfa 429

یَعْمَلُونَ لَهُ مَا یَشَٓاءُ مِنْ مَحَارٖیبَ وَتَمَاثٖیلَ وَجِفَانٍ كَالْجَوَابِ وَقُدُورٍ رَاسِیَاتٍؕ اِعْمَلُٓوا اٰلَ دَاوُ࣒دَ شُكْرًاؕ وَقَلٖیلٌ مِنْ عِبَادِیَ الشَّكُورُ

Cinler Süleyman için dilediği biçimde kaleler, heykeller, havuz gibi çanaklar ve sabit kazanlar yapıyorlardı. Ey Davûd ailesi şükredin! Kullarımdan şükredenler pek azdır.

Çalışmaya geç

Sebe' 14 · sayfa 429

فَلَمَّا قَضَیْنَا عَلَیْهِ الْمَوْتَ مَا دَلَّهُمْ عَلٰى مَوْتِهٖٓ اِلَّا دَٓابَّةُ الْاَرْضِ تَاْكُلُ مِنْسَاَتَهُۚ فَلَمَّا خَرَّ تَبَیَّنَتِ الْجِنُّ اَنْ لَوْ كَانُوا یَعْلَمُونَ الْغَیْبَ مَا لَبِثُوا فِی الْعَذَابِ الْمُهٖینِ

Süleyman'ın ölümüne hükmettiğimiz zaman, onun ölümünü onlara ancak değneğini yemekte olan bir kurt gösterdi. Süleyman'ın cesedi yıkılınca cinler anladılar ki, eğer gaybı bilmiş olsalardı aşağılayıcı azap içinde kalmamış olacaklardı.

Çalışmaya geç

Sebe' 15 · sayfa 430

لَقَدْ كَانَ لِسَبَاٍ فٖی مَسْكَنِهِمْ اٰیَةٌۚ جَنَّتَانِ عَنْ یَمٖینٍ وَشِمَالٍؕ كُلُوا مِنْ رِزْقِ رَبِّكُمْ وَاشْكُرُوا لَهُؕ بَلْدَةٌ طَیِّبَةٌ وَرَبٌّ غَفُورٌ

Andolsun, Sebe' halkı için kendi yurtlarında bir ibret vardı: Biri sağda biri solda iki bahçe bulunuyordu. Onlara şöyle denilmişti: "Rabbinizin rızkından yiyin ve O'na şükredin. Beldeniz güzel bir belde, Rabbiniz de çok bağışlayıcı bir Rabdir."

Çalışmaya geç