Sâd 1 · sayfa 453
صٓ وَالْقُرْاٰنِ ذِی الذِّكْرِؕ
Sâd. O şanlı, şerefli Kur'an'a andolsun (ki o, Allah sözüdür).
صۤ
Okuma 1 / 6 Sonraki
Sâd 1 · sayfa 453
صٓ وَالْقُرْاٰنِ ذِی الذِّكْرِؕ
Sâd. O şanlı, şerefli Kur'an'a andolsun (ki o, Allah sözüdür).
Sâd 2 · sayfa 453
بَلِ الَّذٖینَ كَفَرُوا فٖی عِزَّةٍ وَشِقَاقٍ
Fakat inkar edenler bir büyüklenme ve ayrılık içindedirler.
Sâd 3 · sayfa 453
كَمْ اَهْلَكْنَا مِنْ قَبْلِهِمْ مِنْ قَرْنٍ فَنَادَوْا وَلَاتَ حٖینَ مَنَاصٍ
Biz onlardan önce nice nesilleri helak ettik. Onlar da feryat ettiler, ama artık kurtuluş zamanı değildi.
Sâd 4 · sayfa 453
وَعَجِبُٓوا اَنْ جَٓاءَهُمْ مُنْذِرٌ مِنْهُمْؗ وَقَالَ الْكَافِرُونَ هٰذَا سَاحِرٌ كَذَّابٌۚ
Kafirler, kendilerine içlerinden bir uyarıcının gelmesine şaştılar ve şöyle dediler: "Bu yalancı bir sihirbazdır."
Sâd 5 · sayfa 453
اَجَعَلَ الْاٰلِهَةَ اِلٰهًا وَاحِدًاۚ اِنَّ هٰذَا لَشَیْءٌ عُجَابٌ
"İlahları bir tek ilah mı yaptı? Gerçekten bu çok tuhaf bir şey!"
Sâd 6 · sayfa 453
وَانْطَلَقَ الْمَلَاُ مِنْهُمْ اَنِ امْشُوا وَاصْبِرُوا عَلٰٓى اٰلِهَتِكُمْۚ اِنَّ هٰذَا لَشَیْءٌ یُرَادُۚ
İçlerinden ileri gelenler, "Gidin, ilahlarınıza tapmaya devam edin. İşte bu istenen şeydir. Biz bunu son dinde (en son dinî inanışlarda) duymadık. Bu ancak bir uydurmadır. O zikir (Kur'an) içimizden ona mı indirildi?" diyerek kalkıp gittiler. Hayır, onlar benim Zikrimden (Kur'an'-dan) şüphe içindedirler. Hayır, henüz azabımı tatmadılar.
Sâd 7 · sayfa 453
مَا سَمِعْنَا بِهٰذَا فِی الْمِلَّةِ الْاٰخِرَةِۚ اِنْ هٰذَٓا اِلَّا اخْتِلَاقٌۚ
İçlerinden ileri gelenler, "Gidin, ilahlarınıza tapmaya devam edin. İşte bu istenen şeydir. Biz bunu son dinde (en son dinî inanışlarda) duymadık. Bu ancak bir uydurmadır. O zikir (Kur'an) içimizden ona mı indirildi?" diyerek kalkıp gittiler. Hayır, onlar benim Zikrimden (Kur'an'-dan) şüphe içindedirler. Hayır, henüz azabımı tatmadılar.
Sâd 8 · sayfa 453
ءَاُنْزِلَ عَلَیْهِ الذِّكْرُ مِنْ بَیْنِنَاؕ بَلْ هُمْ فٖی شَكٍّ مِنْ ذِكْرٖیۚ بَلْ لَمَّا یَذُوقُوا عَذَابِؕ
İçlerinden ileri gelenler, "Gidin, ilahlarınıza tapmaya devam edin. İşte bu istenen şeydir. Biz bunu son dinde (en son dinî inanışlarda) duymadık. Bu ancak bir uydurmadır. O zikir (Kur'an) içimizden ona mı indirildi?" diyerek kalkıp gittiler. Hayır, onlar benim Zikrimden (Kur'an'-dan) şüphe içindedirler. Hayır, henüz azabımı tatmadılar.
Sâd 9 · sayfa 453
اَمْ عِنْدَهُمْ خَزَٓائِنُ رَحْمَةِ رَبِّكَ الْعَزٖیزِ الْوَهَّابِۚ
Yoksa mutlak güç sahibi ve çok bağışlayan Rabbinin rahmet hazineleri onların yanında mıdır?
Sâd 10 · sayfa 453
اَمْ لَهُمْ مُلْكُ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِ وَمَا بَیْنَهُمَاࣞ فَلْیَرْتَقُوا فِی الْاَسْبَابِ
Yoksa göklerin, yerin ve ikisi arasındakilerin hükümranlığı onların mıdır? Öyle ise sebeplere yapışarak yükselsinler (bakalım!)
Sâd 11 · sayfa 453
جُنْدٌ مَا هُنَالِكَ مَهْزُومٌ مِنَ الْاَحْزَابِ
Onlar, çeşitli gruplardan oluşmuş ve şuracıkta bozguna uğrayacak derme çatma bir ordudur.
Sâd 12 · sayfa 453
كَذَّبَتْ قَبْلَهُمْ قَوْمُ نُوحٍ وَعَادٌ وَفِرْعَوْنُ ذُوالْاَوْتَادِۙ
Onlardan önce de Nûh kavmi, Âd kavmi, kazıklar sahibi Firavun, Semûd kavmi, Lût kavmi ve Eyke halkı da Peygamberleri yalanlamışlardı. İşte onlar da (böyle) gruplardı.
Sâd 13 · sayfa 453
وَثَمُودُ وَقَوْمُ لُوطٍ وَاَصْحَابُ لْــَٔیْكَةِؕ اُو࣑لٰٓئِكَ الْاَحْزَابُ
Onlardan önce de Nûh kavmi, Âd kavmi, kazıklar sahibi Firavun, Semûd kavmi, Lût kavmi ve Eyke halkı da Peygamberleri yalanlamışlardı. İşte onlar da (böyle) gruplardı.
Sâd 14 · sayfa 453
اِنْ كُلٌّ اِلَّا كَذَّبَ الرُّسُلَ فَحَقَّ عِقَابِࣖ
(O grupların) her biri peygamberleri yalanladı da onları cezalandırmam hak oldu.
Sâd 15 · sayfa 453
وَمَا یَنْظُرُ هٰٓؤُ࣑لَٓاءِ اِلَّا صَیْحَةً وَاحِدَةً مَا لَهَا مِنْ فَوَاقٍ
Bunlar da (müşrikler de) ancak (vakti gelince) asla geri kalmayacak korkunç bir ses bekliyorlar