Mü'min 1 · sayfa 467
حٰمٓؕ
Hâ Mîm.
الْمُؤْمِنِ
Okuma 1 / 6 Sonraki
Mü'min 1 · sayfa 467
حٰمٓؕ
Hâ Mîm.
Mü'min 2 · sayfa 467
تَنْزٖیلُ الْكِتَابِ مِنَ اللّٰهِ الْعَزٖیزِ الْعَلٖیمِۙ
Bu kitabın indirilmesi, mutlak güç sahibi, hakkıyla bilen, günahı bağışlayan, tövbeyi kabul eden, azabı ağır olan, lütuf sahibi Allah tarafındandır. O'ndan başka ilah yoktur. Dönüş ancak O'nadır.
Mü'min 3 · sayfa 467
غَافِرِ الذَّنْبِ وَقَابِلِ التَّوْبِ شَدٖیدِ الْعِقَابِ ذِی الطَّوْلِؕ لَٓا اِلٰهَ اِلَّا هُوَؕ اِلَیْهِ الْمَصٖیرُ
Bu kitabın indirilmesi, mutlak güç sahibi, hakkıyla bilen, günahı bağışlayan, tövbeyi kabul eden, azabı ağır olan, lütuf sahibi Allah tarafındandır. O'ndan başka ilah yoktur. Dönüş ancak O'nadır.
Mü'min 4 · sayfa 467
مَا یُجَادِلُ فٖٓی اٰیَاتِ اللّٰهِ اِلَّا الَّذٖینَ كَفَرُوا فَلَا یَغْرُرْكَ تَقَلُّبُهُمْ فِی الْبِلَادِ
Allah'ın âyetleri hakkında inkâr edenlerden başkası tartışmaya girişmez. Onların şehirlerde gezip dolaşmaları seni aldatmasın.
Mü'min 5 · sayfa 467
كَذَّبَتْ قَبْلَهُمْ قَوْمُ نُوحٍ وَالْاَحْزَابُ مِنْ بَعْدِهِمْࣕ وَهَمَّتْ كُلُّ اُمَّةٍ بِرَسُولِهِمْ لِیَاْخُذُوهُ وَجَادَلُوا بِالْبَاطِلِ لِیُدْحِضُوا بِهِ الْحَقَّ فَاَخَذْتُهُمْࣞ فَكَیْفَ كَانَ عِقَابِ
Onlardan önce Nûh'un kavmi ve onlardan sonra gelen topluluklar da yalanlamıştı. Her ümmet kendi peygamberini yakalayıp cezalandırmaya azmetmişti. Hakkı yok etmek için batıl şeyler ileri sürerek tartışmışlardı. Bu yüzden onları kıskıvrak yakaladım. Benim cezalandırmam nasılmış, (gördüler)!
Mü'min 6 · sayfa 467
وَكَذٰلِكَ حَقَّتْ كَلِمَتُ رَبِّكَ عَلَى الَّذٖینَ كَفَرُٓوا اَنَّهُمْ اَصْحَابُ النَّارِۘ
Böylece Rabbinin, inkâr edenler hakkındaki, "Onlar cehennemliklerdir" sözü gerçekleşmiş oldu.
Mü'min 7 · sayfa 467
اَلَّذٖینَ یَحْمِلُونَ الْعَرْشَ وَمَنْ حَوْلَهُ یُسَبِّحُونَ بِحَمْدِ رَبِّهِمْ وَیُؤْمِنُونَ بِهٖ وَیَسْتَغْفِرُونَ لِلَّذٖینَ اٰمَنُواۚ رَبَّنَا وَسِعْتَ كُلَّ شَیْءٍ رَحْمَةً وَعِلْمًا فَاغْفِرْ لِلَّذٖینَ تَابُوا وَاتَّبَعُوا سَبٖیلَكَ وَقِهِمْ عَذَابَ الْجَحٖیمِ
Arş'ı taşıyanlar ve onun çevresinde bulunanlar (melekler) Rablerini hamd ederek tespih ederler, O'na inanırlar ve inananlar için (şöyle diyerek) bağışlanma dilerler: "Ey Rabbimiz! Senin rahmetin ve ilmin her şeyi kuşatmıştır. O halde tövbe eden ve senin yoluna uyanları bağışla ve onları cehennem azâbından koru."
Mü'min 8 · sayfa 468
رَبَّنَا وَاَدْخِلْهُمْ جَنَّاتِ عَدْنٍࣙ الَّتٖی وَعَدْتَهُمْ وَمَنْ صَلَحَ مِنْ اٰبَٓائِهِمْ وَاَزْوَاجِهِمْ وَذُرِّیَّاتِهِمْؕ اِنَّكَ اَنْتَ الْعَزٖیزُ الْحَكٖیمُۚ
"Ey Rabbimiz! Onları da, onların babalarından, eşlerinden ve soylarından iyi olanları da, kendilerine vaad ettiğin Adn cennetlerine koy. Şüphesiz sen mutlak güç sahibisin, hüküm ve hikmet sahibisin."
Mü'min 9 · sayfa 468
وَقِهِمُ السَّیِّــَٔاتِؕ وَمَنْ تَقِ السَّیِّــَٔاتِ یَوْمَئِذٍ فَقَدْ رَحِمْتَهُؕ وَذٰلِكَ هُوَ الْفَوْزُ الْعَظٖیمُࣖ
"Onları kötülüklerden koru. Sen o gün kimi kötülüklerden korursan, ona rahmet etmiş olursun. İşte bu büyük başarıdır."
Mü'min 10 · sayfa 468
اِنَّ الَّذٖینَ كَفَرُوا یُنَادَوْنَ لَمَقْتُ اللّٰهِ اَكْبَرُ مِنْ مَقْتِكُمْ اَنْفُسَكُمْ اِذْ تُدْعَوْنَ اِلَى الْاٖیمَانِ فَتَكْفُرُونَ
İnkar edenler var ya, muhakkak onlara: "Allah'ın (size) gazabı, sizin kendinize olan gazabınızdan daha büyüktür. Çünkü siz imana çağırılırdınız da inkar ederdiniz" diye seslenilir.
Mü'min 11 · sayfa 468
قَالُوا رَبَّنَٓا اَمَتَّنَا اثْنَتَیْنِ وَاَحْیَیْتَنَا اثْنَتَیْنِ فَاعْتَرَفْنَا بِذُنُوبِنَا فَهَلْ اِلٰى خُرُوجٍ مِنْ سَبٖیلٍ
Onlar da şöyle derler: "Ey Rabbimiz! Bizi iki defa öldürdün, iki defa da dirilttin. Günahlarımızı kabulleniyoruz. Şimdi (bu ateşten) bir çıkış yolu var mı?"
Mü'min 12 · sayfa 468
ذٰلِكُمْ بِاَنَّهُٓ اِذَا دُعِیَ اللّٰهُ وَحْدَهُ كَفَرْتُمْۚ وَاِنْ یُشْرَكْ بِهٖ تُؤْمِنُواؕ فَالْحُكْمُ لِلّٰهِ الْعَلِیِّ الْكَبٖیرِ
"Bu, sizin tevhid çerçevesinde Allah'a çağrıldığında inkar etmeniz, O'na ortak koşulduğunda ise inanmanız sebebiyledir. Artık hüküm yüce ve büyük Allah'a aittir."
Mü'min 13 · sayfa 468
هُوَ الَّذٖی یُرٖیكُمْ اٰیَاتِهٖ وَیُنَزِّلُ لَكُمْ مِنَ السَّمَٓاءِ رِزْقًاؕ وَمَا یَتَذَكَّرُ اِلَّا مَنْ یُنٖیبُ
O, size âyetlerini gösteren, sizin için gökten bir rızık indirendir. Ancak O'na yönelen, düşünüp ibret alır.
Mü'min 14 · sayfa 468
فَادْعُوا اللّٰهَ مُخْلِصٖینَ لَهُ الدّٖینَ وَلَوْ كَرِهَ الْكَافِرُونَ
O halde, kâfirlerin hoşuna gitmese de, siz dini Allah'a has kılarak O'na ibadet edin.
Mü'min 15 · sayfa 468
رَفٖیعُ الدَّرَجَاتِ ذُوالْعَرْشِۚ یُلْقِی الرُّوحَ مِنْ اَمْرِهٖ عَلٰى مَنْ یَشَٓاءُ مِنْ عِبَادِهٖ لِیُنْذِرَ یَوْمَ التَّلَاقِۙ
O, dereceleri hakkıyla yükseltendir, Arş'ın sahibidir. Buluşma günü hakkında (insanları) uyarmak için, irâdesiyle ilgili vahyi kullarından dilediğine, kendi indirir.