Zuhruf 1 · sayfa 489
حٰمٓؕ
Hâ Mîm.
الزُّخْرُفِ
Okuma 1 / 6 Sonraki
Zuhruf 1 · sayfa 489
حٰمٓؕ
Hâ Mîm.
Zuhruf 2 · sayfa 489
وَالْكِتَابِ الْمُبٖینِۙ
Apaçık Kitab'a andolsun ki, iyice anlayasınız diye biz, onu Arapça bir Kur'an yaptık.
Zuhruf 3 · sayfa 489
اِنَّا جَعَلْنَاهُ قُرْءٰنًا عَرَبِیًّا لَعَلَّكُمْ تَعْقِلُونَۚ
Apaçık Kitab'a andolsun ki, iyice anlayasınız diye biz, onu Arapça bir Kur'an yaptık.
Zuhruf 4 · sayfa 489
وَاِنَّهُ فٖٓی اُمِّ الْكِتَابِ لَدَیْنَا لَعَلِیٌّ حَكٖیمٌؕ
Şüphesiz o, katımızdaki ana kitapta (Levh-i Mahfuz'da) mevcuttur, çok yücedir, hikmetlerle doludur.
Zuhruf 5 · sayfa 489
اَفَنَضْرِبُ عَنْكُمُ الذِّكْرَ صَفْحًا اَنْ كُنْتُمْ قَوْمًا مُسْرِفٖینَ
Haddi aşan bir topluluk oldunuz diye vazgeçip Zikir'le (Kur'an'la) sizi uyarmaktan geri mi duralım?
Zuhruf 6 · sayfa 489
وَكَمْ اَرْسَلْنَا مِنْ نَبِیٍّ فِی الْاَوَّلٖینَ
Halbuki daha önceki toplumlara da nice peygamberler göndermiştik.
Zuhruf 7 · sayfa 489
وَمَا یَاْتٖیهِمْ مِنْ نَبِیٍّ اِلَّا كَانُوا بِهٖ یَسْتَهْزِؤُ࣒نَ
(Onlar da) kendilerine gelen her peygamberle mutlaka alay ediyorlardı.
Zuhruf 8 · sayfa 489
فَاَهْلَكْنَٓا اَشَدَّ مِنْهُمْ بَطْشًا وَمَضٰى مَثَلُ الْاَوَّلٖینَ
Biz, onlardan daha çetinlerini de helak ettik. Öncekilerin örneği geçti!
Zuhruf 9 · sayfa 489
وَلَئِنْ سَاَلْتَهُمْ مَنْ خَلَقَ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضَ لَیَقُولُنَّ خَلَقَهُنَّ الْعَزٖیزُ الْعَلٖیمُۙ
Andolsun, onlara, "Gökleri ve yeri kim yarattı?" diye sorsan, mutlaka, "Onları mutlak güç sahibi, hakkıyla bilen (Allah) yarattı" diyeceklerdir.
Zuhruf 10 · sayfa 489
اَلَّذٖی جَعَلَ لَكُمُ الْاَرْضَ مَهْدًا وَجَعَلَ لَكُمْ فٖیهَا سُبُلًا لَعَلَّكُمْ تَهْتَدُونَۚ
O, yeryüzünü size beşik yapan ve gideceğiniz yere ulaşasınız diye sizin için orada yollar var edendir.
Zuhruf 11 · sayfa 490
وَالَّذٖی نَزَّلَ مِنَ السَّمَٓاءِ مَٓاءً بِقَدَرٍۚ فَاَنْشَرْنَا بِهٖ بَلْدَةً مَیْتًاۚ كَذٰلِكَ تُخْرَجُونَ
O gökten bir ölçüye göre yağmur indirendir. Biz onunla ölü araziyi canlandırdık. İşte siz de, böyle diriltileceksiniz.
Zuhruf 12 · sayfa 490
وَالَّذٖی خَلَقَ الْاَزْوَاجَ كُلَّهَا وَجَعَلَ لَكُمْ مِنَ الْفُلْكِ وَالْاَنْعَامِ مَا تَرْكَبُونَۙ
O bütün çiftleri yaratan, üzerlerine kurulasınız, sonra da, kurulduğunuzda, Rabbinizin nimetini hatırlayasınız ve "Bunu hizmetimize veren Allah'ın şanı yücedir. Bunlara bizim gücümüz yetmezdi. Şüphesiz biz Rabbimize döneceğiz" diyesiniz diye sizin için bindiğiniz gemileri ve hayvanları yaratandır.
Zuhruf 13 · sayfa 490
لِتَسْتَوُ࣒ا عَلٰى ظُهُورِهٖ ثُمَّ تَذْكُرُوا نِعْمَةَ رَبِّكُمْ اِذَا اسْتَوَیْتُمْ عَلَیْهِ وَتَقُولُوا سُبْحَانَ الَّذٖی سَخَّرَ لَنَا هٰذَا وَمَا كُنَّا لَهُ مُقْرِنٖینَۙ
O bütün çiftleri yaratan, üzerlerine kurulasınız, sonra da, kurulduğunuzda, Rabbinizin nimetini hatırlayasınız ve "Bunu hizmetimize veren Allah'ın şanı yücedir. Bunlara bizim gücümüz yetmezdi. Şüphesiz biz Rabbimize döneceğiz" diyesiniz diye sizin için bindiğiniz gemileri ve hayvanları yaratandır.
Zuhruf 14 · sayfa 490
وَاِنَّٓا اِلٰى رَبِّنَا لَمُنْقَلِبُونَ
O bütün çiftleri yaratan, üzerlerine kurulasınız, sonra da, kurulduğunuzda, Rabbinizin nimetini hatırlayasınız ve "Bunu hizmetimize veren Allah'ın şanı yücedir. Bunlara bizim gücümüz yetmezdi. Şüphesiz biz Rabbimize döneceğiz" diyesiniz diye sizin için bindiğiniz gemileri ve hayvanları yaratandır.
Zuhruf 15 · sayfa 490
وَجَعَلُوا لَهُ مِنْ عِبَادِهٖ جُزْءًاؕ اِنَّ الْاِنْسَانَ لَكَفُورٌ مُبٖینٌؕ
Böyle iken ("melekler Allah'ın kızlarıdır" demek suretiyle) kullarından bir kısmını O'nun parçası saydılar. Şüphesiz insan apaçık bir nankördür.