Câsiye 1 · sayfa 499
حٰمٓؕ
Hâ Mîm.
الْجَاثِيَةِ
Okuma 1 / 3 Sonraki
Câsiye 1 · sayfa 499
حٰمٓؕ
Hâ Mîm.
Câsiye 2 · sayfa 499
تَنْزٖیلُ الْكِتَابِ مِنَ اللّٰهِ الْعَزٖیزِ الْحَكٖیمِ
Kitab'ın indirilişi, mutlak güç sahibi, hüküm ve hikmet sahibi Allah tarafındandır.
Câsiye 3 · sayfa 499
اِنَّ فِی السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِ لَاٰیَاتٍ لِلْمُؤْمِنٖینَؕ
Şüphesiz, göklerde ve yerde, inananlar için (Allah'ın varlığını ve birliğini gösteren) nice deliller vardır.
Câsiye 4 · sayfa 499
وَفٖی خَلْقِكُمْ وَمَا یَبُثُّ مِنْ دَٓابَّةٍ اٰیَاتٌ لِقَوْمٍ یُوقِنُونَۙ
Sizin yaratılışınızda ve Allah'ın (yeryüzüne) yaydığı her bir canlıda da kesin olarak inanan bir toplum için elbette nice deliller vardır.
Câsiye 5 · sayfa 499
وَاخْتِلَافِ الَّیْلِ وَالنَّهَارِ وَمَٓا اَنْزَلَ اللّٰهُ مِنَ السَّمَٓاءِ مِنْ رِزْقٍ فَاَحْیَا بِهِ الْاَرْضَ بَعْدَ مَوْتِهَا وَتَصْرٖیفِ الرِّیَاحِ اٰیَاتٌ لِقَوْمٍ یَعْقِلُونَ
Geceyle gündüzün birbiri ardınca gelişinde, Allah'ın gökten rızık (sebebi olarak yağmur) indirip, onunla yeryüzünü ölümünden sonra diriltmesinde, rüzgarları evirip çevirmesinde aklını kullanan bir toplum için deliller vardır.
Câsiye 6 · sayfa 499
تِلْكَ اٰیَاتُ اللّٰهِ نَتْلُوهَا عَلَیْكَ بِالْحَقِّۚ فَبِاَیِّ حَدٖیثٍ بَعْدَ اللّٰهِ وَاٰیَاتِهٖ یُؤْمِنُونَ
İşte bunlar, Allah'ın âyetleridir. Onları sana gerçek olarak okuyoruz. Artık Allah'tan ve O'nun âyetlerinden sonra hangi söze inanacaklar?
Câsiye 7 · sayfa 499
وَیْلٌ لِكُلِّ اَفَّاكٍ اَثٖیمٍۙ
Her günahkâr yalancının vay haline!
Câsiye 8 · sayfa 499
یَسْمَعُ اٰیَاتِ اللّٰهِ تُتْلٰى عَلَیْهِ ثُمَّ یُصِرُّ مُسْتَكْبِرًا كَاَنْ لَمْ یَسْمَعْهَاۚ فَبَشِّرْهُ بِعَذَابٍ اَلٖیمٍ
Kendisine Allah'ın âyetlerinin okunduğunu işitir de, sonra büyüklük taslayarak sanki onları hiç duymamış gibi direnir. İşte onu elem dolu bir azap ile müjdele!
Câsiye 9 · sayfa 499
وَاِذَا عَلِمَ مِنْ اٰیَاتِنَا شَیْـًٔاࣙ اتَّخَذَهَا هُزُوًاؕ اُو࣑لٰٓئِكَ لَهُمْ عَذَابٌ مُهٖینٌؕ
Âyetlerimizden bir şey öğrenince onu alaya alır. Onlar için alçaltıcı bir azap vardır!
Câsiye 10 · sayfa 499
مِنْ وَرَٓائِهِمْ جَهَنَّمُۚ وَلَا یُغْنٖی عَنْهُمْ مَا كَسَبُوا شَیْـًٔا وَلَا مَا اتَّخَذُوا مِنْ دُونِ اللّٰهِ اَوْلِیَٓاءَۚ وَلَهُمْ عَذَابٌ عَظٖیمٌؕ
Arkalarında da cehennem vardır. Dünyada kazandıkları ve Allah'tan başka edindikleri dostlar onlara hiçbir fayda vermez. Onlar için elbette büyük bir azap vardır.
Câsiye 11 · sayfa 499
هٰذَا هُدًىۚ وَالَّذٖینَ كَفَرُوا بِاٰیَاتِ رَبِّهِمْ لَهُمْ عَذَابٌ مِنْ رِجْزٍ اَلٖیمٌࣖ
İşte bu (Kur'an) bir hidayettir. Rablerinin âyetlerini inkâr edenlere ise elem dolu çok kötü bir azap vardır.
Câsiye 12 · sayfa 499
اَللّٰهُ الَّذٖی سَخَّرَ لَكُمُ الْبَحْرَ لِتَجْرِیَ الْفُلْكُ فٖیهِ بِاَمْرِهٖ وَلِتَبْتَغُوا مِنْ فَضْلِهٖ وَلَعَلَّكُمْ تَشْكُرُونَۚ
Allah, içinde gemilerin, emriyle akıp gitmesi, onun lütfunu aramanız ve şükretmeniz için denizi sizin hizmetinize verendir.
Câsiye 13 · sayfa 499
وَسَخَّرَ لَكُمْ مَا فِی السَّمٰوَاتِ وَمَا فِی الْاَرْضِ جَمٖیعًا مِنْهُؕ اِنَّ فٖی ذٰلِكَ لَاٰیَاتٍ لِقَوْمٍ یَتَفَكَّرُونَ
Göklerdeki ve yerdeki her şeyi kendi katından (bir nimet olarak) sizin hizmetinize verendir. Elbette bunda düşünen bir toplum için deliller vardır.
Câsiye 14 · sayfa 500
قُلْ لِلَّذٖینَ اٰمَنُوا یَغْفِرُوا لِلَّذٖینَ لَا یَرْجُونَ اَیَّامَ اللّٰهِ لِیَجْزِیَ قَوْمًا بِمَا كَانُوا یَكْسِبُونَ
İnananlara söyle, Allah'ın (ceza) günlerinin geleceğini ummayanları (şimdilik) bağışlasınlar ki Allah herhangi bir topluma (kendi) kazandığının karşılığını versin.
Câsiye 15 · sayfa 500
مَنْ عَمِلَ صَالِحًا فَلِنَفْسِهٖۚ وَمَنْ اَسَٓاءَ فَعَلَیْهَاؗ ثُمَّ اِلٰى رَبِّكُمْ تُرْجَعُونَ
Kim salih bir amel işlerse kendi lehine işlemiş olur. Kim de kötülük yaparsa kendi aleyhine yapmış olur. Sonra Rabbinize döndürüleceksiniz.