Kâf 1 · sayfa 518
قٓࣞ وَالْقُرْاٰنِ الْمَجٖیدِۚ
Kâf. Şerefli Kur'ân'a andolsun ki kâfirler, aralarından bir uyarıcının gelmesine şaştılar ve şöyle dediler: "Bu tuhaf bir şeydir!"
قۤ
Okuma 1 / 3 Sonraki
Kâf 1 · sayfa 518
قٓࣞ وَالْقُرْاٰنِ الْمَجٖیدِۚ
Kâf. Şerefli Kur'ân'a andolsun ki kâfirler, aralarından bir uyarıcının gelmesine şaştılar ve şöyle dediler: "Bu tuhaf bir şeydir!"
Kâf 2 · sayfa 518
بَلْ عَجِبُٓوا اَنْ جَٓاءَهُمْ مُنْذِرٌ مِنْهُمْ فَقَالَ الْكَافِرُونَ هٰذَا شَیْءٌ عَجٖیبٌ
Kâf. Şerefli Kur'ân'a andolsun ki kâfirler, aralarından bir uyarıcının gelmesine şaştılar ve şöyle dediler: "Bu tuhaf bir şeydir!"
Kâf 3 · sayfa 518
ءَاِذَا مِتْنَا وَكُنَّا تُرَابًاۚ ذٰلِكَ رَجْعٌ بَعٖیدٌ
"Öldüğümüz ve toprak olduğumuz zaman mı (dirilecekmişiz)? Bu, akla uzak (imkansız) bir dönüştür!"
Kâf 4 · sayfa 518
قَدْ عَلِمْنَا مَا تَنْقُصُ الْاَرْضُ مِنْهُمْۚ وَعِنْدَنَا كِتَابٌ حَفٖیظٌ
Şüphesiz biz, toprağın; onlardan neleri eksilttiğini bilmekteyiz. Yanımızda (o bilgileri) koruyan bir kitap vardır.
Kâf 5 · sayfa 518
بَلْ كَذَّبُوا بِالْحَقِّ لَمَّا جَٓاءَهُمْ فَهُمْ فٖٓی اَمْرٍ مَرٖیجٍ
Hatta gerçek kendilerine gelince onu yalanladılar. Artık onlar kararsız bir haldedirler.
Kâf 6 · sayfa 518
اَفَلَمْ یَنْظُرُٓوا اِلَى السَّمَٓاءِ فَوْقَهُمْ كَیْفَ بَنَیْنَاهَا وَزَیَّنَّاهَا وَمَا لَهَا مِنْ فُرُوجٍ
Üstlerindeki göğe bakmazlar mı? Onu nasıl bina ettik, nasıl donattık! Onda hiçbir düzensizlik ve eksiklik yoktur.
Kâf 7 · sayfa 518
وَالْاَرْضَ مَدَدْنَاهَا وَاَلْقَیْنَا فٖیهَا رَوَاسِیَ وَاَنْبَتْنَا فٖیهَا مِنْ كُلِّ زَوْجٍ بَهٖیجٍۙ
Yeryüzünü de yaydık ve orada sabit dağlar yerleştirdik. Orada her türden iç açıcı çift bitkiler bitirdik.
Kâf 8 · sayfa 518
تَبْصِرَةً وَذِكْرٰى لِكُلِّ عَبْدٍ مُنٖیبٍ
Bütün bunlar, içtenlikle Allah'a yönelen her kulun gönül gözünü açmak ve ona öğüt ve ibret vermek içindir.
Kâf 9 · sayfa 518
وَنَزَّلْنَا مِنَ السَّمَٓاءِ مَٓاءً مُبَارَكًا فَاَنْبَتْنَا بِهٖ جَنَّاتٍ وَحَبَّ الْحَصٖیدِۙ
Gökten de bereketli bir su indirip onunla kullar için rızık olarak bahçeler ve biçilecek taneler (ekinler), birbirine girmiş kat kat tomurcukları olan yüksek hurma ağaçları bitirdik ve böylece onunla ölü bir beldeye hayat verdik. İşte (dirilip kabirlerden) çıkış da böyledir.
Kâf 10 · sayfa 518
وَالنَّخْلَ بَاسِقَاتٍ لَهَا طَلْعٌ نَضٖیدٌۙ
Kâf 11 · sayfa 518
رِزْقًا لِلْعِبَادِۙ وَاَحْیَیْنَا بِهٖ بَلْدَةً مَیْتًاؕ كَذٰلِكَ الْخُرُوجُ
Kâf 12 · sayfa 518
كَذَّبَتْ قَبْلَهُمْ قَوْمُ نُوحٍ وَاَصْحَابُ الرَّسِّ وَثَمُودُۙ
Onlardan önce Nûh kavmi, Res halkı ve Semûd kavmi, Âd ve Firavun, Lût'un kardeşleri, Eykeliler, Tübba'ın kavmi de yalanlamıştı. Bütün bunlar (kendilerine gönderilen) peygamberleri yalanladılar, böylece kendilerini uyardığım şey gerçekleşti.
Kâf 13 · sayfa 518
وَعَادٌ وَفِرْعَوْنُ وَاِخْوَانُ لُوطٍۙ
Onlardan önce Nûh kavmi, Res halkı ve Semûd kavmi, Âd ve Firavun, Lût'un kardeşleri, Eykeliler, Tübba'ın kavmi de yalanlamıştı. Bütün bunlar (kendilerine gönderilen) peygamberleri yalanladılar, böylece kendilerini uyardığım şey gerçekleşti.
Kâf 14 · sayfa 518
وَاَصْحَابُ الْاَیْكَةِ وَقَوْمُ تُبَّعٍؕ كُلٌّ كَذَّبَ الرُّسُلَ فَحَقَّ وَعٖیدِ
Onlardan önce Nûh kavmi, Res halkı ve Semûd kavmi, Âd ve Firavun, Lût'un kardeşleri, Eykeliler, Tübba'ın kavmi de yalanlamıştı. Bütün bunlar (kendilerine gönderilen) peygamberleri yalanladılar, böylece kendilerini uyardığım şey gerçekleşti.
Kâf 15 · sayfa 518
اَفَعَیٖینَا بِالْخَلْقِ الْاَوَّلِؕ بَلْ هُمْ فٖی لَبْسٍ مِنْ خَلْقٍ جَدٖیدٍࣖ
İlk yaratmada acizlik mi gösterdik ki (yeniden yaratamayalım)? Doğrusu onlar, yeniden yaratılış konusunda şüphe içindedirler.