Kamer 1 · sayfa 528
اِقْتَرَبَتِ السَّاعَةُ وَانْشَقَّ الْقَمَرُ
Kıyamet yaklaştı ve ay yarıldı.
الْقَمَرِ
Okuma 1 / 4 Sonraki
Kamer 1 · sayfa 528
اِقْتَرَبَتِ السَّاعَةُ وَانْشَقَّ الْقَمَرُ
Kıyamet yaklaştı ve ay yarıldı.
Kamer 2 · sayfa 528
وَاِنْ یَرَوْا اٰیَةً یُعْرِضُوا وَیَقُولُوا سِحْرٌ مُسْتَمِرٌّ
Onlar bir mucize görseler yüz çevirirler ve "Süregelen bir sihirdir" derler.
Kamer 3 · sayfa 528
وَكَذَّبُوا وَاتَّبَعُٓوا اَهْوَٓاءَهُمْ وَكُلُّ اَمْرٍ مُسْتَقِرٌّ
Peygamberi yalanladılar, nefislerinin arzularına uydular. Halbuki her iş, (Allah nasıl takdir ettiyse öylece) gerçekleşecek (değişmeyecek)tir.
Kamer 4 · sayfa 528
وَلَقَدْ جَٓاءَهُمْ مِنَ الْاَنْبَٓاءِ مَا فٖیهِ مُزْدَجَرٌۙ
Andolsun, onlara içinde caydırıcı tehditlerin bulunduğu haberler geldi.
Kamer 5 · sayfa 528
حِكْمَةٌ بَالِغَةٌ فَمَا تُغْنِ النُّذُرُۙ
Bu haberler, zirveye ulaşmış birer hikmettir! Fakat uyarılar fayda vermiyor!
Kamer 6 · sayfa 528
فَتَوَلَّ عَنْهُمْۘ یَوْمَ یَدْعُ الدَّاعِ اِلٰى شَیْءٍ نُكُرٍۙ
O halde sen de onlardan yüz çevir. Onlar, o davetçinin (İsrafil'in benzeri görülmemiş) bilinmedik (korkunç) bir şeye çağırdığı gün, gözleri düşmüş bir halde dağılmış çekirgeler gibi kabirlerden çıkarlar.
Kamer 7 · sayfa 529
خُشَّعًا اَبْصَارُهُمْ یَخْرُجُونَ مِنَ الْاَجْدَاثِ كَاَنَّهُمْ جَرَادٌ مُنْتَشِرٌۙ
Kamer 8 · sayfa 529
مُهْطِعٖینَ اِلَى الدَّاعِؕ یَقُولُ الْكَافِرُونَ هٰذَا یَوْمٌ عَسِرٌ
Davetçiye doğru koşarlarken kâfirler, "Bu zor bir gün" derler.
Kamer 9 · sayfa 529
كَذَّبَتْ قَبْلَهُمْ قَوْمُ نُوحٍ فَكَذَّبُوا عَبْدَنَا وَقَالُوا مَجْنُونٌ وَازْدُجِرَ
Onlardan önce Nuh'un kavmi de yalanlamıştı. Onlar kulumuzu yalanlayıp "Bu bir delidir" dediler ve kulumuz (tebliğ görevinden) alıkonuldu.
Kamer 10 · sayfa 529
فَدَعَا رَبَّهُٓ اَنّٖی مَغْلُوبٌ فَانْتَصِرْ
O da Rabbine, "Ey Rabbim! Ben yenilgiye uğradım, yardım et" diye dua etti.
Kamer 11 · sayfa 529
فَفَتَحْنَٓا اَبْوَابَ السَّمَٓاءِ بِمَٓاءٍ مُنْهَمِرٍؗ
Biz de göğün kapılarını dökülürcesine yağan bir yağmurla açtık.
Kamer 12 · sayfa 529
وَفَجَّرْنَا الْاَرْضَ عُیُونًا فَالْتَقَى الْمَٓاءُ عَلٰٓى اَمْرٍ قَدْ قُدِرَۚ
Yeryüzünü pınar pınar fışkırttık. Derken sular takdir edilmiş bir iş için birleşti.
Kamer 13 · sayfa 529
وَحَمَلْنَاهُ عَلٰى ذَاتِ اَلْوَاحٍ وَدُسُرٍۙ
Biz Nûh'u çivilerle perçinli levhalardan oluşan gemiye bindirdik.
Kamer 14 · sayfa 529
تَجْرٖی بِاَعْیُنِنَاۚ جَزَٓاءً لِمَنْ كَانَ كُفِرَ
Gemi, inkar edilen kimseye (Nuh'a) bir mükafat olarak gözetimimiz altında yüzüyordu.
Kamer 15 · sayfa 529
وَلَقَدْ تَرَكْنَاهَٓا اٰیَةً فَهَلْ مِنْ مُدَّكِرٍ
Andolsun, biz onu (tufan olayını) bir ibret olarak bıraktık. Var mı düşünüp öğüt alan?