Haşr 1 · sayfa 545
سَبَّحَ لِلّٰهِ مَا فِی السَّمٰوَاتِ وَمَا فِی الْاَرْضِۚ وَهُوَ الْعَزٖیزُ الْحَكٖیمُ
Göklerdeki ve yerdeki her şey Allah'ı tespih etmektedir. O, mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir.
الْحَشْرِ
Okuma 1 / 2 Sonraki
Haşr 1 · sayfa 545
سَبَّحَ لِلّٰهِ مَا فِی السَّمٰوَاتِ وَمَا فِی الْاَرْضِۚ وَهُوَ الْعَزٖیزُ الْحَكٖیمُ
Göklerdeki ve yerdeki her şey Allah'ı tespih etmektedir. O, mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir.
Haşr 2 · sayfa 545
هُوَ الَّذٖٓی اَخْرَجَ الَّذٖینَ كَفَرُوا مِنْ اَهْلِ الْكِتَابِ مِنْ دِیَارِهِمْ لِاَوَّلِ الْحَشْرِؕ مَا ظَنَنْتُمْ اَنْ یَخْرُجُوا وَظَنُّٓوا اَنَّهُمْ مَانِعَتُهُمْ حُصُونُهُمْ مِنَ اللّٰهِ فَاَتٰیهُمُ اللّٰهُ مِنْ حَیْثُ لَمْ یَحْتَسِبُوا وَقَذَفَ فٖی قُلُوبِهِمُ الرُّعْبَ یُخْرِبُونَ بُیُوتَهُمْ بِاَیْدٖیهِمْ وَاَیْدِی الْمُؤْمِنٖینَ فَاعْتَبِرُوا یَٓا اُو࣑لِی الْاَبْصَارِ
O, kitap ehlinden inkar edenleri ilk toplu sürgünde yurtlarından çıkarandır. Siz onların çıkacaklarını sanmamıştınız. Onlar da kalelerinin, kendilerini Allah'tan koruyacağını sanmışlardı. Ama Allah‘ın emri onlara ummadıkları yerden geldi. O, yüreklerine korku düşürdü. Öyle ki, evlerini hem kendi elleriyle, hem de mü'minlerin elleriyle yıkıyorlardı. Ey basiret sahipleri ibret alın.
Haşr 3 · sayfa 545
وَلَوْلَٓا اَنْ كَتَبَ اللّٰهُ عَلَیْهِمُ الْجَلَٓاءَ لَعَذَّبَهُمْ فِی الدُّنْیَاؕ وَلَهُمْ فِی الْاٰخِرَةِ عَذَابُ النَّارِ
Eğer Allah, onlar hakkında sürülmeye hükmetmemiş olsaydı, muhakkak kendilerine dünyada azap edecekti. Ahirette ise, onlar için cehennem azabı vardır.
Haşr 4 · sayfa 546
ذٰلِكَ بِاَنَّهُمْ شَٓاقُّوا اللّٰهَ وَرَسُولَهُۚ وَمَنْ یُشَٓاقِّ اللّٰهَ فَاِنَّ اللّٰهَ شَدٖیدُ الْعِقَابِ
Bu, onların Allah'a ve Resülüne karşı gelmeleri sebebiyledir. Kim Allah'a karşı gelirse bilsin ki, Allah'ın azabı şiddetlidir.
Haşr 5 · sayfa 546
مَا قَطَعْتُمْ مِنْ لٖینَةٍ اَوْ تَرَكْتُمُوهَا قَٓائِمَةً عَلٰٓى اُصُولِهَا فَبِاِذْنِ اللّٰهِ وَلِیُخْزِیَ الْفَاسِقٖینَ
(Savaş gereği,) hurma ağaçlarından her neyi kestiniz, yahut (kesmeyip) kökleri üzerinde dikili bıraktınızsa hep Allah'ın izniyledir. Bu da fasıkları rezil etmesi içindir.
Haşr 6 · sayfa 546
وَمَٓا اَفَٓاءَ اللّٰهُ عَلٰى رَسُولِهٖ مِنْهُمْ فَمَٓا اَوْجَفْتُمْ عَلَیْهِ مِنْ خَیْلٍ وَلَا رِكَابٍ وَلٰكِنَّ اللّٰهَ یُسَلِّطُ رُسُلَهُ عَلٰى مَنْ یَشَٓاءُؕ وَاللّٰهُ عَلٰى كُلِّ شَیْءٍ قَدٖیرٌ
Onların mallarından Allah'ın, savaşılmaksızın peygamberine kazandırdığı mallar için siz, at ya da deve koşturmuş değilsiniz. Fakat Allah, peygamberlerini, dilediği kimselerin üzerine salıp onlara üstün kılar. Allah'ın her şeye hakkıyla gücü yeter.
Haşr 7 · sayfa 546
مَٓا اَفَٓاءَ اللّٰهُ عَلٰى رَسُولِهٖ مِنْ اَهْلِ الْقُرٰى فَلِلّٰهِ وَلِلرَّسُولِ وَلِذِی الْقُرْبٰى وَالْیَتَامٰى وَالْمَسَاكٖینِ وَابْنِ السَّبٖیلِۙ كَیْ لَا یَكُونَ دُولَةً بَیْنَ الْاَغْنِیَٓاءِ مِنْكُمْؕ وَمَٓا اٰتٰیكُمُ الرَّسُولُ فَخُذُوهُ وَمَا نَهٰیكُمْ عَنْهُ فَانْتَهُواۚ وَاتَّقُوا اللّٰهَؕ اِنَّ اللّٰهَ شَدٖیدُ الْعِقَابِۘ
Allah'ın, (fethedilen) memleketlerin ahalisinden savaşılmaksızın peygamberine kazandırdığı mallar; Allah'a, peygambere, onun yakınlarına, yetimlere, yoksullara ve yolda kalmışlara aittir. O mallar, içinizden yalnız zenginler arasında dolaşan bir servet (ve güç) haline gelmesin diye (Allah böyle hükmetmiştir). Peygamber size ne verdiyse onu alın, neyi de size yasak ettiyse ondan vazgeçin. Allah'a karşı gelmekten sakının. Şüphesiz, Allah'ın azabı çetindir.
Haşr 8 · sayfa 546
لِلْفُقَرَٓاءِ الْمُهَاجِرٖینَ الَّذٖینَ اُخْرِجُوا مِنْ دِیَارِهِمْ وَاَمْوَالِهِمْ یَبْتَغُونَ فَضْلًا مِنَ اللّٰهِ وَرِضْوَانًا وَیَنْصُرُونَ اللّٰهَ وَرَسُولَهُؕ اُو࣑لٰٓئِكَ هُمُ الصَّادِقُونَۚ
Bu mallar özellikle, Allah'tan bir lütuf ve hoşnudluk ararken ve Allah'ın dinine ve peygamberine yardım ederken yurtlarından ve mallarından uzaklaştırılan fakir muhacirlerindir. İşte onlar doğru kimselerin ta kendileridir.
Haşr 9 · sayfa 546
وَالَّذٖینَ تَبَوَّؤُ الدَّارَ وَالْاٖیمَانَ مِنْ قَبْلِهِمْ یُحِبُّونَ مَنْ هَاجَرَ اِلَیْهِمْ وَلَا یَجِدُونَ فٖی صُدُورِهِمْ حَاجَةً مِمَّٓا اُو࣒تُوا وَیُؤْثِرُونَ عَلٰٓى اَنْفُسِهِمْ وَلَوْ كَانَ بِهِمْ خَصَاصَةٌؕ وَمَنْ یُوقَ شُحَّ نَفْسِهٖ فَاُو࣑لٰٓئِكَ هُمُ الْمُفْلِحُونَۚ
Onlardan (muhacirlerden) önce o yurda (Medine'ye) yerleşmiş ve imanı da gönüllerine yerleştirmiş olanlar, hicret edenleri severler. Onlara verilenlerden dolayı içlerinde bir rahatsızlık duymazlar. Kendileri son derece ihtiyaç içinde bulunsalar bile onları kendilerine tercih ederler. Kim nefsinin cimriliğinden, hırsından korunursa, işte onlar kurtuluşa erenlerin ta kendileridir.
Haşr 10 · sayfa 547
وَالَّذٖینَ جَٓاؤُ࣒ مِنْ بَعْدِهِمْ یَقُولُونَ رَبَّنَا اغْفِرْ لَنَا وَلِاِخْوَانِنَا الَّذٖینَ سَبَقُونَا بِالْاٖیمَانِ وَلَا تَجْعَلْ فٖی قُلُوبِنَا غِلًّا لِلَّذٖینَ اٰمَنُوا رَبَّنَٓا اِنَّكَ رَؤُ࣒فٌ رَحٖیمٌࣖ
Onlardan sonra gelenler ise şöyle derler: "Ey Rabbimiz! Bizi ve bizden önce iman etmiş olan kardeşlerimizi bağışla. Kalplerimizde, iman edenlere karşı hiçbir kin tutturma! Ey Rabbimiz! Şüphesiz sen çok esirgeyicisin, çok merhametlisin."
Haşr 11 · sayfa 547
اَلَمْ تَرَ اِلَى الَّذٖینَ نَافَقُوا یَقُولُونَ لِاِخْوَانِهِمُ الَّذٖینَ كَفَرُوا مِنْ اَهْلِ الْكِتَابِ لَئِنْ اُخْرِجْتُمْ لَنَخْرُجَنَّ مَعَكُمْ وَلَا نُطٖیعُ فٖیكُمْ اَحَدًا اَبَدًاۙ وَاِنْ قُوتِلْتُمْ لَنَنْصُرَنَّكُمْؕ وَاللّٰهُ یَشْهَدُ اِنَّهُمْ لَكَاذِبُونَ
Kitap ehlinden O inkar eden kardeşlerine, "Yemin ederiz ki, siz (Medine'den) çıkarılırsanız, muhakkak biz de sizinle beraber çıkarız. Sizin hakkınızda asla kimseye boyun eğmeyiz. Eğer size karşı savaşılırsa size mutlaka yardım ederiz" diyerek münafıklık yapanlara bakmaz mısın? Halbuki Allah onların kesinlikle yalancı olduklarına şahitlik eder.
Haşr 12 · sayfa 547
لَئِنْ اُخْرِجُوا لَا یَخْرُجُونَ مَعَهُمْۚ وَلَئِنْ قُوتِلُوا لَا یَنْصُرُونَهُمْۚ وَلَئِنْ نَصَرُوهُمْ لَیُوَلُّنَّ الْاَدْبَارَࣞ ثُمَّ لَا یُنْصَرُونَ
Andolsun, eğer (kardeşleri Medine'den) çıkarılırsa, onlarla beraber çıkmazlar. Kendilerine karşı savaşılırsa, onlara yardım etmezler. Yardım edecek olsalar bile, andolsun mutlaka arkalarını dönüp kaçarlar, sonra kendilerine de yardım edilmez.
Haşr 13 · sayfa 547
لَاَنْتُمْ اَشَدُّ رَهْبَةً فٖی صُدُورِهِمْ مِنَ اللّٰهِؕ ذٰلِكَ بِاَنَّهُمْ قَوْمٌ لَا یَفْقَهُونَ
Onların kalplerinde size karşı duydukları korku, Allah'a karşı duydukları korkudan daha baskındır. Bu onların anlamaz bir toplum olmaları sebebiyledir.
Haşr 14 · sayfa 547
لَا یُقَاتِلُونَكُمْ جَمٖیعًا اِلَّا فٖی قُرًى مُحَصَّنَةٍ اَوْ مِنْ وَرَٓاءِ جُدُرٍؕ بَاْسُهُمْ بَیْنَهُمْ شَدٖیدٌؕ تَحْسَبُهُمْ جَمٖیعًا وَقُلُوبُهُمْ شَتّٰىؕ ذٰلِكَ بِاَنَّهُمْ قَوْمٌ لَا یَعْقِلُونَۚ
Onlar müstahkem kaleler içinde veya duvarlar arkasında olmadan sizinle toplu halde savaşmazlar. Kendi aralarındaki çekişmeleri şiddetlidir. Sen onları toplu sanırsın. Halbuki kalpleri darmadağınıktır. Bu, onların akılları ermez bir topluluk olmalarındandır.
Haşr 15 · sayfa 547
كَمَثَلِ الَّذٖینَ مِنْ قَبْلِهِمْ قَرٖیبًا ذَاقُوا وَبَالَ اَمْرِهِمْۚ وَلَهُمْ عَذَابٌ اَلٖیمٌۚ
Onların durumu, kendilerinden az öncekilerin (Mekkeli müşriklerin) durumu gibidir. Onlar (Bedir'de) yaptıklarının cezasını tatmışlardır. Onlara (Ahirette de) elem dolu bir azap vardır.