İnsân 1 · sayfa 578
هَلْ اَتٰى عَلَى الْاِنْسَانِ حٖینٌ مِنَ الدَّهْرِ لَمْ یَكُنْ شَیْـًٔا مَذْكُورًا
İnsan (henüz) anılır bir şey değilken (yaratılmamışken) üzerinden uzunca bir zaman geçti.
الْاِنْسَانِ
Okuma 1 / 3 Sonraki
İnsân 1 · sayfa 578
هَلْ اَتٰى عَلَى الْاِنْسَانِ حٖینٌ مِنَ الدَّهْرِ لَمْ یَكُنْ شَیْـًٔا مَذْكُورًا
İnsan (henüz) anılır bir şey değilken (yaratılmamışken) üzerinden uzunca bir zaman geçti.
İnsân 2 · sayfa 578
اِنَّا خَلَقْنَا الْاِنْسَانَ مِنْ نُطْفَةٍ اَمْشَاجٍࣗ نَبْتَلٖیهِ فَجَعَلْنَاهُ سَمٖیعًا بَصٖیرًا
Şüphesiz biz insanı, karışım halindeki az bir sudan (meniden) yarattık ve onu imtihan edeceğiz. Bu sebeple onu işitir ve görür kıldık.
İnsân 3 · sayfa 578
اِنَّا هَدَیْنَاهُ السَّبٖیلَ اِمَّا شَاكِرًا وَاِمَّا كَفُورًا
Şüphesiz biz onu (ömür boyu yürüyeceği) yola koyduk. O bu yolu ya şükrederek ya da nankörlük ederek kateder.
İnsân 4 · sayfa 578
اِنَّٓا اَعْتَدْنَا لِلْكَافِرٖینَ سَلَاسِلَا࣑ وَاَغْلَالًا وَسَعٖیرًا
Şüphesiz biz, kâfirler için zincirler, demir halkalar ve alevli bir ateş hazırladık.
İnsân 5 · sayfa 578
اِنَّ الْاَبْرَارَ یَشْرَبُونَ مِنْ كَاْسٍ كَانَ مِزَاجُهَا كَافُورًاۚ
İyiler ise, katkısı kâfur olan içecekler dolu bir kadehten içerler.
İnsân 6 · sayfa 579
عَیْنًا یَشْرَبُ بِهَا عِبَادُ اللّٰهِ یُفَجِّرُونَهَا تَفْجٖیرًا
Bir pınar ki Allah'ın kulları ondan içer, onu (istedikleri şekilde) fışkırtıp akıtırlar.
İnsân 7 · sayfa 579
یُوفُونَ بِالنَّذْرِ وَیَخَافُونَ یَوْمًا كَانَ شَرُّهُ مُسْتَطٖیرًا
O kullar adaklarını yerine getirirler. Kötülüğü her yanı kuşatmış bir günden korkarlar.
İnsân 8 · sayfa 579
وَیُطْعِمُونَ الطَّعَامَ عَلٰى حُبِّهٖ مِسْكٖینًا وَیَتٖیمًا وَاَسٖیرًا
Onlar, seve seve yiyeceği yoksula, yetime ve esire yedirirler.
İnsân 9 · sayfa 579
اِنَّمَا نُطْعِمُكُمْ لِوَجْهِ اللّٰهِ لَا نُرٖیدُ مِنْكُمْ جَزَٓاءً وَلَا شُكُورًا
(Yedirdikleri kimselere şöyle derler:) "Biz size sırf Allah rızası için yediriyoruz. Sizden bir karşılık ve bir teşekkür beklemiyoruz."
İnsân 10 · sayfa 579
اِنَّا نَخَافُ مِنْ رَبِّنَا یَوْمًا عَبُوسًا قَمْطَرٖیرًا
"Çünkü biz, asık suratlı, çetin bir günden (o günün azabından dolayı) Rabbimizden korkarız."
İnsân 11 · sayfa 579
فَوَقٰیهُمُ اللّٰهُ شَرَّ ذٰلِكَ الْیَوْمِ وَلَقّٰیهُمْ نَضْرَةً وَسُرُورًاۚ
Allah da onları o günün kötülüğünden korur ve yüzlerine bir aydınlık ve içlerine bir sevinç verir.
İnsân 12 · sayfa 579
وَجَزٰیهُمْ بِمَا صَبَرُوا جَنَّةً وَحَرٖیرًاۙ
Sabretmelerine karşılık da onları cennet ve ipek(ten giysiler) ile mükafatlandırır.
İnsân 13 · sayfa 579
مُتَّكِــٖٔینَ فٖیهَا عَلَى الْاَرَٓائِكِۚ لَا یَرَوْنَ فٖیهَا شَمْسًا وَلَا زَمْهَرٖیرًاۚ
Orada koltuklar üzerine kurulmuş olarak bulunurlar. Orada ne güneş (yakıcı sıcak) görürler, ne de dondurucu soğuk.
İnsân 14 · sayfa 579
وَدَانِیَةً عَلَیْهِمْ ظِلَالُهَا وَذُلِّلَتْ قُطُوفُهَا تَذْلٖیلًا
Üzerlerine cennetin gölgeleri sarkmış, cennetin meyveleri (kolayca alınacak şekilde) yakınlaştırılarak hazırlanmıştır.
İnsân 15 · sayfa 579
وَیُطَافُ عَلَیْهِمْ بِاٰنِیَةٍ مِنْ فِضَّةٍ وَاَكْوَابٍ كَانَتْ قَوَارٖیرَاۙ
Etraflarında gümüş kaplar, şeffaf kadehler dolaştırılır.