Mürselât 1 · sayfa 580
وَالْمُرْسَلَاتِ عُرْفًاۙ
Ard arda gönderilenlere, kasırga gibi esenlere, hakkıyla yayanlara, hakkıyla ayıranlara, özür ya da uyarı olmak üzere öğüt bırakanlara andolsun ki, uyarıldığınız (Kıyamet) mutlaka gerçekleşecektir.
الْمُرْسَلَاتِ
Okuma 1 / 4 Sonraki
Mürselât 1 · sayfa 580
وَالْمُرْسَلَاتِ عُرْفًاۙ
Ard arda gönderilenlere, kasırga gibi esenlere, hakkıyla yayanlara, hakkıyla ayıranlara, özür ya da uyarı olmak üzere öğüt bırakanlara andolsun ki, uyarıldığınız (Kıyamet) mutlaka gerçekleşecektir.
Mürselât 2 · sayfa 580
فَالْعَاصِفَاتِ عَصْفًاۙ
Ard arda gönderilenlere, kasırga gibi esenlere, hakkıyla yayanlara, hakkıyla ayıranlara, özür ya da uyarı olmak üzere öğüt bırakanlara andolsun ki, uyarıldığınız (Kıyamet) mutlaka gerçekleşecektir.
Mürselât 3 · sayfa 580
وَالنَّاشِرَاتِ نَشْرًاۙ
Ard arda gönderilenlere, kasırga gibi esenlere, hakkıyla yayanlara, hakkıyla ayıranlara, özür ya da uyarı olmak üzere öğüt bırakanlara andolsun ki, uyarıldığınız (Kıyamet) mutlaka gerçekleşecektir.
Mürselât 4 · sayfa 580
فَالْفَارِقَاتِ فَرْقًاۙ
Ard arda gönderilenlere, kasırga gibi esenlere, hakkıyla yayanlara, hakkıyla ayıranlara, özür ya da uyarı olmak üzere öğüt bırakanlara andolsun ki, uyarıldığınız (Kıyamet) mutlaka gerçekleşecektir.
Mürselât 5 · sayfa 580
فَالْمُلْقِیَاتِ ذِكْرًاۙ
Ard arda gönderilenlere, kasırga gibi esenlere, hakkıyla yayanlara, hakkıyla ayıranlara, özür ya da uyarı olmak üzere öğüt bırakanlara andolsun ki, uyarıldığınız (Kıyamet) mutlaka gerçekleşecektir.
Mürselât 6 · sayfa 580
عُذْرًا اَوْ نُذْرًاۙ
Ard arda gönderilenlere, kasırga gibi esenlere, hakkıyla yayanlara, hakkıyla ayıranlara, özür ya da uyarı olmak üzere öğüt bırakanlara andolsun ki, uyarıldığınız (Kıyamet) mutlaka gerçekleşecektir.
Mürselât 7 · sayfa 580
اِنَّمَا تُوعَدُونَ لَوَاقِعٌؕ
Ard arda gönderilenlere, kasırga gibi esenlere, hakkıyla yayanlara, hakkıyla ayıranlara, özür ya da uyarı olmak üzere öğüt bırakanlara andolsun ki, uyarıldığınız (Kıyamet) mutlaka gerçekleşecektir.
Mürselât 8 · sayfa 580
فَاِذَا النُّجُومُ طُمِسَتْۙ
Yıldızların ışığı söndürüldüğü zaman,
Mürselât 9 · sayfa 580
وَاِذَا السَّمَٓاءُ فُرِجَتْۙ
Gök yarıldığı zaman,
Mürselât 10 · sayfa 580
وَاِذَا الْجِبَالُ نُسِفَتْۙ
Dağlar ufalanıp savrulduğu zaman,
Mürselât 11 · sayfa 580
وَاِذَا الرُّسُلُ اُقِّتَتْؕ
Peygamberler için (ümmetlerine şahitlik etmek üzere) vakit belirlendiği zaman (kıyamet gerçekleşir).
Mürselât 12 · sayfa 580
لِاَیِّ یَوْمٍ اُجِّلَتْؕ
(Bu) hangi güne ertelenmiştir?
Mürselât 13 · sayfa 580
لِیَوْمِ الْفَصْلِۚ
Hüküm ve ayırım gününe.
Mürselât 14 · sayfa 580
وَمَٓا اَدْرٰیكَ مَا یَوْمُ الْفَصْلِؕ
Hüküm ve ayırım gününü sen ne bileceksin.
Mürselât 15 · sayfa 580
وَیْلٌ یَوْمَئِذٍ لِلْمُكَذِّبٖینَ
O gün vay yalanlayanların haline!