Beled 1 · sayfa 594
لَٓا اُقْسِمُ بِهٰذَا الْبَلَدِۙ
Sen bu beldedeyken bu beldeye (Mekke'ye), babaya ve ondan meydana gelen çocuğa yemin ederim ki biz insanı bir sıkıntı ve zorluk içinde (olacak ve bunlara göğüs gerecek şekilde) yarattık.
الْبَلَدِ
Okuma 1 / 2 Sonraki
Beled 1 · sayfa 594
لَٓا اُقْسِمُ بِهٰذَا الْبَلَدِۙ
Sen bu beldedeyken bu beldeye (Mekke'ye), babaya ve ondan meydana gelen çocuğa yemin ederim ki biz insanı bir sıkıntı ve zorluk içinde (olacak ve bunlara göğüs gerecek şekilde) yarattık.
Beled 2 · sayfa 594
وَاَنْتَ حِلٌّ بِهٰذَا الْبَلَدِۙ
Sen bu beldedeyken bu beldeye (Mekke'ye), babaya ve ondan meydana gelen çocuğa yemin ederim ki biz insanı bir sıkıntı ve zorluk içinde (olacak ve bunlara göğüs gerecek şekilde) yarattık.
Beled 3 · sayfa 594
وَوَالِدٍ وَمَا وَلَدَۙ
Sen bu beldedeyken bu beldeye (Mekke'ye), babaya ve ondan meydana gelen çocuğa yemin ederim ki biz insanı bir sıkıntı ve zorluk içinde (olacak ve bunlara göğüs gerecek şekilde) yarattık.
Beled 4 · sayfa 594
لَقَدْ خَلَقْنَا الْاِنْسَانَ فٖی كَبَدٍؕ
Sen bu beldedeyken bu beldeye (Mekke'ye), babaya ve ondan meydana gelen çocuğa yemin ederim ki biz insanı bir sıkıntı ve zorluk içinde (olacak ve bunlara göğüs gerecek şekilde) yarattık.
Beled 5 · sayfa 594
اَیَحْسَبُ اَنْ لَنْ یَقْدِرَ عَلَیْهِ اَحَدٌۘ
İnsanoğlu, kendisine kimsenin güç yetiremeyeceğini mi sanıyor?
Beled 6 · sayfa 594
یَقُولُ اَهْلَكْتُ مَالًا لُبَدًاؕ
"Yığınla mal harcadım" diyor.
Beled 7 · sayfa 594
اَیَحْسَبُ اَنْ لَمْ یَرَهُٓ اَحَدٌؕ
Kendisini kimsenin görmediğini mi sanıyor?
Beled 8 · sayfa 595
اَلَمْ نَجْعَلْ لَهُ عَیْنَیْنِۙ
Biz ona iki göz, bir dil, iki dudak vermedik mi; iki apaçık yolu (hayır ve şer yollarını) göstermedik mi?
Beled 9 · sayfa 595
وَلِسَانًا وَشَفَتَیْنِۙ
Biz ona iki göz, bir dil, iki dudak vermedik mi; iki apaçık yolu (hayır ve şer yollarını) göstermedik mi?
Beled 10 · sayfa 595
وَهَدَیْنَاهُ النَّجْدَیْنِۚ
Biz ona iki göz, bir dil, iki dudak vermedik mi; iki apaçık yolu (hayır ve şer yollarını) göstermedik mi?
Beled 11 · sayfa 595
فَلَا اقْتَحَمَ الْعَقَبَةَؗ
Fakat o, sarp yokuşa atılmadı.
Beled 12 · sayfa 595
وَمَٓا اَدْرٰیكَ مَا الْعَقَبَةُؕ
Sarp yokuşun ne olduğunu sen ne bileceksin?
Beled 13 · sayfa 595
فَكُّ رَقَبَةٍۙ
O tutsak bir boynu çözmek(köle azat etmek) tir.
Beled 14 · sayfa 595
اَوْ اِطْعَامٌ فٖی یَوْمٍ ذٖی مَسْغَبَةٍۙ
Yahut şiddetli bir açlık gününde kendisiyle yakınlığı olan bir yetimi, yahut yerde sürünen bir yoksulu doyurmaktır.
Beled 15 · sayfa 595
یَتٖیمًا ذَا مَقْرَبَةٍۙ
Yahut şiddetli bir açlık gününde kendisiyle yakınlığı olan bir yetimi, yahut yerde sürünen bir yoksulu doyurmaktır.